| Gerçeği İnkâr Etmek Ne Kazandırır Bize? |
|
|
|
| Yazar Hüseyin ERKAN |
| Salı, 22 Aralık 2009 14:21 |
|
Bugüne kadar, Kürt soylu yurttaşlarımıza yapılan haksızlıkları, insan onuruyla asla bağdaşmayan baskı, zulüm ve gaddarlıkları, çeşitli bahaneler ileri sürerek haklı göstermeye çalışmanın “milliyetçilik”“vatanseverlik” olduğu sanılıyor birçoklarınca. “1920’li 30’lu yıllar” dememe kalmadan: “-Boş ver geçmişi. Olan olmuş biten bitmiş. Bugüne bak sen!” diyorlar… “-Pekiyi, sizin dediğiniz olsun. Bugüne bakalım. Son örnek gözümüzün önünde işte: Kürt soylu yurttaşlarımızın tek temsilcisi olan DTP’yi kapattılar. Ulusal ve legal yollardan sesini duyuramayan insan ne yapar?” “-25–30 yıldır başımızın belası olan PKK gerçeğini bilmiyormuş gibi konuşuyorsun ama. Daha dün, Reşadiye’de 7 askerimizi şehit etmedi mi bunlar?” “-Siz de sonuçlar üzerinde duruyorsunuz ama. Sonuçları yaratan nedenler üzerinde durmuyorsunuz ki hiç.” “Pekiyi, neymiş bu nedenler?” deyip de beni dinlemeye hazır bir arkadaş, bir dost bulamıyorum karşımda. “-Sen eskiden böyle değildin. Sana bir haller olmuş! Ne anan Kürt, ne baban… Eşin Güler Hanım dersen, o da Kırım Tatarlarından… Ne ilgin var senin Kürtlerle be Hüseyin Erkan?” diyerek kalkıp gidiyorlar; cevabımı beklemeden. Konuşamadığım için, yazmaktan başka çarem kalmıyor. Çatlardım sanırım, yazama-yacak olsam. Ancak bugün, işin biraz kolayına kaçıp baştan sona nice dersler alarak okuduğum bir eserden, aynen onayladığım birkaç bölüm aktaracağım size: “Cumhuriyet olmasına rağmen devletin özü, kapıkulu Osmanlı Devleti’nin devamı olmaktan kurtulamamıştı. Bu devlet yasağa dayanıyordu. Atatürk devrimlerini gerçekleş-tirme aracı olarak tek vasıta devlet olunca, onları şiddetli yasaklarla yürütmekten başka yol tutulamazdı. Laiklik devriminde olduğu gibi, milliyetçilik devriminde de bu vasıta kullanıl-dı. Herkese zorla Türk olduğu ve Türk ırkından geldiği kabul ettirilmek istendi. Özellikle nüfusumuzun büyükçe bir azınlığını teşkil eden ve Osmanlı devrinde de bütünüyle toplu-mumuza karışmamış olan Kürtler üzerinde şiddetli baskı yapıldı. Kürt’e “Kürdüm” demek bile yasak edildi ve onun Türk boylarından geldiği hakkında, tarih zorlanarak, uydurmaca iddialar ortaya atıldı. Tek Şef devrinde bu baskı, jandarma ve silah korkusuyla hayli arttı. Doğu illeri mahrumiyet bölgesi, ceza yerleri sayıldığından, oraya sürülen idare âmirleri ve memurlar bu vatandaşlarımız üzerinde devlete ve Türk milletine karşı direnme içgüdüsünü doğuracak ve besleyecek ne varsa hepsini yapmaktan çekinmediler. Bu devirlerde -ki 1950’den sonra da hafiflemekle beraber az çok devam etmiştir- Doğu illerinde Kürt vatandaşlarımıza karşı yapılan baskı ve haksızlıklar, yüzde yüz Türk olan Kastamonu halkına yapılsaydı, orada bile toplumdan ayrılmak duygusu doğardı.” Ne olursunuz, şu son cümleyi bir kez daha okuyun lütfen: “Doğu illerimizde Kürt vatandaşlarımıza karşı yapılan baskı ve haksızlıklar, yüzde yüz Türk olan Kastamonu halkına yapılsaydı, orada bile toplumdan ayrılmak duygusu doğardı.” Gerçekten de ana dilimizle konuşmayı, yazmayı ve çocuklarımıza istediğimiz ismi koymayı yasaklasalardı, ne yapardık biz? Bulgaristan’da, 20 yıl kadar önce, denemeye kalktılar da bunu, ne yaptı oradaki Türkler? “-Aman ne iyi ettiniz? Biz zaten Türk değildik. Aslımız neslimiz Bulgardı. Çocuklarımızı da Murat, Fatih, Yıldırım; Aysel, Güllü, Nazlı diye çağırmaktan utanç duyuyorduk. Büyük önder Jivkov sayesinde biz de Bulgar olduğumuzu öğrendiğimiz için çok mutluyuz!” mu dediler? “Millet, beraber yaşamayı gönül rızasıyla isteyen toplum demektir. Beraber yaşama özlemini bozan her davranış milleti parçalar ya da millet halinde birleşimi önler. Niye realiteleri, hayatta yaşayan sosyal müesseseleri inkâra gitmeli? Bir grup vatandaş Türkçe bilmiyorsa ve kendisinin Kürt olduğuna inanmışsa, neden onu kurmaya çalıştığımız millî birlik dışına itelim? Ne olur Kürt olursa ve Kürtçe konuşursa?” Gerçekten, ben de sormak istiyorum: Radyo ve televizyonlarımızda İngilizce, Fransızca, Almanca şarkılar çalınır, söylenir de on yıllardır, kendi yurttaşlarımızın, hem de önemli bir kısmının anadili Kürtçe ile neden türküler söylenmesin? 12 Eylül yönetimi, başka hiçbir şey yapmamış olsa bile “Kürtçe konuşma yasağı” koymakla ülkemize yaptığı fenalık, tarihin çöplüğüne atılmak için yeter de artar. Nitekim, PKK’nın kuruluşu bu yasakla başlamış, Diyarbakır hapishanesindeki zulüm ve işkenceyle kökleşmiştir. Oysa: “Kürtçe okutmak, yayım yapmak, Kürt tarihi ve kültürü üzerinde araştırmalarda bulunmak, bir vatandaşı Kürt olduğu için kendimizden ayırmamak, Türk Milleti halinde oluşumun en esaslı şartıydı.” Bir ülkede devlet her ırka, her dile, her dine, her mezhebe en geniş özgürlüğü tanıdığı sürece, o ülkenin halkı huzur içinde yaşar. Bunlar arasında fark gözetirse, birine öz, ötekilere üvey evlat muamelesi yapmaya başlarsa, huzurun h’si kalmaz o ülkede. Irklar, dinler, diller, mezhepler birbiriyle çatışmaya başlar ki, asıl bölücülük budur işte! Mareşal Tito, Yugoslavya’yı halklar arasında hiçbir ayrım yapmadığı için yıllarca birlik halinde tuttu. O ölünce, yerine geçenler: “Bu ülkede yalnız Sırplar var. Biz ne dersek o olur; biz ne istersek o yapılır.” dedikler için, ordularına, silahlarına güvendikleri için bölük börçük dağıldı. Yugoslavya diye bir devlet var mı şimdi? Bu yazımızı yine bir alıntıyla bitireyim: “Kürt davamız diye bir davamız vardır. Başımızı kuma sokarak buna “yok” dediğimiz ve yok etmeye yönelen akılsızca davranışlarda bulunduğumuz için bu dava vardır. Yoksa Türk Topluluğu içinde Kürt’ün vazgeçilmez yeri vardır ve Kürtler Türklerle beraber bir millet halinde yaşamayı en az Türkler kadar istemektedirler.” (*) (*) Meşrutiyet, Cumhuriyet ve Tek Parti Dönemi (1), Ahmet Hamdi Başar’ın Hatıraları (Yayına Hazırlayan: Murat Koraltürk, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Sa. 740 -741 -743) Dilem Yayınevi Genel Yönetmeni Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Salı, 22 Aralık 2009 14:23 tarihinde güncellendi |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 62 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Sigaramın Dumanına Sarsam 2010-07-26 15:16:27 |
| Hoşçakal 2010-07-26 14:52:17 |
| Tv Net Gazze Fragman 2010-07-19 01:23:24 |
| Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm 2010-07-13 22:54:46 |
| Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy 2010-07-13 05:27:16 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
101
farklı ülkeden
112007
kullanıcı
156317
ziyaret gerçekleştirmiş
414149
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
4 dakika 02 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 129İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 556 |
![]() | Dün | 732 |
![]() | Bu hafta | 3656 |
![]() | Geçen Hafta | 6181 |
![]() | Bu Ay | 26102 |
![]() | Geçen Ay | 27075 |
![]() | Toplam | 267105 |
IP: 38.107.191.80
,
Bugün: Tem 30, 2010









































