Bugün

 

Son Güncelleme

 

İdeal Düşünce'yi

Giriş Sayfanız Yapın

İdeal Düşünce'yi

Sık Kullanılanlara Ekleyin

anasayfa eğitim sosyoloji sağlık kitap kültür-sanat bilişim röportaj dinler-kültürler arşiv alıntı iletişim

 

Yazarlar

YAZARLARIMIZIN BİYOGRAFİLERİ

Ziyaretçi Notu

İDEAL DÜŞÜNCE'de yer alan yazılarla ilgili YORUM YAZMAK YA DA YAZILMIŞ YORUMLARI OKUMAK İÇİN Yapılan yorumlardan yorum sahibi sorumludur.

İDEAL DÜŞÜNCE

Gönüllü bir bilgi paylaşım sitesidir.

www.idealdusunce.com

adresinde ve uzantılarında yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.


YAYIN EKİBİ


editör

VEDAT ÖZCAN

akademi

Prof.Dr.M. SAİD DOĞAN

güncel-edebiyat

VEDAT ÖZCAN

dinler ve kültürler

Dr. LÜTFÜ ÖZŞAHİN

güncel-siyaset

AKİF ÇARKÇI

sağlık

Dr. M. Nedim AYTEKİN


e-posta

dusunce@idealdusunce.com

İstatistik

 

 

 Din Ahlak ve Eğitim Siteleri Listesi

 

 Hikaye Hikayeler
  Toplist
 

 

 

İDEAL DÜŞÜNCE - HAZİRAN 2008

Akif ÇARKÇI

Anayasa Mahkemesi'nin Son Kararı Nasıl Okunmalı

11.06.2008

ak_cark@yahoo.com

 

 

 

Anayasa Mahkemesi’nin Son Kararı Nasıl Okunmalı?

 

 Türkiye ezeli bir özgürlük sorununun boğucu ikliminde yıllarını heba etmektedir.

 Gelişme-kalkınma ekseninde-tabi böyle bir kapsamlı iddiası varsa- temel insan hak ve özgürlükleri konusunda dişe dokunur bir iyileşme potansiyeli bulunmayan modern siyasal-toplumsal sistem, bireyi demir parmaklıklı bir kafese mahkum ederek kafesin dışındaki dünyada özgürce uçmasını engellemektedir.

 Otokratik-katı ideolojik sistemler ayakta durmak ve meşruiyet zeminlerini kaybetmemek adına bireyin yerküre üzerindeki bütün eylemlerine kırmızı çizgilerle sınırlar çizerler.

 Bu çizgiler kimi zaman dini özgürlükleri, kimi zaman siyasi özgürlükleri, kimi zaman da bireyin ekonomik özgürlüklerini çerçeveler, vesayet altına alır. Bu süreçte devlet aygıtına önemli bir işlev yüklenir.

 İdeolojik devlet krizinden henüz kurtulamamış olan Türkiye, tarihi ve toplumsal gerçeği ile bir türlü barışamadığı için modernist, yukarıdancı cumhuriyet reformlarının sürgit kılınması noktasında hala diri bir hafızaya ve eylem kabiliyetine sahiptir.

 Jakobenizmden beslenen, totaliter zihniyetli kişi ve kurumlar Türk toplumunun sosyolojik gerçeğine meydan okurcasına tavır geliştirerek, geniş halk kitlelerinin duyarlı olduğu değerlere karşı küçümseyici bir yaklaşım içerisinde, söz konusu değerlerin somut hayata taşınmasını engellemek istemektedirler.

 Özellikle dini inançların sosyal hayattaki görünümlerine tahammül edemeyen jakoben ve totaliter odaklar siyasal sistemin içindeki denge merkezlerini kullanarak dini birtakım özgürlüklerin kullanılmasına set çekmeye çalışmaktadırlar.

 Tek parti döneminde varit olan sert laikçi uygulamalar, bugün bürokratik oligarşi ve bu oligarşi ile aynı siyasal dili kullanan kimi siyasi partiler tarafından yeni versiyonlarıyla devreye sokulmaya çalışılmaktadır.

 Kırklı yılların kafa yapısı ile hareket eden bu zihniyetin ayakları Anadolu topraklarına basarken, zihin ve düşünce dünyaları başka bir medeniyetin atmosferinde dolaşmaktadır.

 Yabancılaşmanın ve redd-i mirasın doruk noktasında oturan jakoben seçkinciler, ideolojik devlet yapısının devamı için ellerindeki siyasal kudreti seçilmiş iktidarlarla asla paylaşmayacaklardır.

 Seçilmiş hükümetler, bu mevcut düzen yerini yenisine ve daha iyisine bırakmadıkça azınlığın çoğunluğa tahakkümünden kurtulamayacak ve asla gerçekten muktedir olamayacaklardır.

 Dolayısıyla hükümetlerin özgürlüklerin genişletilmesi noktasında attıkları adımlar siyasal sistemin ağırlık merkezini paylaşan gerçek muktedirler tarafından devamlı surette akim bırakılacaktır.

Hele de acemice ve iyi hesaplanmamış sivil siyasi girişimler gerçek muktedirlerin ellerindeki yüksek kalelere toslamışçasına başarısız olacaktır.

Anayasa Mahkemesinin aldığı kararın kısa yorumu bundan ibarettir.

Ancak bu kısa yorumdan sonra ben herkesi -bu noktaya gelinceye kadarki süreçte- siyaset kurumunun yaptığı stratejik hatalar üzerinde düşünmeye davet ediyorum.

Herkes başını elerinin arasına alıp düşünsün, “acaba nerede hata yaptık”? diye.

Buna siyasetçiler ve siyasetçileri birer süper kahraman olarak görüp, sonrasında büyük bir hayal kırıklığı ile oturduğu yere çakılıp kalanlar da dahil!

Özeleştiri kanalını açmadığımız sürece meseleleri sağlıklı değerlendirmekten daima uzak kalacağız.


Yazdırılabilir SürümYazdırılabilir Sürüm

Yorum gönder

Yazara e-mail gönder



 

 

Yorumlar


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Akif ÇARKÇI'nın yazıları 20.05.2007 tarihinden itibaren defa okunmuştur.

 

| AnaSayfa | Eğitim | Kültür-Sanat | Sosyoloji | Röportaj | Kitap | Bilişim | Sağlık | Dinler-Kültürler | Alıntı  | Arşiv | İletişim |

 
Copyright 2007 © İDEAL DÜŞÜNCE. All rights reserved.