Bugün

 

Son Güncelleme

 

İdeal Düşünce'yi

Giriş Sayfanız Yapın

İdeal Düşünce'yi

Sık Kullanılanlara Ekleyin

| AnaSayfa | Eğitim | Kültür-Sanat | Sosyoloji | Röportaj | Kitap | Bilişim | Sağlık | Dinler-Kültürler | Alıntı | Arşiv | İletişim |

 

Yazarlar

YAZARLARIMIZIN BİYOGRAFİLERİ

Ziyaretçi Notu

İDEAL DÜŞÜNCE'de yer alan yazılarla ilgili YORUM YAZMAK YA DA YAZILMIŞ YORUMLARI OKUMAK İÇİN Yapılan yorumlardan yorum sahibi sorumludur.

İDEAL DÜŞÜNCE

Gönüllü bir bilgi paylaşım sitesidir.

www.idealdusunce.com

adresinde ve uzantılarında yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.


YAYIN EKİBİ


editör

VEDAT ÖZCAN

akademi

Prof.Dr.M. SAİD DOĞAN

güncel-edebiyat

VEDAT ÖZCAN

dinler ve kültürler

Dr. LÜTFÜ ÖZŞAHİN

güncel-siyaset

AKİF ÇARKÇI

sağlık

Dr. M. Nedim AYTEKİN


e-posta

dusunce@idealdusunce.com

İstatistik

 
 
 Din Ahlak ve Eğitim Siteleri Listesi
 
 Hikaye Hikayeler
  Toplist
 
 
 

 

İDEAL DÜŞÜNCE - MART 2008

Durmuş HOCAOĞLU

Zaman, Kılıç Çekenin Kılıç İle Düşürülmesi Zamândır

08.03.2008

ALINTI

 

 

 

Amerikan Millî Savunma Bakanı Robert Gates ve George Bush'un adetâ ihtar edercesine dile getirdikleri "çekilme" sözlerini sarfettikleri günün akşamı çok dik bir duruş sergiledikten sonra, daha yirmi dört saat bile dolmadan, 29 Şubat Cuma günü silahlı kuvvetlerimizin Kuzey Irak'tan hiç beklenmedik bir şekilde ve çok büyük bir sür'atle çekilmesinin hâsıl ettiği te'sîr tam bir travmaya dönüşmüş bulunuyor. Kim ne derse desin; bağrı yanmış insanımızda harekât boyunca sürekli yükseliş gösteren kuvve-i mâneviyye bir ânda sarsıldı ve bu sarsıntı dinmiş de değil, hâlen, yayılarak ve derinleşerek devam ediyor. Türk insanı derin bir yara almış bir durumda; gurûru incindi, küçük düşürüldüğünü hissetti, ümitleri zayıfladı. Partilerinin her amelinde kerâmet gören zavallı mutaassıp partizanları bir tarafa bırakacak olursak, Hükûmet cephesinden üstüste yapılan pembe açıklamaların hiçbirisi bu yarayı kapatacak gibi değil ve dahası, içeride sür'atle tırmanan menfî gelişmeler, gemi azıya alan, PKK uzantısı olduğunu hiçbir sûrette gizlemeyecek kadar cür'etkârlaşan DHP'lilerin pervâsızlıkları, yarayı kangrene dönüştürüyor. Bundan daha da fenâsı var: Harekâtın şok şeklinde dur(durul)masının üzerinden bugüne kadar geçen bir haftalık süre zarfında dikkatler dışarıdan ziyâde içeriye çevrildi; bu fevkalâde mühim millî mes'ele karşısında muhâlefetin haklı olarak tevcîh ettiği suâller karşısında, Hükûmet'in, tatminkâr cevaplar vermek yerine polemiklere girmeği tercîh etmesi ve en fenânın en fenâsı da Sayın Genel Kurmay Başkanı'nın da bu polemiklere müdâhil olması olmuştur.

 

Onun da fenâsını, Sayın Genel Kurmay Başkanı'nın, siyâsî polemiklere girmekten de öte, PKK'nın Meclis'teki temsilcilerinin alenen "federasyon"u, "otonomi"yi öne sürdükleri bu ahvâl ve şerâit altında, onları bir tarafa bırakıp, hiç görmezlikten gelerek, milletten aldıkları vekâletin îcâbı olarak, siyâsî sorumluluk sâhibi Hükûmet ile siyâsî tartışmalara girişen MHP ve CHP yöneticilerini "hâinlerden daha tehlikeli" i'lân etmesi teşkîl etmektedir. Sayın Genel Kurmay Başkanı'nın bu tavrı fevkalâde yanlıştır – 'hatâlı' değil, 'yanlış'; hem usûlden ve hem de esastan yanlış: Askerlerin siyâsîler ile tartışmaya katılması, Harekât'ın siyâseten mes'uliyetinin Hükûmet'te değil kendilerinde olduğunu îmâ eder çünkü. Ve yine yanlış, hem de çok tehlikeli bir yanlış; zîra, "sizi "hâinlerden daha tehlikeli görüyorum" beyânatı, "onları bırakır, sizi hedef alırım" şeklinde yanlış yorumlara yolaçabilir ki bunun da neler getirebileceğini tahmîn etmek hiç de kehânet olmasa gerektir.  

 

Hâlbuki, zaman, içeride söz düelloları ile vakit geçirecek zaman değil; zaman, herşeyden önce ve behemehâl, toplumumuzun, başladığı gibi bitmediğini düşündüğü, daha açık ifâdesiyle, yüksek moral ile başlayıp düşük moral ile bittiği âşikâr olan bu durumun derhâl telâfî edilmesi zamânıdır; burada bahse konu olan mücerret bir fikir tartışması değil, fiilî bir durumun müzâkeresi olduğuna göre, en güzel sözlerin bile, alınacak, elle tutulur, somut bir sonuç kadar iknâ edici ve müessîr olamayacağını idrâk ve mûcibince amel etmektir.

 
Yazdırılabilir SürümYazdırılabilir Sürüm Yorum gönder Yazara e-mail gönder

    



   

| AnaSayfa | Eğitim | Kültür-Sanat | Sosyoloji | Röportaj | Kitap | Bilişim | Sağlık | Dinler-Kültürler | Alıntı  | Arşiv | İletişim |

 
Copyright 2007 © İDEAL DÜŞÜNCE. All rights reserved.