| Eski Dostlara Üç Hikaye |
|
|
|
| Yazar Vedat ÖZCAN |
| Salı, 19 Mayıs 2009 21:55 |
|
Eski Dostlara Üç Hikaye Vedat ÖZCAN
Ger bâ-heme çü bî-meni bî-hemeî Ver bî-heme çü bâ-meni bâ-hemeî[1]
Çevrenizde bulunan bazı (eski) dostlar ve bazı dost görünenler anlamamakta ısrar ediyorlarsa onlar için üç hikaye yazılmış… Belki anlarlar… Dost Gibi Görüne Kurt Kurdun biri, kuzuların ağıla kapanmış olduğunu görmüş. Köpeklere ve çobanlara kendisini göstermeden, yavaş yavaş kuzucukların yanına sokularak: -Çocuklarım! Sizi buraya hapsedenler ne insafsız adamlarmış. Analarınızı ipek gibi bir otlağa götürmüşler, iştah ve lezzetle otluyorlar. Haydi sizi de oraya götüreyim, demiş. Kuzulardan bir kısmı bu söze kanmak üzereyken, içlerinden biri: -Aman! Bu hayvanın sesi ne kadar tuhaf ve kalın! Bunun sözlerine inanmayalım, diye diğerlerini uyarmış. Diğerleri de bu uyarı üzerine kurdun sözünü dinlemeyip kabul etmemişler. Kurt, biraz dolaştıktan sonra yine gelmiş. Bu defa sesini incelterek ve yumuşatarak önceki sözlerini tekrar etmiş. Kuzular yine tam aldanacaklarken, aynı kuzu tekrar arkadaşlarını uyarmaya çalışmış. Kuzulardan bazıları: -Canım, bunun sesi daha önce gelen hayvanın sesine benzemiyor. Bundan korkmayalım, deyince, ikaz eden kuzu: -Evet, sözü ve konuşması tatlı ve yumuşak. Ama söylediği söz daha önce duyduklarımızın aynısı… Bizi götürmek istediği otlak iyi bir yer olsaydı, analarımız, çobanlarımız, bizi oraya götürürlerdi. Bu hayvanın kötü bir amacı olsa gerek ki, bizi kandırmaya çalışıyor, demiş. Böylece hem kendisini, hem de arkadaşlarını kurdun dişlerinden kurtarmış. Tavus Kuşu[2] Bir tavus kuşu ovada kanatlarını yolmaktaydı. Bilginin biri gezmeye çıkmıştı. Onu görüp dedi ki: “Ey tavus, böyle güzelim kanatları nasıl oluyor da kökünden yolup atıyorsun? Bu süsü koparıp balçığa atmana gönlün nasıl razı olur? Halk, havalanmak için tüylerinden yelpazeler yapıyor. İnsanlar o tüylerden birine sahip olabilmek için ne sıkıntılara katlanıyor. O kanatları yolma ki bir daha yerine yapışmaz. Ey güzel yüzlü, yasa düşüp yüzünü yırtma.” Tavus kuşu, bu öğüdü duyunca ona baktı. Sonra da ağlamaya başladı. O dertli tavus kuşunun feryadı orada bulunanları da feryada düşürdü. “Neden kanatlarını yoluyorsun diye soran bilgin cevapsız kalıp pişman bir halde ağlamaklı oldu. Neden boşboğazlıkta bulundum da sordum? O zaten dertle doluymuş, ben onu büsbütün üzdüm” diyordu. Tavus kuşu ağlaması bitince dedi ki: Yürü, sen renge ve kokuya kapılmışsın. Görmüyor musun ki bu kanatlar yüzünden her yandan başıma yüzlerce bela gelip çatmada. Nice merhametsiz avcılar, bu kanatlar yüzünden her yanda benim için tuzak kuruyorlar. Nice okçu, kanatlarım için yayını çekmiş bana ok atmakta. Gücüm kuvvetim yok, kendimi koruyamıyorum, bu kazadan, bu beladan, bu fitnelerden kurtulmama imkan yok. Madem ki iş böyle, dağlarda, ovalarda emin olabilmek için çirkin olmam daha iyi. Ey yiğit bilge, bu kanatlar benim ululanma silahımdı, kesildiler. Ululanmaysa ululananları yüzlerce belaya uğratır. İyilik Yapayım Derken[3] Bir zamanlar, adamın birisinin evine bir hırsız girmiş. Evin sahibi hırsızı fark eder fark etmez kovalamaya başlamış. Uzun süre bağırış çağırış içinde hırsızın peşinden koşmuş. Defalarca elinden kaçırmış. En sonunda hırsıza o kadar yaklaşmış ki, onu yakalaması için tek bir hamle yeterli olacakmış. Tam o esnada, hırsızı kovalayan adama, karanlıktan birisi seslenmiş: “Hey! Bak burada ne buldum! Çabuk buraya gel, ey savaşçı adam.” Bir kovalamacının içinde kan ter içinde kalan adam, bu sesleniş üzerine, bir an için hırsızı unutup, telaşla sesin geldiği yöne gitmiş. Nefes nefese kalan adamcağız: “Ne var? Ne buldun?” diye kendisini çağıran adama sormuş. Adam: “Bak” demiş, “Burada hırsızın ayak izi var.” Buna çok, hem de çok sinirlenen ev sahibi: “Beni bunun için mi çağırdın? Ben hırsızı yakalamak üzereydim, sen ise bana hırsızın ayak izini bulduğunu söylüyorsun.” Bu serzenişe diğer adam şöyle cevap vermiş: “Ben senin hırsızı kovaladığını nereden bileyim? Ben sadece sana iyilik yapmak istemiştim.” Adam bir yandan terini silerken, bir yandan da adamın söylediklerine karşılık son olarak şöyle cevap vermiş: “Madem işin aslını bilmiyordun, neden bana iyilik yapmaya kalktın. Bak bakalım benim senin iyiliğine ihtiyacım var mıydı?”
1-Her şeyin var ama benden (Cenab-ı Hak'tan) mahrumsan, bil ki gerçekte hiçbir şeyin yok. Hiçbir şeyin yok ama benimleysen her şeye sahipsin. 2-Mevlâna, Mesnevî, cilt V, s. 47-56 3-Mevlâna, Mesnevi, M.E.B. Yayınları, İstanbul, 1990, C. II, s.214-216 dges:p} Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Cumartesi, 28 Ağustos 2010 23:46 tarihinde güncellendi |
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 71 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Kara Kız 2010-09-04 23:59:58 |
| Çıkayım Gideyim 2010-08-30 02:38:18 |
| Yalgızam Yalgız - Reşid Behbudov 2010-08-30 01:53:07 |
| Çıkayım Gideyim 2010-08-30 00:39:41 |
| Kağıt 2010-08-27 22:25:13 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 30 Temmuz 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
101
farklı ülkeden
119040
kullanıcı
165094
ziyaret gerçekleştirmiş
432901
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
3 dakika 56 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 135İçerik : 2200
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 551 |
![]() | Dün | 703 |
![]() | Bu hafta | 551 |
![]() | Geçen Hafta | 5628 |
![]() | Bu Ay | 4313 |
![]() | Geçen Ay | 22887 |
![]() | Toplam | 295236 |
IP: 38.107.191.82
,
Bugün: Eyl 06, 2010













































Tekdire yok yüzümüz
Bulaşmasın, o da yeter
Canımız, iki gözümüz
Bunu bir yerde bulamazsınız. şimdi yazdım :))
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir..
de diyelim de tam olsun :))
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sâdıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur
Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur
Mütevâzi olanı rahmet-i rahmân büyütür. :))
Kahrolmak için kesb-i kemal ü hüner eyler..