Bu makale, “Okulda Din Dersi
Tartışmaları (Türkiye’de Din Dersinin
Tarihi, Teorik Yapısı ve Bazı Ülkelerle
Karşılaştırılması), CÜ İlâhiyat
Fakültesi Dergisi, Sayı: XII/II, Sivas
2007, ss.5-71’de yayımlanmıştır.
Özet
Türkiye’de din eğitimi sorunu, yaygın
olarak tartışılmakta ve sürekli
güncelliğini korumaktadır. Bu konu
tartışılırken toplumun ihtiyaçlarının
değerlendirilmesinin yanında, başta
Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerde din
eğitimi uygulamalarını bilmemiz ve bu
tecrübelerden yararlanarak kendi
sistemimizi değerlendirmemiz
gerekmektedir.
Bu
makalede önce, okullarda din eğitimi ve
din dersi uygulamaları açıklanmış ve bu
uygulamalar sınıflandırılarak ortak
noktalar belirtilmiştir. Bu çerçevede,
din derslerinin okullarda yer alış
modelleri ortaya konmuş; dünyadaki
uygulamalara örnek olarak, uygulamada
farklılıklar gösteren ülkelerdeki
durumlar açıklanmıştır.
Dünyadaki din öğretimi ile ilgili
uygulamaları din dersinin statüsü
açısından değişik uygulamalar vardır.
Devlet okullarında din öğretimi
vermeyip, ancak özel okullarda ve dinî
kurumlarda, din öğretimine izin veren
ülkeler; din öğretimine seçmeli ders
olarak yer veren ülkeler; öğrencilerin
din ya da ahlak derslerinden birisini
seçmek zorunda olduğu ülkeler; din
dersinin zorunlu olduğu ülkeler
bulunmaktadır.
Din
derslerinin içeriği açısından ise dinler
hakkında öğretim, mezhebe/dine dayalı
olmayan (non confessional) yaklaşımla ve
sadece belli bir dinin ya da mezhebin
öğretildiği din eğitimi, mezhebe/dine
dayalı (confessional) yaklaşım olmak
üzere iki yaklaşım bulunmaktadır.
Türkiye; Danimarka, Yunanistan ve Norveç
gibi tüm öğrencilere zorunlu dinler
hakkında öğretim, mezhebe/dine dayalı
olmayan (non confessional) yaklaşımı
uygulamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Din öğretimi, din
eğitimi, din dersleri, okulda din dersi
Abstract
Discussing of The Religious Education in
Schools
The religious
education problem is discussed in Turkey
very common and it is very actual issue.
When we discuss this topic we should
know the demand of community and the
implementation of religious education
practice in Europe. So if we know these
units we can evaluate our education
system.
In
this article we
explain religious education and
implementation of religious instruction
in schools and we categorize these
implementation and models. We show the
examples of religious
education practice in the world.
There are different
implementations for statute of religious
education practices in the world. For
example; some of countries, there aren’t
any religious education in state schools
but only private schools and religious
associations. Some of them, religious
education is optional subject, or the
students should choose moral education
or religious education. And the some of
other countries, religious education is
compulsory.
There are two
approaches in religious education: one
of them confessional and the other
non-confessional. If we teach only one
religion it is called confessional
model. If we don’t teach only one
religion it is called non-confessional
model.
In Turkey, Denmark,
Greece and Norway are apply compulsory
non-confessional approach.
Key words:
Religious Education, Religious
instruction, religious instruction in
school
OKULDA DİN DERSİ TARTIŞMALARI
(Türkiye’de Din Dersinin Tarihi, Teorik
Yapısı ve Bazı Ülkelerle
Karşılaştırılması)
Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN
Giriş:
Türkiye’de din eğitimi sorunu, yaygın
olarak tartışılmakta ve sürekli
güncelliğini korumaktadır. Türkiye’nin
Avrupa Birliğine aday olması,
tartışmalara ayrı bir boyut daha
kazandırmışken, yeni anayasa
hazırlıkları tartışmaları adeta
alevlendirmiştir.
Bilindiği gibi, okullarımızda Din Dersi
1982’ye kadar isteğe bağlı olarak
okutuldu. 1982 yılından bu yana din
kültürü ve ahlak öğretimi zorunlu
dersler arasında yer aldı. Yeni
hazırlanan anayasa taslağında din
eğitiminin nasıl yer alacağı konusunun
yeterince tartışılmasını sağlamak
ülkemiz açısından önemlidir.
Bu
makalede, önce genel olarak din
öğretimindeki yaklaşımlar açıklanacak,
arkasından bazı ülkelerdeki din eğitimi
uygulamaları kısaca özetlenecek ve son
olarak Türkiye’deki uygulamalar ile
karşılaştırılması yapılacaktır.
Problem
Din
dersleri, Cumhuriyetin kurulmasından bu
yana üzerinde en çok tartışılan
konulardan biri olagelmiştir. En çok
tartışılan bir konu olmasına rağmen,
Türkiye’de çoğu zaman din dersleri
bilimsel yöntemle incelenip,
araştırılmış değildir. Tartışmalar hep
ideolojik yönde seyretmiş ve bu alanda
birbirine zıt iki görüş sürekli
savunulmuştur. Bu görüşlerin birisine
göre, “Din, bizim tarihî, hatta millî
olmuş kıymetlerimizden birisidir. Bu
sebeple onu çocuklarımıza
öğretmeliyiz.”(Okutan, 1980, 1) Çünkü
toplumdaki tüm kötülüklerin,
ahlâksızlıkların, huzursuzlukların
kaynağında kişilere iyi din ve ahlâk
eğitimi verilmemesi vardır. Bunun
karşıtı görüşe göre, “Türkiye laik bir
ülkedir, laik bir ülkenin okullarında
zorunlu Din Dersi yer alamaz.”(Koçer,
1967, 179) Bu görüşü destekleyenlere
göre okullarda Din Dersinin okutulması
Atatürk ilkeleri ve çağdaşlaşma için
tehlike arz etmektedir.
Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da
tartışmaların çoğu zaman bilimsellikten
uzak olduğu gözlenmektedir. Bu konu
tartışılırken toplumun ihtiyaçlarının
değerlendirilerek, alan için uygun
öğretim yöntemi ve ilkeleri
geliştirilerek bilimsel bir temele
oturtulması üzerinde
durulmamıştır.(Tekin, 1986, 4) Bu
nedenle konunun bilimsel çerçevede ele
alınmasında yarar vardır. Bunun için
başta Avrupa olmak üzere çeşitli
ülkelerde din eğitimi uygulamalarını
bilmemiz ve bu tecrübelerden
yararlanarak kendi sistemimizi
değerlendirmemiz gerekmektedir. O hâlde
bilimsel bir tartışma için gerekli
araştırmaların yapılması gerekir. Eğitim
sistemi ile ilgili tartışmaların
bilimsel bir temele dayandırılması ile
ilgili, eğitim bilimci Fatma Varış’ın şu
sözlerini aktarmak yararlı
olacaktır.(Varış, 1988, 14)
“Eğitim uygulamalı bir bilim alanıdır.
Bu bakımdan, yenileşme çabalarının,
kâğıt üzerinde özenerek çizilmiş yapı
değişiklikleriyle, yapılan konuşma ve
tartışmalarla veya herkesin kendi
tecrübe dağarcığından çıkararak en iyi
niyetlerle ortaya attığı önerilerle
gerçekleşeceği düşünülmemelidir. Her
şeyden önce, memleketimizde eğitimin
toplumsal ve bireysel temellerini
araştırarak, eğitimin sistematik
teorisini dile getirmek ve eğitim
politikasını ve amaçlarını bu teoriye
göre düzenlemek gerekmektedir. Bireyin
topluma yapıcı bir şekilde aktif uyumunu
sağlayacak, davranışların gelişmesine
yön çizecek olan amaçların, bilimsel bir
temele oturması önem taşır. Eğitim
amaçlarının gerçekleştirilmesinde
uygulanacak muhtevanın seçimi ve düzeni
bu alanda akademik çaba
gerektirmektedir.”
O
hâlde konuyu ele alırken, din ve ahlâk
öğretiminin toplumsal ve bireysel
temelleri ortaya konulmalıdır. Bireysel
yönden, dinin insanın farklı çağlarına
ve ihtiyaçlarına göre nasıl öğretim
konusu yapılacağı belirlenmelidir.
Toplumsal yönden ise, genel eğitim
politikası, dinin amacı ve toplumun
ihtiyaçları arasında bir denge kurulması
ve bu yönde Din Dersinin teorisinin
geliştirilmesi gerekmektedir.
Bugün
ülkemizde din öğretiminin en önemli
sorunu, Din Dersinin şekli ve muhtevası
üzerinde tartışılırken çoğu zaman
unutulan, Türk halkının güncel dinî
ihtiyaçlarına en iyi şekilde nasıl cevap
verebileceği sorusudur.(Bilgin, 1988,
334)
Türkiye’de Din Derslerinin Tarihi
Cumhuriyetten önce din eğitimi camiler,
medreseler, tekkeler, enderun, sıbyan
mektepleri, rüştiye, idadî ve sultanîler
gibi çeşitli öğretim kurumlarında
yapılırdı. Cumhuriyetin ilanından sonra
3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan 430
sayılı Tevhid-i Tedrisat Yasası ile
bütün eğitim öğretim kurumları “Maarif
Vekaleti”ne bağlandı.
Cumhuriyet öncesi dönemde okullarda
Kur’an-ı Kerim ve Malumatı Diniye
şeklinde yer alan din dersleri, 1924
yılı ilkokul programlarında Kur’an-ı
Kerim ve Din dersleri adı ile haftada
ikişer saat; ortaokul 1. ve 2.
sınıflarında din dersleri adıyla haftada
1 saatlik olmak üzere yer almıştır. Aynı
şekilde, 1924 yılı programlarında
Muallim Mekteplerinin birinci ve ikinci
sınıflarında haftada ikişer saat din
dersleri okutulmuştur.
Ancak
Din Bilgisi dersleri liselerin
programlarından 1924’te, ortaokulların
programlarından 1927’de, şehir
ilkokullarıyla Muallim Mekteplerinin
programlarından ise kademeli olarak 1929
ile 1931 yılları arasında devre dışı
bırakılmıştır. Yalnızca köy
ilkokullarının programlarında 3. sınıfta
ve perşembe günleri yarım saat olarak
1939’a kadar devam edebilmiştir.
1949
yılında ilkokulların 4. ve 5.
sınıflarında haftada ikişer saat olmak
üzere yeniden okutulmaya başlanan ve
sınıf geçmeye etki etmeyen Din Bilgisi
dersi, 1950 yılında ilkokulların 4. ve
5. sınıflarında birer saate indirilmiş
ve sınıf geçmeye etki eden bir ders
hâline getirilmiştir.
1953
yılında İlk Öğretmen Okullarının 1. ve
2. sınıflarında zorunlu olmak üzere,
1956-1957 öğretim yılında, ortaokulların
1. ve 2, sınıflarında, sınıf geçmede
etkili olmak kaydıyla; 1967-1968 öğretim
yılında lise ve dengi okulların 1. ve 2.
sınıflarında isteğe bağlı olarak
okutulmak ve bu dersi seçen öğrenciler
için sınıf geçmeye etki etmek üzere
haftada birer saat Din Dersi okutulmaya
başlanmıştır.
1974-1975 öğretim yılında, ilkokulların
4. ve 5., ortaokulların 1, 2 ve 3.,
liselerin 1. ve 2. sınıflarında zorunlu
Ahlâk dersi okutulmaya başlanmıştır.
1975-1976 öğretim yılında ortaokullar
ile lise ve dengi meslek okullarının son
sınıflarına isteğe bağlı olarak Din
Bilgisi, aynı öğretim yılında lise ve
dengi meslek okullarının son sınıflarına
da Ahlâk dersleri konulmuştur. 1982
Anayasası’nın 24. maddesinin “... Din
Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretimi ilk ve
ortaöğretim kurumlarında okutulan
zorunlu dersler arasında yer alır...”
hükmü doğrultusunda Din Bilgisi ve Ahlâk
Dersi birleştirilerek adı da Din Kültürü
ve Ahlâk Bilgisi olarak değiştirilmiş ve
ilkokul, ortaokul ve liselerimizde
okutulan zorunlu dersler arasında yer
almıştır.
Hâlen
bu ders, ilköğretim 4-8. sınıflarında
haftada ikişer, liselerde birer saat
olarak okutulmaktadır.
Dinî Eğitimden, Din Öğretimine Geçiş
Büyük
dinlerin özellikle İslâm dininin
getirdiği dünya görüşü hayatın bütünlüğü
ilkesine dayalıdır. Bu görüş eğitim
öğretim sistemini bütünüyle
etkilemiştir.
Türklerin çok eski tarihleri ve bu
tarihlerinden gelen hayat görüşleri
olduğu bilinmektedir. Fakat yakın zamana
kadar Türk tarihinin başlangıcı İslâm
tarihinin başlangıcı ile aynı
sayılmıştır. Büyük şahsiyetlerin soy
kütükleri İslâm’ın ilk devirlerdeki
büyük şahsiyetlere dayandırılmış,
öğrencilere peygamberler tarihinden
sonra, İslâm devletleri tarihi ve bu
arada Selçuklu ve Osmanlı tarihleri
öğretilmiştir. Osmanlı toplumunun
değerler sistemi, siyasi ve sosyal
yapısı, tarihin daha çok bir din tarihi
olarak anlaşılmasına elverişlidir. Bu
dönemde diğer milletler de benzer
anlayışlara sahiptirler. |