|
Şaka ve Boşluk
1980’li yılların ünlü İngiliz The Smiths adlı
müzik grubuna ait “That joke isn’t funny anymore”
şarkısını her dinlediğimde kendimle ilgili gerçek ile
kendim dışındakilerle ilgili gerçek arasında sarkaca
benzer bir ilişkiye geçtiğim izlenimine kapılıyorum. Her
sarkaç gibi iki uç arasında defalarca gidip geldikten
sonra ortada bir yerde hareketsiz kalıyorum—taki aynı
şarkıyı yeniden dinleyene kadar.
İki hakikat arasında onca git-gel yaşadıktan sonra
“boşlukta” karar kılmam ne ile açıklanabilir, doğrusu
bilmiyorum.
Git-geller sayesinde yaşlılık dönemime olması gerekenden
daha erken bir zamanda giriyorum. Gençlikten yaşlılığa
geçişimin bu denli ani ve hızlı olmasında git-gellerimin
payı oldukça büyük. Ve en önemlisi, yakın bir zamana
kadar bu tür git-gellerden hoşlanırken, artık bu git-gellerden
hoşlanmam için hiçbir neden kalmadığını kavramış
bulunmaktayım. Yani, bu şakanın güldürücü olma özelliği
benim için artık ortadan kalmış bulunmakta.
Boşlukta karar kılmam ile şakanın güldürücü olma
özelliğinin benim için yitmesi birbirine denktir. Daha
sonra istese de insan bu iki durumun birbirine olan
denkliğini bozamıyor. Denkliğin kurulması ile birlikte
denkliğin tersine çevirilemezliği de kendini kabul
ettirir. Güldürürken güldüremez hale gelen bir şakanın
var olmaya devam etmesi ile benim boşluk içerisinde
yaşamaya çalışmamın arasında gözardı edilemeyecek bir
benzerlik bulunmaktadır. Şaka için de, benim için de
kaybedilen mahiyet artık geri kazanılamaz hale
gelmiştir.
Artık beni güldürmeyen bir şakanın başkaları için
güldürücü olma niteliğini sergilemeye devam etmesi
muhtemeldir. Bu da bir şakanın ne derece güldürücü
olabileceğine dair benimle başkaları arasında görüş
ayrılığının oluştuğunu gösterir. Görüş ayrılığı tepki
farklılığını doğurur. Kimileri bir şakayı duyunca
kendilerini gülmekten alıkoyamazken ben susmayı
yeğleyebilirim. Ya da, benim güldüğüm bir şakaya
başkaları sessiz kalarak yanıt verebilir. Bu benim git-gellerden
sıyrılıp boşlukta karar kıldığıma delalettir. Nasıl
boşluğun anlamı yok ise, şakanın da, şakaya verilen
tepkilerin de anlamı kalmaz. Anlamın yerini anlamsızlık
alır. Ve tam bu noktada hem kendi gerçekliğime hem de
dışımdaki gerçekliğe karşı öylesine bir kayıtsızlık
içine girerim ki gerçeğin o itiraz edilemez
çekiciliğinin bile bir anlamı kalmaz artık.
Bir kişinin gerçeğe karşı kayıtsız kalması ise o kişinin
başına gelebilecek en büyük belalardan biridir. |