You are here:   İdeal Düşünce Yazarlar Vedat ÖZCAN Açılım

Yazarlarımızın Eserleri

JT Slayt Gösterisi modülü resimleri yüklüyor. Lütfen bekleyiniz...
Entegre Muhafazakar - Vedat ÖZCANDiyaloğun Acı Meyveleri - Vedat ÖZCANHikayelerle Karakter Eğitimi - Vedat ÖZCANBelediyelerde Proje Yönetimi - Akif ÇARKÇIKent Yönetimine Farklı Bakışlar - Akif ÇARKÇIYaşamak Zamanı - Hüseyin ERKANCam Kırığı Sancım - Türkan ASLANYerel Siyaset Üzerine Söyleşiler - Akif ÇARKÇIUlusal Kalkınma İçin Yerel Teklifler - Akif ÇARKÇIYeni Kamu Yönetimi Çağında... - Akif ÇARKÇIAkıl Eğitimi - 1 Teori - Haki DEMİRAkıl Eğitimi - 2 Pratik - Haki DEMİRAklı Geliştirmenin Yolları - Haki DEMİRAklı Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRBeyni Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRHayata Karşı Mukavemet Usulleri - Haki DEMİRİnsanları Keştefmenin Yolları - Haki DEMİRMukavemet Merkezleri - Haki DEMİRZekayı Kullanabilme Metodu - Haki DEMİRLatifeler&Letaif - Ebubekir AYTEKİN

Anket

Anayasa değişikliği oylamasında oyunuz ne olacak?
 
Açılım PDF Yazdır E-posta
Yazar Vedat ÖZCAN   
Pazar, 08 Kasım 2009 20:01
5.0/5 (1 oy)

BİR MÜNZEVİNİN NOT DEFTERİNDEN

Açılım

Vedat ÖZCAN

Kürt Açılımı, Ermeni Açılımı, Demokrasi Açılımı, AB Açılımı… Kulağa hoş geliyor! Ne güzel değil mi?

Odağında insan varsa ne güzel!

Odağına insanın alınmadığı bir faaliyetin ne anlamı var ki?

Şimdiye kadar eksik olan da bu değil miydi?

Her faaliyetimizde her şeyi hatırlamış ama insanı unutmuştuk.

 

Fakirlikte, yoklukta, darlıkta eşitlik anlayışından vazgeçilmiş gibi görünüyor…

Fakirlik bu toprakların yüzlerce yıllık kaderi olmaktan çıkacak gibi görünüyor.

En azından temennimiz bu yönde olsun…

 

Uluslar arası konjonktürle ülkenin çıkarları ilk kez bu kadar örtüşüyor…

Güçlü bir ekonomik yapının temelleri atılıyor. Komşuları ile sorunlarını minimum düzeye indirmek için gayret eden bir devlet mekanizması çalışıyor gece gündüz. Aynı coğrafyayı paylaştığımız bazı ülkeleri rahatsız etse de bu mekanizma kararlı bir şekilde çalışıyor. Güçlü bir devletin, güçlü bir ekonomik yapının, kendi içindeki sorunları çözme iradesini gösteren ya da çözmüş bir toplumsal yapının, bu ülkeyi cazibe merkezi haline getireceğini herkes biliyor.

Böyle bir yapıdan hiç kimse ayrılmayı düşünmez. Ayrılmayı düşünenlerin Osmanlı’dan ayrılanların bugün ne halde olduklarını, kimlerin kucağına düştüklerini görmeleri lazım…

Bu coğrafya ayrılıkları da ayrılanları da kaldıracak bir coğrafya değil…

Katı bir milliyetçilik duygusunun, güçlü bir etnisite vurgusunun bu coğrafyada herkese ve her kesime zarar vereceğini artık fark etmeliyiz.

İterek değil, kucaklayarak, ayırarak değil, farkları cem ederek, tahammül gösterip hoş görerek bir yere varabilir, birliğimizi koruyabiliriz.

Mesele marjinalleri susturabilmekte….

Daha doğrusu hangi kesimden ve ideolojiden olursa olsun marjinallere ülkeyi teslim etmemekte…

Bununla birlikte faaliyet ve düşüncelerimizin odağına insanı almayı başarabildiğimizde gündemimiz de normalleşecek, siyasetimiz de…

Muhabbet nifaka, hikmet gazaba böylece galip gelir belki de....


Muhabbet - Nifak / Hikmet – Gazap (A'mâk-ı Hayal’den)

O gece bizim tarafın casusları ertesi gün, bugüne kadar hiç ye-nilmemiş bir savaşçının meydana çıkacağını haber verdi. Herkes telâş içindeydi. Rehberimle beraber casuslardan birinin çadırına gittik. Casusla uzun uzadıya sohbet ettik. Ertesi gün meydana çı-kacak Ehrimen taraftan savaşçının adının "Nifak" olduğunu öğ-rendik. İşin garip tarafı Nifak denen bu şeytan kıyamete kadar yaşamaya mahkummuş. Onu öldürmek mümkün değilmiş. Herkeste görülen telâşın sebebi buymuş. Ben de son derece meraklandım. Sabaha kadar rüyamda garip çarpışmalar gördüm.

Ertesi sabah kös ve dümbelekler çalınmaya başlayınca Nifak meydana çıktı. Heybetli bir görünüşü vardı. Baştan ayağa çelik zırhlara bürünmüş, iri bir ata binmişti. Meydanda atını oynatarak:

-Kendine güvenen bir yiğit yok mu? Ben öyle bir savaşçıyım ki, keskin kılıcım, zırhlara bürünmüş nice kafaları koparmıştır. Ben öyle bir yiğidim ki, sivri okum nice göğüsleri delmiştir. Var mı benim karşıma çıkacak? Canından bezmiş, dünyasına küsmüş kim varsa çıksın ortaya!., diye meydan okudu.

Nifak'ın eline düşenin naneyi yiyeceğini herkes biliyordu. Buna rağmen, Hürmüz'e sadık bir savaşçı ortaya çıktı. Bir saniye sonra yere serildi. Daha sonra otuz kişi sırayla ortaya çıktı. Otuzu da öldürüldü. Nifak üç gün meydanda kaldı. Bu üç günün herbirinde otuz-kırk kişiyi öldürerek büyük bir zafer kazandı. Dördüncü gece bizim tarafta büyük hazırlıklar görülüyordu. Herkesin yüzündeki hüzün gitmiş, yerine ümit ışığı gelmişti.

Rehberime bunun sebebini sordum. Bana:

-Yarın Hürmüz'ün en gözde kullarından ve en çok sevdiklerinden biri olan Muhabbet adlı yiğit çıkacak meydana. Bu lânetli Nifak'a ondan başkasının galip gelemeyeceği anlaşıldı. Bu gece Hürmüz'ün vezirlerinden biri olan Salah gelip bir konuşma yapa-cak, dedi.

Gece yarısı Salah denilen yaşlı zat geldi. Hak ve hakikat için herkesi canını feda etmeye çağırdı. Sonunda dokunaklı bir dua okudu. Ertesi sabah Nifak adlı şeytan ortaya çıktı. Sinsi sinsi gülerek:

-Bugün canından bezmiş kimse yok mu? Meydan niçin boş? Kendini yiğit zannedenler nerede? diye bağırdı.

Hürmüz taraftarlarının tekbirleri arasında Muhabbet meydana çıktı. Nifak adlı şeytan Muhabbet adlı yiğidi görünce, gözleri öfkeden kan çanağına döndü.

-Üç gündür seni bekliyorum. Nihayet gelebildin. Gebermeye hazır ol! dedi.

Muhabbet etkileyici bir nâra attı.

-Beni bilen bilir. Bilmeyen öğrensin ki ben Muhabbet yiğidim. Arslan gibi pençelerim yürekleri parça parça eder, iri pazularım kafaları kopanr. Ey Nifak! Sen de gayet iyi bilirsin ki ben ne zaman meydana çıksam seni tepelerim. Yeter artık ettiklerin. Gebermeye hazır ol! dedi.

Nifak:

-Doğru, daha önce beni yendin. Fakat bu sefer senin canını okuyacağım, dedi.

Muhabbet ise:

-Bunu aklından bile geçirme. Muhabbet her zaman Nifak'a galip gelecektir, diye karşılık verdi.

Sonra her ikisi de birbirine hücum etti. Kılıçlar kalkanlara çarptıkça ateşler çıkıyordu. Akşama kadar dövüştüler ama birbirini yenemediler. Ertesi gün, büyük bir azim ve kararlılıkla yine birbirine hücum ettiler. Fakat yine üstünlük sağlayamadılar. Üçüncü gün, güneş tam tepedeyken Muhabbet bir arslan gibi ileri atılıp, bir vuruşta Nifak'ı yere serdi. Bunun üzerine Hürmüz ta-raftarlarının sevinç çığlıkları semaya ulaştı. Ehrimen taraftarlarının öfkesi âlemi titretti. O gün Muhabbet yiğit aşkama kadar otuz kişiyi daha tepeledi. Tam yedi gün, cenk meydanında karşısına çıkanların anasını ağlattı. Yedinci günün gecesi, casuslarımızdan, ertesi gün Ehrimen tarafından, çok meşhur bir savaşçının meydana çıkarılacağını öğrendik. Güneşin doğusuyla birlikte sol taraftan bir gürültüdür koptu. Bu kez meydana çıkan Ehrimenli, çok uzun boylu, çok heybetli, dev gibi birisiydi. San bir deveye binmişti. Elinde insan kafası büyüklüğünde bir gürz vardı. Meydanda bir tur attı.

-Ey Hürmüz Taraftarları! Hanginiz karşıma çıkacak? Bana Gazap Pehlivan derler. Şimdiye kadar, karşıma çıkıp da canlı ka-lan çok azdır, dedi.

O gün karşısına Muhabbet çıktı. Kahramanca savaştı. Fakat üçüncü gün, ikindi vaktinde Gazap Pehlivan bir gürz darbesiyle onu yere serdi. Henüz ölmemişken, dişleriyle vücudunu param-parça etti. Kalbini çıkarıp Ehrimen'in önüne attı.

-En büyük düşmanlarımızdan biri olan Muhabbet'in kalbi işte ayaklarınızın altında, onu bir güzel çiğneyin! dedi.

Bu dehşet verici manzara, bu feci ölüm karşısında içimiz kan ağlıyordu. Ehrimen taraftarları ise sevinçten uçuyordu.

Temaşa Bayramı denilen bu garip bayram başlayalı tam otuz sekiz gün olmuştu. Gazap'ı, bizim taraftan henüz mağlup eden olmamış, Hürmüz ile Ehrimen'in tahtının üstündeki tahtta bulunan meçhul kişinin elindeki kürenin sağ tarafını karanlık kaplamaya başlamıştı. Ehrimen tarafı galip gelmek üzereydi. Hürmüz'ün veziri Salah yanımıza geldi. Gazap'ı ancak Hikmet Pehlivan'ın öldü-rebileceğini söyledi. Hürmüz'ün, ertesi gün, onun meydana çıkmasını emrettiğini dile getirdi. Bayramın bitmesine iki gün kalmıştı. Hikmet Pehlivan'ın galip gelmesi için dua etmemiz istendi. Çadırımıza döndüğümüzde rehberim gayet ciddî bir tavırla:

-Hikmet Pehlivan'ın kim olduğunu biliyor musun? dedi.

-Hayır.

-O sensin. Bu gece, uyku zamanı değildir. Yarın Gazap ile çarpışacaksın. Geceyi ibadetle ve kılıç tahiniyle geçireceğiz.

Hayretimden donakaldım. Bana bu kadar önemli bir görev verileceğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim. İsmimin Hikmet Pehlivan olduğunu da bilmiyordum. Ancak, böyle mukaddes bir dava uğrunda, Gazap gibi büyük bir düşmanla çarpışacağım için, kendimde büyük bir azim ve güç hissetmeye başladım.

Kendimin, dolayısıyla da bu mukaddes davanın yenik düşmemesi için sabaha kadar Allah'a dua ettim. Bu arada rehberim bana vuruş teknikleri öğretti. Sabah namazı vaktinde zırhımı giydim. Rehberim belime bir kemer taktı. Alnımdan öptü ve gözyaşları içinde benim için dua etti: Güneşin doğusuyla birlikte atıma bindim. Gazap ortaya çıktı. Ben de karşısına dikildim. İsmimi sordu:

-Hikmet Pehlivan, dedim. Bana:

-Behey zavallı! Senin gibi mazlum ve kendi hâlinde bir salak, benim gibi kükremiş bir arslanla çarpışabilir mi? Haydi, defol git! Sen zararsız bir bunaksın. Senin kanını dökmek bana yakışmaz, dedi. "

Ben de cevaben:

-Beni alt edeceğini hiç sanmıyorum. Acaba zirzopluğuna mı güveniyorsun? Bilmez misin ki, ben seni yenemeyecek durumda olsaydım karşına çıkarılır mıydım? Haydi, kes tantanayı. Geber-meye hazır ol! dedim.

Gazap bu konuşmama çok kızdı:

-Vay! Kafayı bulmuşsun sen galiba. Saçmalıyorsun. Haydi öy-leyse!., dedi ve üzerime hücum etti.

Bu heybetli devin öldürücü darbelerinden kurtulmak için çok çevik olmak zorundaydım. O kadar azimliydim ki, sanki kuş gibi uçuyordum. Akşama kadar uğraştık. Bana bir darbe bile isabet ettiremedi. Ancak ben de ona bir şey yapamadım. Akşamleyin biraz dinlendikten sonra geceyi dua ederek geçirdim. Sabaha karşı rehberim bana bazı talimatlar verdi. Güneşin doğusuyla birlikte meydana çıktım. Gazap öfkeden köpürüyordu. Etrafımda fırıldak gibi dönerek:

-Dün elimden kurtuldun. Fakat bugün kurtulamayacaksın, dedi.

Saldırma pozisyonu aldı. O sırada ben, rehberimin öğrettiği taktik icabı:

-Aman Allahım! Kafandaki de ne? dedim.

Bunun üzerine elini başına götürdü. Ben o an, zırhsız olan koltuğunun altından kalbine doğru kılıcımı sapladım. Gazap korkunç bir çığlık atarak yere düştü. Ağzından kan gelmeye başladı. Ehrimen taraftarlarının öfkeli çığlıkları göklere çıkıyordu.

-Hikmet, Gazap'ı hileyle öldürdü, diyorlardı.

Meçhul perinin elindeki küre baştan başa nur olmaya başladı. Bizimkilerin sevinç çığlıkları dünyayı kapladı. O gün öyleye kadar birçok Ehrimenliyi tepeledim.<

adges:p}

Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.

Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu,
kopyalayip, sayfanize yapistirin.




Preview :

Açılım
Pazar, 08 Kasım 2009

Powered by QuoteThis © 2008
Pazartesi, 09 Kasım 2009 00:22 tarihinde güncellendi
 
Yorumlar (1)
açılım
1 Çarşamba, 02 Aralık 2009 20:03
nazmiye yanık
İnsanın insanca yaşamasıysa ,açılım güzeldir. Açılımı yaşayabilmek için ,insanın da yaşıyor olması gerekir.En temel yaşam hakkı elinden alındı ise, arkasında ağlayan eş, ağlayan çocuklar, anne ,baba bırakarak, hak aradığını söyleyenlerce , en temel hakkından edildiyse ve tetiği çeken el, haklı bulunan kişi olarak görülüp, kahraman ilan ediliyorsa , bu ağlayanların vicdani açılımı ne olacak? Bu yanan yüreklerin ahı semada mı kaybolacak? Onlar insan sayılmaz diye moltoflu, taşlı, yeni ağıtlı açılım devam mı edecek?

Yorumunuzu ekleyin

İsminiz (Rumuzunuz):
YOUREMAIL:
Başlık:
Yorum:

yazarin diger yazilari icin tiklayiniz

Giriş Formu



Kimler Sitede

Şu anda 66 ziyaretçi çevrimiçi

Haber Kanalları

Anket

Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?
 

Sözün Gücü

Yeni Sayfa 1

Son Videolar

Sigaramın Dumanına Sarsam
Sigaramın Dumanına Sarsam
2010-07-26 15:16:27
Hoşçakal
Hoşçakal
2010-07-26 14:52:17
Tv Net Gazze Fragman
Tv Net Gazze Fragman
2010-07-19 01:23:24
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
2010-07-13 22:54:46
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
2010-07-13 05:27:16
Yeni Sayfa 1

ANALİZ

Google Analytics Verilerine göre

9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010

tarihleri arasında

İDEAL DÜŞÜNCE'ye

101

farklı ülkeden

112007

kullanıcı

156317

ziyaret gerçekleştirmiş

414149

sayfayı görüntülemiş

ortalama olarak sitede

4 dakika 02 saniye

geçirmişlerdir.

 

İstatistikler

Üye : 129
İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün562
mod_vvisit_counterDün732
mod_vvisit_counterBu hafta3662
mod_vvisit_counterGeçen Hafta6181
mod_vvisit_counterBu Ay26108
mod_vvisit_counterGeçen Ay27075
mod_vvisit_counterToplam267111

Online (20 dakika önce): 22
IP: 38.107.191.81
,
Bugün: Tem 30, 2010
JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval