|
Kıymetli okur!
Uzun zamandan beri kalem oynatmıyorum. Çünkü her zaman
ve her şartta “bu işi mizah çözer” diyordum ya. İşte son
dönem ülke gündemi tam bir mizaha dönüştüğü için bana
ihtiyaç kalmadığını düşünmüştüm. Ağzım açık hızla
değişen gündemi takip ediyorum. Baktım ki takibi zor bir
gündemimiz var, ben de bu gündemle ilgili notlar almaya
başladım. Tabii ki günlüğüme… Artık benim de bir
günlüğüm var. Bakarsınız ben de meşhur olurum. Nokta.
Sevgili Günlük!
Birkaç haftadır, canım ülkemin gündemine yetişmeye
çalışıyorum. Ama nafile! Bu yüzden fikirlerimi seninle
paylaşmaya karar verdim.
Sevgili Günlük!
Demokrasimizin çeşitli sorunları var. En başta gelen
sorun ise şu ikide bir açılıp kapanan partiler. Her
parti kapatılmasında ekonomimiz, demokrasimiz, uluslar
arası itibarımız zarar görüyormuş. Uzmanlar öyle
diyorlar. Mademki partiler demokrasimize bu kadar yük
oluyor ve kapandıkça zarar veriyor, ben de bunu önlemek
için “Partisiz Demokrasi” projesi geliştirdim.
Sevgili Günlük!
İşte projem:
Önce AK Parti kapatılacak. Daha sonra Ak Parti'ye
başörtüsü değişikliğinde yardım ettiği için MHP
kapatılacak. Zaten DTP de kapatılacak. Meclis'te sadece
CHP kalacak. Bu arada meclis dışında kalan diğer
partiler de kendilerini feshedecekler. Bir de onlarla
uğraşmayalım. Eğer kendilerini feshetmekte direnirlerse
onlar da yapılacak bir yasal değişiklikle hiç açılmamış
sayılacaklar. Böylece yeni bir parti kapatma kavgasının
da önüne geçilmiş olacak.
Böylece demokrasi'nin "ileri bir aşama"sı olan "Tek
Partili Demokrasi"ye ulaşılmış olacak. Ardından daha
önce AK Parti'li, MHP'li ve DTP'li olup, kapatma
davasında kendilerine siyaset yasağı konulmamış olanlar
hep beraber CHP'ye girecekler. Tabi bu siyasiler orada
da rahat durmayacakları için aradan uzun bir zaman
geçmeden CHP de çeşitli konularda odak olacak ve CHP
hakkında da kapatma davası açılacak. Kaçınılmaz olarak
CHP de kapatılacak. Olan Deniz BAYKAL’a olacak. O da
demokrasimizin geleceği için buna katlanacak. Böylece
demokrasinin daha ileri aşaması olan “Partisiz
Demokrasi”ye geçilmiş olacak.
Bu yeni demokratik düzende Anayasa Mahkemesi Başkanı
aynı zamanda Meclis Başkanı sayılacak. Diğer Anayasa
Mahkemesi üyeleri de Meclis Divanı’nı oluşturacak. “Yeni
Demokratik Düzen”de en çok dikkat edilecek konu tasarruf
politikaları olacağı için, Anayasa Mahkemesi çalışanları
da milletvekili sayılacak. Ancak bu çalışanların sayısı
81’i geçmeyecek. İleride ilçelerin il yapılması
yasaklanacağı için bu sayı hep sabit kalacak. Bu
çalışanlar “kuvvetler arasında denge olsun” diye
Yargıtay başkanı tarafından belirlenecek ve yapılacak
genel seçimlerde aday gösterilecek. Her ilin seçmenleri
bir adaya oy verecekler. İsteyen bağımsız aday
olabilecek. Ancak oylar açık oy gizli tasnifle
sayılacak. Seçim sonuçları öyle hemen açıklanmayacak.
Duruma bakılacak.
Yargıtay başkanı da Başbakanlık görevini üstlenecek,
Sayıştay Başkanı ise Maliye Bakanlığı, Hazineden Sorumlu
Devlet Bakanlığı, Merkez Bankası Başkanlığı
birleştirilerek “Ekonomiden Sorumlu Süper Bakan” olacak.
Yargıtay onursal başkanına da bir görev bulunacak.
Mesela “Onursal Cumhurbaşkanı” olabilir. Hatta direkt
Cumhurbaşkanı olsun. Cumhurbaşkanı, yapılacak tek adaylı
seçimle seçilecek.
Yine bir diğer Yargıtay onursal başkanı boşta kalmasın
diye ona da “Onursal Başbakanlık” payesi verilecek. Bu
payeyi kendisine “Demokratik Seçimle” işbaşına gelmiş
Cumhurbaşkanı verecek. Başbakanlık görevini üstlenmiş
olan Yargıtay Başkanı ile kendisine “Onursal
Başbakanlık” payesi verilmiş olan Yargıtay Onursal
Başkanı asla kavga etmeyecekler. Kavga edecek olurlarsa
kendileri Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılacak. Bunu
bilecek, buna göre davranacaklar. Ancak üçüncü Yargıtay
onursal başkanı yeni demokrasi anlayışımıza uymadığı
için boşta kalacak. O da televizyonlarda konuşmaya devam
etsin Sevgili Günlük! Danıştay başkanına şimdilik bir
görev düşünemedim. Pek saygıdeğer okur kusura bakmasın
ve bu konuda bana yardımcı olsun.
Gördüğünüz gibi ve
biyografimde de özenle belirttiğim
gibi en güvendiğim kurumlar arasında olan Genelkurmay
Başkanlığı’nın “Yeni Demokratik Düzen”de yapısı
değişmeyecek.
“Yeni Demokratik Düzen”in kendi içinde çelişkileri
olmayacak ve bu yüzden AB başvurusu hemen geri alınacak.
NATO’dan cesaretimizi toplayabilirsek çıkılacak ve yine
cesaretimizi toplayabilirsek ABD’ye posta konulacak.
Rusya’ya nanik yapılacak. Çin ve Maçin’e, Japonya ve
İngiltere’ye selam bile verilmeyecek. Fransa umurumuzda
olmayacak ama laik kalınacak. Biz de Kanada’nın umurunda
olmayacağımız için Kanada sorun yapılmayacak. Yokmuş
gibi davranılacak. Üsame Bin Ladin yakalanarak ABD’ye
teslim edilecek ve böylece NATO’dan çıkmış olmamızın
getireceği tepkiler ortadan kaldırılacak.
“Yeni Demokratik Düzen”e heyecan katmak için Tuncay
ÖZKAN tutuklanıp tutuklanıp salınacak. Tuncay ÖZKAN da
böylece ortada kahraman edaları ile gezecek. Eski
düzenin resmi televizyon kanalı TRT kapatılarak,
KanalTurk devlet kanalı yapılacak. Ancak Kanaltürk
şeklinde yazılacak.
Hürriyet gazetesi Aydın DOĞAN'ın elinden alınıp Emin
ÇÖLAŞAN'a verilecek. Aydın DOĞAN'a Hürriyet gazetesinde
bir köşe verilecek. Ardından Emin ÇÖLAŞAN Aydın DOĞAN'ı
yazdığı bir yazı yüzünden işten kovacak. Ardından Aydın
DOĞAN’ın eşi, “27 Mayıs devrimi”ni öven bir konuşma
yapacak. Ancak kimse tepki koymayacak. Tepki koyan
gazeteciler olursa onlar da Hürriyet gazetesinde
istihdam edilecek…
Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı da partiler kapatılacağı
ya da kendilerini feshedeceği için “Yeni Demokratik
Düzen” de işsiz kalacak. O da Baykal gibi bu fedakarlığa
katlanacak.
Sevgili Günlük!
Aklımı kaybettiğimi düşünüyor olabilirsin. Ama
Türkiye’nin gerçekleri yukarıda yer alan partisiz “Yeni
Demokratik Düzen”den başkasını kaldırmayacak görünüyor.
Beni anlayışla karşıla. Ayrıca;
Allah’ım sen benim aklıma mukayyet ol!
Amin! |