
| Yazılarım ve Korkularım |
|
|
|
| Yazar İdris ÇAKMAK |
| Cumartesi, 23 Mayıs 2009 19:33 |
|
İdris ÇAKMAK Gözlerinden sefalet akan bir sokak dilencisi görüyorum yolda. Ona ne kadar özendiğim yalanını söyletiyorum zihnime. Sonra da ne kadar ruhsuzlaştığımı dillendiriyorum yine aynı kendime. Arka fona zavallı bir müziği komşu eylemekle insanların acılarına ortak olduğum yalanını da yutuyorum. Bütün insanların acılarını paylaşma adı altında onların zaaflarını meze yapıyorum kendime.Doğru dürüst bir acı veya kederin ortasından geçmemiş bir şahıs olarak yazdıklarımın ne kadar da değersiz olduğunu fark ediyorum. Aklıma her geleni yazabilmenin verdiği savrukluğu da alıyorum ardıma. Gündelik ekmek misali konulara dalmamanın hazzıyla kelimeler sadır oluyor mahzenimden. Onlara bir şekil onlara bir intizam verme telaşını yaşamadan sıralıyorum bir bir. Okunma okunmama kaygısını taşımadan yayınlanma yayınlanmama tasasına bulaşmadan sosyal hayatın dokularını rencide etmeden dolu dizgin cümleler sarf ediyorum. İctimainin yakıcı gerçekliği hiç de bulaşmıyor sözcüklerime. Azar azar onları ayıkladığımın farkındayım. Yazdığım ilk şiirden beri azaldılar. Sovyetleri yazan çocukla yazmanın beyhudeliğinden bahseden arasında sanatsalı göğe kaldıran bir yekün var. Ne olacak adam olduk işte. Ne kadar uzaklaşırsan o kadar değerlenir yazın dediler. Sanat sanat içindir mi yoksa sanat dedem içindir mi? Dedem bence her şeyi hak ediyor. Onun bu dünyayı kuşatıcı ablukasına ne kadar da yaklaşıyorum gün geçtikçe. Yazılarım ona benziyor mu bilemem ama hayatımın akışı onun ilkeleriyle ya da, bırak ilkeleri, salıvermişliğiyle çok yakından ilintili. Ben bir boşluk ortasında beyhudeliği tavana vurdurup “ışık olurken” o hayatın kendisi ti’ye alıyordu. Dedemi boşverelim. Kendimi merkez yapıp her cümleme benliğimden demlemeler eklemem bir hastalık oldu. Başbakandan, komşu ülkelerden, asırlık meselelerden bahsetmek varken varlık yokluk üzerine nutuk atıyorum. Ne de güzel ediyorum. Sonra da bunları başkalarının okumasına arz ediyorum. Olacak iş mi bu. “Hayatın bir gayesi, bu aleme konuşumuzun bir neticesi hakikatin ayan beyan tecellisi varken” benim bunları yazmam neye delalet eder. Bunun cevabını ben de bilmiyorum. Bildiğim tek şey diye başlayan bir cümlem olmayacak. Bildiğim bir şey yok. Bilene de sormuyorum çünkü korkuyorum. Kendime itiraf edemediğim şeyler yok. Her şeyi itiraf ettim o yüzden onları başkalarının da duymasından korkuyorum. Yazdıklarımın ciddiye alınmasından korkuyorum. Zihni hezeyanlarıma hakikat bürüntüsü veren “sözün kudreti”nden korkuyorum… Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin. Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Cumartesi, 23 Mayıs 2009 22:39 tarihinde güncellendi |
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 85 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Elif ve Vav 2010-09-06 20:13:49 |
| Kara Kız 2010-09-04 23:59:58 |
| Çıkayım Gideyim 2010-08-30 02:38:18 |
| Yalgızam Yalgız - Reşid Behbudov 2010-08-30 01:53:07 |
| Çıkayım Gideyim 2010-08-30 00:39:41 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 08 Eylül 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
106
farklı ülkeden
123777
kullanıcı
170896
ziyaret gerçekleştirmiş
4448365
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
3 dakika 53 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 134İçerik : 2206
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 161 |
![]() | Dün | 786 |
![]() | Bu hafta | 4446 |
![]() | Geçen Hafta | 5628 |
![]() | Bu Ay | 8208 |
![]() | Geçen Ay | 22887 |
![]() | Toplam | 299131 |
IP: 38.107.191.82
,
Bugün: Eyl 11, 2010






























Yazılarım ve Korkularım













Gayet güzel ifade etmiş İdris Bey.
Belki de onlarca kez anlatmak zorunda kaldığımız için yitirildi. Ne dersiniz?
Söz kudretini o kadar uzun zaman önce yitirdi ki... Bize onun kudretini anlatabilecekleri arasak da bulamıyoruz artık.. Söz polemik denen basitliğe kurban ediliyor zamanımızda. Bir de menfaatlere.
Hiç gerek yok korkmanıza. Artık "söz"ü kimse ciddiye almıyor. Söz diye sarfedilenler de kudrete râm olanların elinde perişanlık halini alıyor.