| Katsayı Meselesi |
|
|
|
| Yazar Vedat ÖZCAN |
| Perşembe, 03 Aralık 2009 19:29 |
|
BİR MÜNZEVİNİN NOT DEFTERİNDEN Katsayı Meselesi Vedat ÖZCAN Bütün "İzmler" (ideolojiler) idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleridir. Cemil MERİÇ Demokrasi bir kurallar rejimidir. Doğrudur ve bu kurallar, konjonktüre, güç merkezlerinin sağa sola kayışına, çeşitli baskılara, oligarşik çıkarlara, gelip gelmeyeceği belirsiz, ihtimallere dayalı korkulara göre değişmez, değişmemelidir. YÖK'ün aldığı karar ne kadar ideolojikse, Danıştay'ın aldığı iptal kararı da bir o kadar ideolojiktir. YÖK'ün aldığı karar ne kadar ideolojik değilse, Danıştay'ın aldığı karar da bir o kadar ideolojik değildir.
Bu ülkede hukuk tatile çıkalı yıllar oluyor. Adli yıl her yılın bilmem ne ayının bilmem kaçında açılır ama bir türlü işlemez. Bu ülkede siyaset sorunları sürdürme sanatı halini almıştır. Her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi, hangi ayın bilmem kaçında, bilmem kaçıncı döneminin açılış toplantısını yapar ve cumhurun başkanı, demokrasinin faziletlerinden, meclisin sağlıklı çalışmasının ne kadar lüzumlu olduğundan, hukukun üstünlüğünden, medeniyet yolundaki örnek teşkil eden yürüyüşümüzden bahseder... Bu ülkede siyaset ne zaman sağlıklı bir şekilde işlemiştir ki şimdi işlemesini bekleyelim... Siz imam-hatip kavgası yapar, birileri de imam-hatipli kaygısı yaşarken, diğerleri malı hamuduyla götürüyorlar. Sosyal statülerini, ekonomik çıkarlarını, çıkarlarını zedeleme, ekonomik, siyasi ve sosyal hayatlarına ortak olma ihtimali oldukça yüksek olan başkalarının önünü keserek de sistemlerini sürdürmeye çalışıyorlar. Bana kimse bu ve benzeri meselelerin tek başına ideolojik meseleler, rejim meselesi, demokrasinin sağlıklı işlemesinin gerektirdiği bir zorunluluk olduğunu iddia etmesin… Bunun böyle olduğunu düşünen, buna yürekten inananlar olabilir ama bana göre mesele gerçekten böyle değildir. Bu katsayı meselesi asla ve kat'a, tek başına bir imam-hatip meselesi değildir. Adı konmamış bir kast sisteminin resmileşmiş halidir. Anadolu’nun iyi denilebilecek herhangi bir düz lisesinden mezun olan zeki bir öğrenci, ağzıyla kuş tutsa, iyi dediğimiz üniversitelerin iyi dediğimiz fakültelerine giremez. Hadi giremez demeyelim de zor bela girer diyelim. Katsayı ile birlikte son on yılda uygulamaya konulan üniversiteye giriş sisteminin bütünü incelenirse söylediklerimde ne kadar haklı olduğum görülecektir. Katsayı meslek liselerini bitirmiştir. Sadece İmam-Hatip liselerini değil. İmam-Hatip’e çocuklarını gönderecek olanlar zaten her şeye rağmen gönderiyorlar. Bu ülkeye en büyük kötülük de tartışmanın İmam-Hatip eksenine taşınmasıyla yapılmaktadır ve tartışmanın bu halde sürdürülmesi de son derece bilinçli bir tercihin sonucudur. Aksi bir durumda, tartışma, meslek liselerinin bütünü gözetilerek yapılsa gerçek oyun ortaya çıkacaktır. Böyle yapılarak, tartışma İmam-Hatip ekseninde tutularak hem operasyon başarıyla sürdürülmekte hem de toplumda her an harekete geçirilebilecek bir fay hattı diri tutulmaktadır. Ayrıca yıllardır yaptığımız ve bir türlü neticeye ulaşmayan katsayı tartışması ile asıl tartışılması gereken eğitimin genel sorunları da gözden kaçırılmaktadır. Yüksek öğretime giriş sistemindeki baştan sona yaşanan sakatlık gözlerden kaçmakta ya da kaçırılmaktadır. Dershaneciliğin ve dershanelerin hem eğitimin genel yapısına, hem aile bütçesine, hem de ülke ekonomisine getirdiği yük tamamen tartışma dışı bırakılmaktadır. İdeolojik odaklı tartışmaların merkezine oturtulan ülke yüksek eğitimi de mensuplarıyla birlikte ideolojik mevziler kazanma yarışına sokulmuştur. Akademik çalışmalar bile ideolojik eksende değerlendirmeye alınmaktadır. Bütün bu çarpıklıklar katsayı tartışması sayesinde gözlerden uzak tutulmaktadır. Geçtiğimiz yıl, katsayı değişikliğine ön ayak olmuş çook büyük bir holdingin önderliğinde, “meslek lisesine sahip çık” kampanyası başlatılmıştı. Neden dersiniz? Çünkü iş dünyası çalıştıracak ara eleman bulmakta ciddi güçlüklerle karşılaşmaktadır. Ara eleman bulamamaktadır. Bu katsayı meselesi, sadece sosyal barışın altına konulmuş bir dinamit değil, aynı zamanda iş dünyasının önünü de tıkamaya başlayan ekonomik bir mesele olmuştur. Sosyal bir mesele olduğu kadar ülkenin ekonomik çıkarlarını zedeleyen stratejik bir mesele halini almıştır. Katsayı, sadece meslek liselerini bitirmemiş, yukarıda yazdığım gibi Anadolu’daki gariban vatandaşın zeki çocuklarının yolunu da kapatmıştır. Bana göre meselenin en tehlikeli yönü de budur. Cumhuriyet, kurulduğundan bu yana, halkı padişahlık rejiminden kurtarmakla, özgürleştirmekle, herkesi haklar ve ödevler konusunda eşit kılmakla övünmektedir ve bu övünmesinde, eksikleri gedikleri olsa da haklıdır. Bazı çevrelerin, katsayı konusundaki ısrarı, bu çevrelerin ideolojik tercihleri ve görüntüleri de dikkate alındığında, cumhuriyet rejiminin bu iddiasının artık gerçek hayatta karşılığı olmadığı fikrini güçlendirecektir. Kimse bu devlete ve bu millete böyle bir kötülük yapmamalıdır… Kimsenin de bu devlete ve millete böyle bir kötülük yapmasına izin verilmemelidir. Demokrasi kurallar rejimi olduğu kadar, halkın taleplerini karşılama rejimidir. Diyelim ki ben, çocuğumun sağlıklı bir din eğitimi almasını ve akabinde de pozitif bilimler okumasını istiyorum. Benim bu talebimi, düz liselerdeki kıytırık müfredatlı kıytırık bir din dersiyle mi karşılayacaksınız. Benim ve benim gibilerin talepleri ne olacak "kurallar rejimi" olduğu kadar "haklar rejimi" de olan şu demokraside... Bu mesele tek başına ideolojik bir mesele değildir! Birilerinin bazı kavramları, kurumları ve güçleri de arkasına alarak, milletle devletin zor bela kurmuş olduğu güveni dinamitleme projesidir. Meselenin arkasına bakan okyanus ötesini, kıta Avrupası’nı da görür. Bakmak isterse tabi… Bakmak isteyenlere bir ipucu vereyim: Katsayı değişikliğinin getirilmesine ön ayak olanların, emekli olduktan sonra, hangi ülkelere sık sık gidip geldiklerini, hangi ülkelerin hangi üniversitelerinde istihdam edildiklerini, hangi ülkelerin hangi kurumlarından hangi isimlerle ödüller aldıklarını, emekli olduktan sonra hangi ülkelerin menfaatine büyük çaplı ticari faaliyetler gerçekleştiren şirketlere danışman olduklarını araştırsınlar… İsim vermeme hiç gerek yok. Bu isimleri gökteki kuşlar, yerdeki köstebekler, dağdaki ayılar bile biliyor…
Not: Yazının bir kısmı bir haber sitesinde konu ile ilgili yaptığım yorumdan alınmıştır. Bazı uyanıklar yazıyı çaldığımı düşünmesinler diye not düşmek mecburiyeti hasıl oldu… :+;badges:p} Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Cuma, 04 Aralık 2009 10:01 tarihinde güncellendi |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 89 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Sigaramın Dumanına Sarsam 2010-07-26 15:16:27 |
| Hoşçakal 2010-07-26 14:52:17 |
| Tv Net Gazze Fragman 2010-07-19 01:23:24 |
| Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm 2010-07-13 22:54:46 |
| Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy 2010-07-13 05:27:16 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
101
farklı ülkeden
112007
kullanıcı
156317
ziyaret gerçekleştirmiş
414149
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
4 dakika 02 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 129İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 605 |
![]() | Dün | 732 |
![]() | Bu hafta | 3705 |
![]() | Geçen Hafta | 6181 |
![]() | Bu Ay | 26151 |
![]() | Geçen Ay | 27075 |
![]() | Toplam | 267154 |
IP: 38.107.191.84
,
Bugün: Tem 30, 2010









































