You are here:
| Münacat Takıntım |
|
|
|
| Yazar İdris ÇAKMAK |
| Çarşamba, 27 Ağustos 2008 21:08 |
|
Münacat Takıntımİdris ÇAKMAK Günahkâr oldum, günahlarımı taşırken omuzlarım kopma kertesine geldi. Hiç uslanmadım, dünyanın tüm cürümlerini işlemek istiyorum, ebedi zindanı hak ediyorum. Ne kadar da aciz ve biçareyim. Şeytanla ortaklık yaptım da hukukları ihlal ettim. Yoldan çıktım. Pişmanlık duymayı bile unuttum. Şimdi bir çöl ortasında yokluk âleminin en merkezinde sağımda solumda cümle varlık âlemlerinden soyunup tek vücut halinde bütünlüğe ermeğe çalışırken, şeytan kulaklarıma fısıldıyor. Yapamayacağım dedikçe, cesaret telkin ediyor.
Beni yoldan çıkarmaya gösterdiği azme hayranım. Ben o kadar da olamadım. Kulaklarım çınlıyor, çın, çın, çın öten bir kilise çanı mı yoksa çocukluğumun koridorlarından bir ilkokul zili mi ayrımına hiç varamıyorum. Ama eminim ki bir bataklığın içindeyim ve karabatak kadar da olamıyorum. Ellerim titriyor, soğuktan değil, kanımın sıcaklığından. Öyle hararetli bir devinim var ki vücudumda, kaç cehenneme “hatab” olurum bilemiyorum. Kaç odunun çıkaramadığı harı ne kadar kısa zamanda pompalarım bilmiyorum. Yanıyorum, yandıkça var olmanın özünü ve ateşe atılan pervaneler metaforunu anımsıyorum ama ateşe girdikçe pervaneler kadar da olamayan bir zavallı kılığa büründüğümü görüyorum. Ne kadar da zor bu ağır yükü boyunduruklamak, sırtlamak, kaldırıp aşırmak. Durmayacağım daha fazla buralarda, dağılıp uçacağım, kaçarken de hiç ses çıkarmayacağım. Şehir yine sessiz ve bensiz ve telaşlı ve ağır ve uçuk büyürken ben olmayacağım. Ben yokluğu yudumlamış olacağım. Kurtuluş dilekçesi vermeye da vaktim yok. Kurtarılma ümidini taşımayan bir neslin çocukları olduk diyordum da inandıramıyordum. Battık teker teker, içimizdekileri boşaltarak, bildiklerimizi unutarak, sevip sevip bırakarak battık. Kusuntularımız yeryüzünü kire boyarken biz yeraltı dehlizlerimizde püfür püfür çubuğumuzu tüttürüyorduk. Cehennemi karanlıkları da biz yaşadık, sonrakilerin kurtulamamasına da biz sebebiyet verdik. Zehirledik çakırdikenlerimizle çocukluklarımızı ve masumiyetlerimizi. Zulmün kırbacı olduk, atladık kızıl yeleli atlarımıza ve bozduk nizamını saat zembereklerinin, ayarlanamaz hale getirdik zamanı. Bu uğurda enstitü kuranları da yaktık kocaman bir meydan ocağında. Şimdi ve şimdi, alev yeleli atlarımızın sırtına yapışarak ve şeytanların çirkefine bulanarak kızıl kıyamet bir akşamüstünde sıyrıldık tüm nizamlardan, kanunlardan, beyannamelerden, sistemlerden. Günahkar olduk, irtikap ettiklerimizle fazlasıyla boğulduk.. 04.02.2008İDEAL DÜŞÜNCEDüşünceye Açılan Pencerewww.idealdusunce.com
Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin. Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 43 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Kara Kız 2010-09-04 23:59:58 |
| Çıkayım Gideyim 2010-08-30 02:38:18 |
| Yalgızam Yalgız - Reşid Behbudov 2010-08-30 01:53:07 |
| Çıkayım Gideyim 2010-08-30 00:39:41 |
| Kağıt 2010-08-27 22:25:13 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 30 Temmuz 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
101
farklı ülkeden
119040
kullanıcı
165094
ziyaret gerçekleştirmiş
432901
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
3 dakika 56 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 135İçerik : 2202
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 586 |
![]() | Dün | 703 |
![]() | Bu hafta | 586 |
![]() | Geçen Hafta | 5628 |
![]() | Bu Ay | 4348 |
![]() | Geçen Ay | 22887 |
![]() | Toplam | 295271 |
Online (20 dakika önce): 16
IP: 38.107.191.84
,
Bugün: Eyl 06, 2010
IP: 38.107.191.84
,
Bugün: Eyl 06, 2010











































