| Küreselleşme, Kapitalizm Ve Konsensüs Sorunu |
|
|
|
| Yazar Akif ÇARKÇI |
| Cuma, 22 Ocak 2010 18:43 |
|
Adına küreselleşme denilen süreç bir taraftan bütün dünyayı küçük bir köy haline getirirken diğer yandan da kapitalizmi bütün yeryüzüne hakim kılmak isteyen bir hırs taşıyor kendi içinde. Küreselleşme ile kapitalizm at başı giderken neo liberal politikalar bütün dünyada dalga dalga yayılıyor, ulus devletlerin ekonomik ve siyasal hakimiyeti azalıyor. Milli devletler egemenliklerini ulus üstü yapılanmalarla paylaşmak zorunda kalıyorlar. Uluslar arası sözleşmeler ulusal hukuk normlarının yerini almaya başlıyor. Kürselleşme konusu Türkiye’de de son on beş yıldır başat tartışma konularından biri haline gelmiş durumda. Ekonomi, siyaset, kültür, inanç gibi alanları yakından etkileyen ve kimiz zaman dönüştürücü/zorlayıcı rol da oynayan küreselleşme konusunda zihinler henüz tam olarak netleşmiş değil. Bir grup küreselleşmeyi tamamen kötümser bir yaklaşımla reddediyor, küreselleşmeci bütün gruplar, küresel kurumlar protesto ediliyor, kürselleşmenin tamamıyla zararlı/yıkıcı bir süreç olduğu iddia ediliyor. Bir diğer grup küreselleşmenin tamamıyla yararlı bir süreç olduğunu, küreselleşmenin nimetlerinden yararlanmak gerektiğini ifade ediyor. Onlara göre küreselleşme önüne kesinlikle geçilemeyecek bir süreç ve milli olanın aşınıyor olması da kaçınılmaz. O zaman bu dalganın karşısında değil içinde olmalı ve dalga nereye sürüklerse oraya taşınmalı. Üçüncü bir grup ise küreselleşmeyi tamamıyla olumsuzlamadığı gibi tamamıyla da olumlamamakta. Yani küreselleşme kaçınılmaz bir süreç ise eğer bu sürecin zararlarını asgariye çekecek, faydalarını maksimize edecek politikalar üretmek gerekiyor. Bütün bunların yanında küreselleşme söz konusu olduğunda ortada garip bir durum olduğunu görüyoruz. Mesela Türkiye’de milliyetçiler devletçidirler, ulus devletin yetki ve otoritesinin başka güçler tarafından paylaşılmaması gerektiğini düşünürler, hatta devlete bir kutsiyet yükleyerek milli devleti refleksif bir tavırla küresel olan karşısında savunurlar. Bir yönüyle anlaşılabilir bir tavırdır bu. Hatta anti küreselleşmeci bir tavırdır. Yani milliyetçilerin doğal olarak kapitalizmi eleştirmeleri ve küreselleşmenin yanında değil karşısında durmaları gerekir. Peki Türkiye’de solcular neyin karşısındadırlar? Solcular da söylemde anti küreselleşmeci ve antikapitalisttirler. Yani küresel kapitalizmin yıkıcı bir süreç olduğunu, adaletin yeryüzünde kapitalizmle gelmeyeceğini savunurlar. Peki bu noktada milliyetçilerle solcular neden bir türlü anlaşamazlar? Milli devlet noktasında hassas olması beklenen milliyetçiler neden kapitalizm söz konusu olduğunda solcularla aynı düşünemezler? Neticede kürselleşme ve kapitalizm at başı giden süreçler değil midir? Her iki kesimin de aşınan ulusal değerler karşısında ittifak yapması gerekmez mi? Diğer taraftan Türkiye’deki dindarların, İslami hassasiyeti gelişkin çevrelerin de antikapitalist, anti emperyalist ve anti küreselleşmeci olmaları gerekmez mi? Hatta ve hatta retorik düzeyinde kapitalizmin sosyalizm ve nasyonalizm gibi insanlığa mutluluk getirmeyeceğini iddia eden kimseler ne olmuştur da kapitalizm konusunda dikkate değer bir tavır geliştirememişler, kapitalist sürece eklemlenmişlerdir? Oysa İslam’ın vaat ettiği adil bir iktisat ve siyaset düzeni yok mudur? Öyleyse küreselleşme ve kapitalizm söz konusu olduğunda Türkiye’de milliyetçilerin, İslami hassasiyetlilerin ve solcuların aynı safta durmaları gerekmez mi? Evet meselelere herkes kendi dünya görüşü zaviyesinden bakacak, sorunlar karşısında çözüm de herkesin kendi bakış açısından, ideolojisinden üretilecektir ama küreselleşmenin tüm zararlı dalgaları karşısında geliştirilmesi gereken ortak bir dil yok mudur? Üzerinde düşünülmesi gereken ve cevaplanması gereken sorular bunlar. Çünkü Türkiye’de yaşayan herkes benzer ortak sorunlarla baş başa. Örneğin işsizlik, yoksulluk, sefaleti, cehalet, sağcı, solcu, dindar tanımıyor ezip geçiyor. Ve bu sorunların önemli bir kısmı küreselleşme kaynaklı. Yine insana hakları, özgürlükler, adalet herkese lazım olan değerler ve bu değerler küreselleşme ile birlikte şekil, kabuk değiştiriyor. Gemi batacaksa herkes gemiyle birlikte batacak, gemi selamete erişecekse herkes birlikte selamete erişecek! Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Cuma, 22 Ocak 2010 18:49 tarihinde güncellendi |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 62 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Sigaramın Dumanına Sarsam 2010-07-26 15:16:27 |
| Hoşçakal 2010-07-26 14:52:17 |
| Tv Net Gazze Fragman 2010-07-19 01:23:24 |
| Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm 2010-07-13 22:54:46 |
| Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy 2010-07-13 05:27:16 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
101
farklı ülkeden
112007
kullanıcı
156317
ziyaret gerçekleştirmiş
414149
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
4 dakika 02 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 129İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 586 |
![]() | Dün | 732 |
![]() | Bu hafta | 3686 |
![]() | Geçen Hafta | 6181 |
![]() | Bu Ay | 26132 |
![]() | Geçen Ay | 27075 |
![]() | Toplam | 267135 |
IP: 38.107.191.80
,
Bugün: Tem 30, 2010









































