internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

anasayfa  iletişim arşiv

Bugün

 

Son Güncelleme

 

İdeal Düşünce'yi

Giriş Sayfanız Yapın

İdeal Düşünce'yi

Sık Kullanılanlara Ekleyin

anasayfa eğitim sosyoloji sağlık kitap kültür-sanat bilişim röportaj dinler-kültürler arşiv alıntı iletişim

 

Yazarlar

YAZARLARIMIZIN BİYOGRAFİLERİ

Ziyaretçi Notu

İDEAL DÜŞÜNCE'de yer alan yazılarla ilgili YORUM YAZMAK YA DA YAZILMIŞ YORUMLARI OKUMAK İÇİN Yapılan yorumlardan yorum sahibi sorumludur.

İDEAL DÜŞÜNCE

Gönüllü bir bilgi paylaşım sitesidir.

www.idealdusunce.com

adresinde ve uzantılarında yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.


YAYIN EKİBİ


editör

VEDAT ÖZCAN

akademi

Prof.Dr.M. SAİD DOĞAN

güncel-edebiyat

VEDAT ÖZCAN

dinler ve kültürler

Dr. LÜTFÜ ÖZŞAHİN

güncel-siyaset

AKİF ÇARKÇI

sağlık

Dr. M. Nedim AYTEKİN


e-posta

dusunce@idealdusunce.com

İstatistik

 

 

 Dizin Arama Motoru

 Din Ahlak ve Eğitim Siteleri Listesi

 

 Hikaye Hikayeler

  Toplist

 

 

 

İDEAL DÜŞÜNCE - ARALIK 2007

Selahattin ÖZYURT

OKULDA DİN DERSİ TARTIŞMALARI

(Türkiye’de Din Dersinin Tarihi, Teorik Yapısı, Bazı Ülkelerle Karşılaştırılması)*

Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN** 

 

www.mehmetzekiaydin.com

03.12.2007

maydin123@hotmail.com

  internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

 

Bu makale, “Okulda Din Dersi Tartışmaları (Türkiye’de Din Dersinin Tarihi, Teorik Yapısı ve Bazı Ülkelerle Karşılaştırılması), CÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: XII/II, Sivas 2007, ss.5-71’de yayımlanmıştır.

 

Özet

Türkiye’de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta ve sürekli güncelliğini korumaktadır.  Bu konu tartışılırken toplumun ihtiyaçlarının değerlendirilmesinin yanında, başta Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerde din eğitimi uygulamalarını bilmemiz ve bu tecrübelerden yararlanarak kendi sistemimizi değerlendirmemiz gerekmektedir.

Bu makalede önce, okullarda din eğitimi ve din dersi uygulamaları açıklanmış ve bu uygulamalar sınıflandırılarak ortak noktalar belirtilmiştir. Bu çerçevede, din derslerinin okullarda yer alış modelleri ortaya konmuş; dünyadaki uygulamalara örnek olarak, uygulamada farklılıklar gösteren ülkelerdeki durumlar açıklanmıştır.

Dünyadaki din öğretimi ile ilgili uygulamaları din dersinin statüsü açısından değişik uygulamalar vardır. Devlet okullarında din öğretimi vermeyip, ancak özel okullarda ve dinî kurumlarda, din öğretimine izin veren ülkeler; din öğretimine seçmeli ders olarak yer veren ülkeler; öğrencilerin din ya da ahlak derslerinden birisini seçmek zorunda olduğu ülkeler; din dersinin zorunlu olduğu ülkeler bulunmaktadır.

Din derslerinin içeriği açısından ise dinler hakkında öğretim, mezhebe/dine dayalı olmayan (non confessional) yaklaşımla ve sadece belli bir dinin ya da mezhebin öğretildiği din eğitimi, mezhebe/dine dayalı (confessional) yaklaşım olmak üzere iki yaklaşım bulunmaktadır.

Türkiye; Danimarka, Yunanistan ve Norveç gibi tüm öğrencilere zorunlu dinler hakkında öğretim, mezhebe/dine dayalı olmayan (non confessional) yaklaşımı uygulamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Din öğretimi, din eğitimi, din dersleri, okulda din dersi

 

Abstract

Discussing of The Religious Education in Schools

The religious education problem is discussed in Turkey very common and it is very actual issue. When we discuss this topic we should know the demand of community and the implementation of religious education practice in Europe. So if we know these units we can evaluate our education system.

In this article we explain religious education and implementation of religious instruction in schools and we categorize these implementation and models. We show the examples of religious education practice in the world.

There are different implementations for statute of religious education practices in the world. For example; some of countries, there aren’t any religious education in state schools but only private schools and religious associations. Some of them, religious education is optional subject, or the students should choose moral education or religious education. And the some of other countries, religious education is compulsory.

There are two approaches in religious education: one of them confessional and the other non-confessional. If we teach only one religion it is called confessional model. If we don’t teach only one religion it is called non-confessional model.

In Turkey, Denmark, Greece and Norway are apply compulsory non-confessional approach.

Key words: Religious Education, Religious instruction, religious instruction in school

 

OKULDA DİN DERSİ TARTIŞMALARI

(Türkiye’de Din Dersinin Tarihi, Teorik Yapısı ve Bazı Ülkelerle Karşılaştırılması)

Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN

Giriş:

Türkiye’de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta ve sürekli güncelliğini korumaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliğine aday olması, tartışmalara ayrı bir boyut daha kazandırmışken, yeni anayasa hazırlıkları tartışmaları adeta alevlendirmiştir.

Bilindiği gibi, okullarımızda Din Dersi 1982’ye kadar isteğe bağlı olarak okutuldu.  1982 yılından bu yana din kültürü ve ahlak öğretimi zorunlu dersler arasında yer aldı. Yeni hazırlanan anayasa taslağında din eğitiminin nasıl yer alacağı konusunun yeterince tartışılmasını sağlamak ülkemiz açısından önemlidir.

Bu makalede, önce genel olarak din öğretimindeki yaklaşımlar açıklanacak, arkasından bazı ülkelerdeki din eğitimi uygulamaları kısaca özetlenecek ve son olarak Türkiye’deki uygulamalar ile karşılaştırılması yapılacaktır.

Problem

Din dersleri, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana üzerinde en çok tartışılan konulardan biri olagelmiştir. En çok tartışılan bir konu olmasına rağmen, Türkiye’de çoğu zaman din dersleri bilimsel yöntemle incelenip, araştırılmış değildir. Tartışmalar hep ideolojik yönde seyretmiş ve bu alanda birbirine zıt iki görüş sürekli savunulmuştur. Bu görüşlerin birisine göre, “Din, bizim tarihî, hatta millî olmuş kıymetlerimizden birisidir. Bu sebeple onu çocuklarımıza öğretmeliyiz.”(Okutan, 1980, 1) Çünkü toplumdaki tüm kötülüklerin, ahlâksızlıkların, huzursuzlukların kaynağında kişilere iyi din ve ahlâk eğitimi verilmemesi vardır. Bunun karşıtı görüşe göre, “Türkiye laik bir ülkedir, laik bir ülkenin okullarında zorunlu Din Dersi yer alamaz.”(Koçer, 1967, 179) Bu görüşü destekleyenlere göre okullarda Din Dersinin okutulması Atatürk ilkeleri ve çağdaşlaşma için tehlike arz etmektedir.

Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da tartışmaların çoğu zaman bilimsellikten uzak olduğu gözlenmektedir. Bu konu tartışılırken toplumun ihtiyaçlarının değerlendirilerek, alan için uygun öğretim yöntemi ve ilkeleri geliştirilerek bilimsel bir temele oturtulması üzerinde durulmamıştır.(Tekin, 1986, 4) Bu nedenle konunun bilimsel çerçevede ele alınmasında yarar vardır. Bunun için başta Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerde din eğitimi uygulamalarını bilmemiz ve bu tecrübelerden yararlanarak kendi sistemimizi değerlendirmemiz gerekmektedir. O hâlde bilimsel bir tartışma için gerekli araştırmaların yapılması gerekir. Eğitim sistemi ile ilgili tartışmaların bilimsel bir temele dayandırılması ile ilgili, eğitim bilimci Fatma Varış’ın şu sözlerini aktarmak yararlı olacaktır.(Varış, 1988, 14)

“Eğitim uygulamalı bir bilim alanıdır. Bu bakımdan, yenileşme çabalarının, kâğıt üzerinde özenerek çizilmiş yapı değişiklikleriyle, yapılan konuşma ve tartışmalarla veya herkesin kendi tecrübe dağarcığından çıkararak en iyi niyetlerle ortaya attığı önerilerle gerçekleşeceği düşünülmemelidir. Her şeyden önce, memleketimizde eğitimin toplumsal ve bireysel temellerini araştırarak, eğitimin sistematik teorisini dile getirmek ve eğitim politikasını ve amaçlarını bu teoriye göre düzenlemek gerekmektedir. Bireyin topluma yapıcı bir şekilde aktif uyumunu sağlayacak, davranışların gelişmesine yön çizecek olan amaçların, bilimsel bir temele oturması önem taşır. Eğitim amaçlarının gerçekleştirilmesinde uygulanacak muhtevanın seçimi ve düzeni bu alanda akademik çaba gerektirmektedir.”

O hâlde konuyu ele alırken, din ve ahlâk öğretiminin toplumsal ve bireysel temelleri ortaya konulmalıdır. Bireysel yönden, dinin insanın farklı çağlarına ve ihtiyaçlarına göre nasıl öğretim konusu yapılacağı belirlenmelidir. Toplumsal yönden ise, genel eğitim politikası, dinin amacı ve toplumun ihtiyaçları arasında bir denge kurulması ve bu yönde Din Dersinin teorisinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Bugün ülkemizde din öğretiminin en önemli sorunu, Din Dersinin şekli ve muhtevası üzerinde tartışılırken çoğu zaman unutulan, Türk halkının güncel dinî ihtiyaçlarına en iyi şekilde nasıl cevap verebileceği sorusudur.(Bilgin, 1988, 334)

Türkiye’de Din Derslerinin Tarihi

Cumhuriyetten önce din eğitimi camiler, medreseler, tekkeler, enderun, sıbyan mektepleri, rüştiye, idadî ve sultanîler gibi çeşitli öğretim kurumlarında yapılırdı. Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Yasası ile bütün eğitim öğretim kurumları “Maarif Vekaleti”ne bağlandı.

Cumhuriyet öncesi dönemde okullarda Kur’an-ı Kerim ve Malumatı Diniye şeklinde yer alan din dersleri, 1924 yılı ilkokul programlarında Kur’an-ı Kerim ve Din dersleri adı ile haftada ikişer saat; ortaokul 1. ve 2. sınıflarında din dersleri adıyla haftada 1 saatlik olmak üzere yer almıştır. Aynı şekilde, 1924 yılı programlarında Muallim Mekteplerinin birinci ve ikinci sınıflarında haftada ikişer saat din dersleri okutulmuştur.

Ancak Din Bilgisi dersleri liselerin programlarından 1924’te, ortaokulların programlarından 1927’de, şehir ilkokullarıyla Muallim Mekteplerinin programlarından ise kademeli olarak 1929 ile 1931 yılları arasında devre dışı bırakılmıştır. Yalnızca köy ilkokullarının programlarında 3. sınıfta ve perşembe günleri yarım saat olarak 1939’a kadar devam edebilmiştir.

1949 yılında ilkokulların 4. ve 5. sınıflarında haftada ikişer saat olmak üzere yeniden okutulmaya başlanan ve sınıf geçmeye etki etmeyen Din Bilgisi dersi, 1950 yılında ilkokulların 4. ve 5. sınıflarında birer saate indirilmiş ve sınıf geçmeye etki eden bir ders hâline getirilmiştir.

1953 yılında İlk Öğretmen Okullarının 1. ve 2. sınıflarında zorunlu olmak üzere, 1956-1957 öğretim yılında, ortaokulların 1. ve 2, sınıflarında, sınıf geçmede etkili olmak kaydıyla; 1967-1968 öğretim yılında lise ve dengi okulların 1. ve 2. sınıflarında isteğe bağlı olarak okutulmak ve bu dersi seçen öğrenciler için sınıf geçmeye etki etmek üzere haftada birer saat Din Dersi okutulmaya başlanmıştır.

1974-1975 öğretim yılında, ilkokulların 4. ve 5., ortaokulların 1, 2 ve 3., liselerin 1. ve 2. sınıflarında zorunlu Ahlâk dersi okutulmaya başlanmıştır.

1975-1976 öğretim yılında ortaokullar ile lise ve dengi meslek okullarının son sınıflarına isteğe bağlı olarak Din Bilgisi, aynı öğretim yılında lise ve dengi meslek okullarının son sınıflarına da Ahlâk dersleri konulmuştur. 1982 Anayasası’nın 24. maddesinin “... Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır...” hükmü doğrultusunda Din Bilgisi ve Ahlâk Dersi birleştirilerek adı da Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi olarak değiştirilmiş ve ilkokul, ortaokul ve liselerimizde okutulan zorunlu dersler arasında yer almıştır.

Hâlen bu ders, ilköğretim 4-8. sınıflarında haftada ikişer, liselerde birer saat olarak okutulmaktadır.***

Dinî Eğitimden, Din Öğretimine Geçiş

Büyük dinlerin özellikle İslâm dininin getirdiği dünya görüşü hayatın bütünlüğü ilkesine dayalıdır. Bu görüş eğitim öğretim sistemini bütünüyle etkilemiştir.

Türklerin çok eski tarihleri ve bu tarihlerinden gelen hayat görüşleri olduğu bilinmektedir. Fakat yakın zamana kadar Türk tarihinin başlangıcı İslâm tarihinin başlangıcı ile aynı sayılmıştır. Büyük şahsiyetlerin soy kütükleri İslâm’ın ilk devirlerdeki büyük şahsiyetlere dayandırılmış, öğrencilere peygamberler tarihinden sonra, İslâm devletleri tarihi ve bu arada Selçuklu ve Osmanlı tarihleri öğretilmiştir. Osmanlı toplumunun değerler sistemi, siyasi ve sosyal yapısı, tarihin daha çok bir din tarihi olarak anlaşılmasına elverişlidir. Bu dönemde diğer milletler de benzer anlayışlara sahiptirler.