You are here:   İdeal Düşünce Alıntı Bir türlü yerine oturtulamayan 28 Şubat

Yazarlarımızın Eserleri

JT Slayt Gösterisi modülü resimleri yüklüyor. Lütfen bekleyiniz...
Entegre Muhafazakar - Vedat ÖZCANDiyaloğun Acı Meyveleri - Vedat ÖZCANHikayelerle Karakter Eğitimi - Vedat ÖZCANBelediyelerde Proje Yönetimi - Akif ÇARKÇIKent Yönetimine Farklı Bakışlar - Akif ÇARKÇIYaşamak Zamanı - Hüseyin ERKANCam Kırığı Sancım - Türkan ASLANYerel Siyaset Üzerine Söyleşiler - Akif ÇARKÇIUlusal Kalkınma İçin Yerel Teklifler - Akif ÇARKÇIYeni Kamu Yönetimi Çağında... - Akif ÇARKÇIAkıl Eğitimi - 1 Teori - Haki DEMİRAkıl Eğitimi - 2 Pratik - Haki DEMİRAklı Geliştirmenin Yolları - Haki DEMİRAklı Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRBeyni Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRHayata Karşı Mukavemet Usulleri - Haki DEMİRİnsanları Keştefmenin Yolları - Haki DEMİRMukavemet Merkezleri - Haki DEMİRZekayı Kullanabilme Metodu - Haki DEMİRLatifeler&Letaif - Ebubekir AYTEKİN

Anket

Anayasa değişikliği oylamasında oyunuz ne olacak?
 
Bir türlü yerine oturtulamayan 28 Şubat PDF Yazdır E-posta
Yazar Can ATAKLI   
Pazartesi, 08 Mart 2010 23:00
0.0/5 (0 oy)
Bir türlü yerine oturtulamayan 28 Şubat

Can ATAKLI / Vatan

Sevgili okurlar; darbe planlarına, muvazzaf orgenerallerin bile “terörist” ilan edilmesine, gazetecilerin, bilim adamlarının bir yılı aşkın süredir tutuklu kalmalarına alıştık. Ne yazık ki örneğin Mustafa Balbay tam bir yıldır hapiste ama bizler ancak “Olur mu böyle şey” diyebiliyoruz, elimiz kolumuz bağlı olarak.
28 Şubat gösterileri

Bir hafta önce 28 Şubat olarak bilinen dönemin 13. yıldönümü nedeniyle Türkiye’nin çeşitli yerlerinde “gösteri” adı altında çocukça eylemlere tanık olduk. Ellerinde “Darbelere Hayır” türü pankartlar taşıyanlar, tatlısu ortamında kendilerince esip gürlediler. “İslami yaşam biçimine” övgüler düzdüler, darbecileri lanetlediler.

28 Şubat darbe miydi?

Dün ne yediğini bile unutan bir hafızaya sahip toplumumuz kendilerine demokrat süsü verenlerin etkisiyle 28 Şubat’ı askeri bir darbe girişimi olarak algılıyor bir süredir. Aklına esen ya kalemi eline alıyor yazıyor ya da TV ekranlarından bağırıp çağırıyor 28 Şubat dönemine lanetler yağdırarak. Peki gerçekten 28 Şubat bir darbe ya da darbe girişimi miydi?

Darbe değildi

28 Şubat bir darbe değil, irticayla mücadele adı altında siyasal İslamı egemen kılmak, planlanmakta olan Büyük Orta Doğu Projesi’ne Türkiye’yi hazırlamaktı. 1990 yılına kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’ne komünizmi önleme görevi yükleyen NATO ve ABD, bu kez Silahlı Kuvvetler’i siyasal İslamı güçlendirmek adına görevlendirmişti.

Merkez sağı çökertme

Büyük Orta Doğu Projesi için solun kullanılması mümkün değildi. Merkez sağ ise içinde dinsel motifler barındırmasına karşın, milli nitelikte olduğu için bu projeye destek veremezdi. Bu proje ancak İslami kimliğini öne çıkaran bir siyasi hareket tarafından yürütülebilirdi. Bu nedenle düğmeye basıldı, Türk Silahlı Kuvvetleri bir kez daha “tarihi” misyonunu üstlendi.

Çıkar savaşları

Burada kafaları karıştıran, bir kısım medya ile bir kısım büyük sermayenin de bu oyunun içinde olmasıdır. Ancak hemen belirteyim ki, bu ilginç plandan hiç haberi olmayan bu kesimler kendi çıkar savaşları adına olup biteni anlamadan oyunun parçası oldular. Böylelikle operasyon aslında asker eliyle değil bizzat bu kesim tarafından kotarılmış oldu.

Basit bir örnek

Bu görüşü çok iddialı bulanlara bir örnek vermek istiyorum: İktidar hiç korkmadan ve çekinmeden Silahlı Kuvvetler’e yönelik yoğun bir operasyon yapıyor. Emeklisine muvazzafına bakılmadan her rütbeden subay aşağılayıcı biçimde göz altına alınıyor, tutuklanıyor. Taa PKK ile en sert mücadele dönemlerinden bile hesap sorulurken bir döneme hiç dokunulmuyor.

Tuhaf gelmiyor mu?

Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi, sokaklarda “Darbeye Hayır” gösterileri yapılıyor, maskeli demokratlar her fırsatta 28 Şubat sövgüsü yapıyor, ama şu ana kadar 28 Şubat döneminin tek bir ismi hakkında bile herhangi bir soruşturma yapılmadı, suçlamada bulunulmadı. Bu tuhaf değil mi? Gerçekliği saptanmamış planlarla onlarca subay tutuklanırken, sokaklarda tank yürütenlere bir şey olmuyor.

Ya Yaşar Büyükanıt

Haydi biraz ileri atlayalım. Yine onca darbe söylentisi ile generaller tutuklanırken “gece yarısı muhtırası yazdığı” bilinen bir eski Genelkurmay Başkanı dört çeker arabasıyla zevk-i sefa içinde geziyor. Eğer varsa bir darbe için en açık kanıt olan bu muhtıraya rağmen hiçbir şey yapılmaması da tuhaf değil mi?

İşlev önemlidir

Bunlar tuhaftır tabii de tesadüf değildir. Çünkü önemli olan işlevdir. 28 Şubat AKP’yi iktidar yapmıştır. 27 Nisan muhtırası ise AKP’ye yüzde 47 oy kazandırmıştır. Hiç kimse ekmek yediği tekneyi pislemez. Maskeli liberaller ne kadar yırtınırsa yırtınsın ne 28 Şubat için ne de 27 Nisan için kimse kılını kıpırdatmayacaktır.

PKK’ya dokunan yanıyor

Aynı dönemlere bir de başka açıdan bakalım. Yine dikkatinizi çekiyor mu bilemiyorum ama, Ergenekon, Balyoz, ıslak imza gibi iddialarla tutuklanan subayların neredeyse tamamının PKK terörüne karşı aktif görevlerde yer aldığını görüyoruz. Kısaca, PKK’ya dokunanların yandığını düşünmek çok da yanlış değil.

Amerikan operasyonları

ABD ilk Körfez harekâtından sonra Kuzey Irak’ı “hiç kimseye ait olmayan bölge” ilan etmişti. Burada Saddam’ın zulmünden kaçan Kürtler vardı ve tabii bir de PKK. ABD, Çekiç Güç adı altında bölgeye yerleşmişti. PKK’nın eylemlerine göz yumuluyordu çünkü o dönem Amerikan politikası böyleydi.

Oyun bozan askerler

Buna karşın artık “komünizmle mücadele” misyonu kalmayan Türk Silahlı Kuvvetleri PKK terörüne karşı çok çetin bir mücadele veriyordu. “Düşük yoğunluklu harp” kuralları gereği PKK’lı teröristler çok ağır darbeler alıyordu. Nitekim 1990’ların sonuna gelirken bölgedeki terör faaliyetleri neredeyse sıfır noktasına kadar indirilmişti.

ABD bunu unutmaz

ABD bölgedeki oyununun bozulmasından elbette rahatsızdı. Bunun için o tarihlerde dikkat çekmeyen pek çok karşı eylem yapıldı. PKK’ya silah ve yiyecek-ilaç yardımı açıktan yapıldı, operasyon yapan Türk timleri tuzaklara çekildi, en olmadık yerlerde Amerikan askerleri Türk askerinin karşısına çıkıverdi. Ancak bunlar o tarihlerde çok önemsenmedi.

28 Şubat sonrası

28 Şubat’ta yönetimde bulunan komuta heyeti PKK terörünün de çok aşağıya çekilmiş olmasını fırsat bilerek ABD ile ilişkileri tekrar iyi hale getirdi ve üzerine düşeni yaparak “milli” olan merkez sağı tasfiye etti. Ancak bu dönemden sonra işbaşına gelen komuta heyeti ise beklenmedik biçimde milli davrandı 28 Şubat döneminin izlerini silmek için kolları sıvadı, laik demokratik cumhuriyet konusundaki hassasiyet yeniden önem kazandı.

Hassasiyet ama neye yarar

2000’li yılların Genelkurmay’ı NATO’ya rağmen Cumhuriyet konusunda hassasiyet gösterdi ama atı alan da Üsküdar’ı geçmişti artık. Konjonktür gereği darbe yapılması olanaksızdı. Asker sadece yakındı, kapalı toplantılarda esti gürledi. Ama bilmediği şey, bunların hepsinin kaydedildiği ve kullanılmak üzere saklandığı idi. Derken bunların ortaya çıkarılacağı gün gelip çattı.

Operasyon başlıyor

İşte sevgili okurlar, iktidar seçimi yeniden kazanmak, böylelikle dış desteğin sürmesini sağlamak, Türkiye’yi dönüştürme projesinde engelleri kaldırmak ve dışarıdan gelecek talepleri daha rahat karşılayabilmek adına düğmeye bastı. Ergenekon’la başlayan darbe soruşturması, giderek ABD’nin en öfke duyduğu PKK ile mücadele dönemlerine kadar uzatıldı.

Darbe lafları işin sosu

Aylardır anlatmaya çalıştığım ve bu nedenle maskelilerin “darbeci, postalcı, değişimi anlamayan” suçlamalarına maruz kaldığım oyun budur. Kimse Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir darbe yapacağını ya da kötü gidişe dur diyeceğini beklemesin, böyle bir hayal görmesin. Türkiye, halkının Atatürk Cumhuriyeti’ne, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmasıyla bu badireyi atlatacaktır.

Veda filmi

Zülfü Livaneli’nin Veda filmi vizyona girdi büyük bir seyirci kitlesi tarafından izleniyor. Pek çok okur bu filmi gördüğüm halde neden yazmadığımı merak etmişler. Haklılar, ama biraz bekledim, hangi büyük fikirler atılacak ortaya göreyim istedim. Atatürk adı geçtiğinde öfkeden deliye dönenlerin tavrını merak ediyordum. Bu hafta Veda ile ilgili görüşlerimi tüm açıklığı ile yazacağım.

Hepinize iyi haftalar dilerim...

Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.

Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu,
kopyalayip, sayfanize yapistirin.




Preview :


Powered by QuoteThis © 2008
Çarşamba, 10 Mart 2010 15:05 tarihinde güncellendi
 

Yorumunuzu ekleyin

İsminiz (Rumuzunuz):
YOUREMAIL:
Başlık:
Yorum:

Giriş Formu



Kimler Sitede

Şu anda 64 ziyaretçi çevrimiçi

Haber Kanalları

Anket

Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?
 

Sözün Gücü

Yeni Sayfa 1

Son Videolar

Sigaramın Dumanına Sarsam
Sigaramın Dumanına Sarsam
2010-07-26 15:16:27
Hoşçakal
Hoşçakal
2010-07-26 14:52:17
Tv Net Gazze Fragman
Tv Net Gazze Fragman
2010-07-19 01:23:24
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
2010-07-13 22:54:46
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
2010-07-13 05:27:16
Yeni Sayfa 1

ANALİZ

Google Analytics Verilerine göre

9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010

tarihleri arasında

İDEAL DÜŞÜNCE'ye

101

farklı ülkeden

112007

kullanıcı

156317

ziyaret gerçekleştirmiş

414149

sayfayı görüntülemiş

ortalama olarak sitede

4 dakika 02 saniye

geçirmişlerdir.

 

İstatistikler

Üye : 129
İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün564
mod_vvisit_counterDün732
mod_vvisit_counterBu hafta3664
mod_vvisit_counterGeçen Hafta6181
mod_vvisit_counterBu Ay26110
mod_vvisit_counterGeçen Ay27075
mod_vvisit_counterToplam267113

Online (20 dakika önce): 22
IP: 38.107.191.84
,
Bugün: Tem 30, 2010
JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval