You are here:   İdeal Düşünce Yazarlar Göbeğini Kaşıyan Adam Otuz Altıncı Yazı - Sensörlü Mezar

Yazarlarımızın Eserleri

JT Slayt Gösterisi modülü resimleri yüklüyor. Lütfen bekleyiniz...
Entegre Muhafazakar - Vedat ÖZCANDiyaloğun Acı Meyveleri - Vedat ÖZCANHikayelerle Karakter Eğitimi - Vedat ÖZCANBelediyelerde Proje Yönetimi - Akif ÇARKÇIKent Yönetimine Farklı Bakışlar - Akif ÇARKÇIYaşamak Zamanı - Hüseyin ERKANCam Kırığı Sancım - Türkan ASLANYerel Siyaset Üzerine Söyleşiler - Akif ÇARKÇIUlusal Kalkınma İçin Yerel Teklifler - Akif ÇARKÇIYeni Kamu Yönetimi Çağında... - Akif ÇARKÇIAkıl Eğitimi - 1 Teori - Haki DEMİRAkıl Eğitimi - 2 Pratik - Haki DEMİRAklı Geliştirmenin Yolları - Haki DEMİRAklı Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRBeyni Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRHayata Karşı Mukavemet Usulleri - Haki DEMİRİnsanları Keştefmenin Yolları - Haki DEMİRMukavemet Merkezleri - Haki DEMİRZekayı Kullanabilme Metodu - Haki DEMİRLatifeler&Letaif - Ebubekir AYTEKİN

Anket

Anayasa değişikliği oylamasında oyunuz ne olacak?
 
Otuz Altıncı Yazı - Sensörlü Mezar PDF Yazdır E-posta
Yazar Göbeğini Kaşıyan Adam   
Pazartesi, 31 Ağustos 2009 06:01
5.0/5 (1 oy)

OTUZ ALTINCI YAZI

Sensörlü Mezar

Göbeğini Kaşıyan Adam

Mehabetli, şecaat sahibi olduğu kadar, ahlak abidesi de olan pek muhterem okur. Birazdan yazacaklarımı, bundan birkaç yıl önce, bilinen bir Japon araba markası tarafından üretilen, arkasına, önüne ve her iki yanına takılı sensörleri sayesinde, kendi kendine park edebilen bir jeepin tanıtım filmine borçluyum. Sadece esinlendim kıymetli okur.

Ama tedbiri elden bırakmayalım ve şimdiden tövbemizi edelim.

Allah’ım sen affet!

Yazacaklarımın dinen zor olduğu kadar, teknolojik olarak gerçekleşmesinin mümkün olduğunu biliyorum. En azından temenni ediyorum.

Vasiyetimdir kıymetli okur. Bir gün hak vaki olur da şu koca İstanbul şehrinde cesedimi defnedecek bir yer bulunursa birazdan yazacaklarım yapılsın. Vasiyetimdir.

Vaziyet şöyle olacak.

Büyük ihtimalle evlatlarım bir mezar taşı yaptırırlar. Bu mühim. Mezar taşıma şunun yazılmasını istiyorum.

 

Göbeğini Kaşıyan Adam

Doğumu (….) – Vefatı (….)

Ruhuna Fâtiha

ELEM

Tesellînin hiçbir rengi, girmemiştir bu hâneye

İğfal ettiniz beynimi, döndürdünüz kerhâneye

 

Nedenini sormayın kıymetli okur.

Kabrimi ziyarete gelenlerden alınması gerekenler alınır, alınmayanlar ya da alınmaması gereken dostlar oralı bile olmaz. Hatta kim bilir, belki de bu beyit, simalarda “kırk gram tebessüm” bırakır…

Benim gibi geleneklerine bağlı, hayata tradisyonel bakan bir âdemin mezar taşı için, kendini inkâr anlamına gelecek, hece veznine uygun bu beyit mezar taşıma yazılsın. İlk vasiyetim budur.

Gelelim asıl vasiyetime!

Daha doğrusu asıl projeme!

Bendeniz, şimdi, elan hayattayken, öyle adam ayırabilen bir âdem değilim. Yani aklım başımda, sinirlerim yerinde, hayat gailesi de kendini unutturmuşsa kolay kolay kimseye bulaşmam. Bulaşmadığım gibi de herkese selam verir, herkesten de selam alırım. Yanıma kim gelirse buyur eder, ne söylerse dinler, ağzımı bile açmam. Sözün özü adam ayırmam.

Amma!

Mezarıma öyle herkesin gelmesini arzu etmiyorum. Bu kadarı hakkım değil mi kıymetli kârilerim! Allah için söyleyiniz. (Bu arada genç nesil için… Kâri okur anlamına gelir… İmla hatası var zannedilmesin.)

Neyse efendim!

Hayatta katlandıklarımıza, bir de kabirde katlanmak mecburiyetimiz yok. Öyle değil mi?

Bu sebepten…

Evvelen, kabrimi ziyarete gelecek olanların, nerede durup dua edeceklerini ya da (meşreplerine göre) beddua edeceklerini tespit etmek lazım. Mezarlık ziyaretlerinde dikkatimi çekmiştir, ziyaretçiler genellikle medfûn zâtın ayak ucunda durup, mezar taşını karşılarına alıp, ellerini semâya açıp dua ediyorlar. Ama büyük ihtimalle bizim mezarımız öyle geniş manevra alanına sahip olmayacak. Tıkış tıkış bir mezarlıkta, yan yana mezarların içinde bir mezar olacak. Ne de olsa göbeğini kaşıyan adamlardanız. O yüzden sensörü sadece ayak ucuna yerleştirmek, hedefi ıskalamak anlamına geleceği içün, ben kabrimin dört bir yanına bu sensörlerden konulmasını arzu ediyorum. Yukarıda esinlenmeme sebep olan jeepteki gibi olsun! Dört bir yanı sensörlü bir kabir!

Ancak, sensörleri yerleştirmeden önce bir veritabanı oluşturulması lazım.

Bu veritabanında, tanıdık tanımadık, bilindik bilinmedik tüm mahlûkatın verileri toplanacak. Ne kadar adem oğlu, adem kızı, hayvanat, nebatat varsa şekli, şemaili, sesi soluğu, boyu posu, cinsi ve cinsiyeti ile bu veritabanına işlenecek… Burası çok mühim! Yazılımcı kardeşim tarafından en ufak bir yanlışlık yapılırsa, büyük bir mahcubiyet yaşayacağız demektir. Bu yüzden, işin bu kısmı ele alınırken, varislerimin işe bizzat refakat etmelerini arzu ediyorum.

Veritabanımızı oluşturduk.

Sensörlerimizi de kabrin dört tarafına yerleştirdik.

Bir de ses sistemi istiyorum.

Tabi merak ediyorsunuz kıymetli kârilerim. Ne işe yarayacak bu sensörler, veritabanı ve ses sistemi…

İzah edeyim efendim.

Şimdi, hayattayken kendilerine hoşt diyemediğimiz bazı itler, kabrimize gelip eşelemeye kalktıklarında bu sensörler onları tespit edecek ve şöyle kallavî bir “hooooşt” sesi yayılacak etrafa… Büyük ihtimalle hayattayken kendilerine hoşt diyemediğimiz bu itler, sesin bir mezarlıktan çıkması hasebiyle, büyük ve küçük abdestlerini gidere gidere, ayaklarını malum uzuvlarına vura vura kaçıp uzaklaşacaklar. Biz de hayattayken kendilerinden halas olamadığımız bu itlerden ebediyen kurtulmuş olacağız.

Ayrıca yine hayattayken kendilerine “Ohaaa!” diyemediğimiz bazı öküzler olmuştur ve olacaktır. Onlar için de daha önce veritabanımıza kayıt düşülmüş olmalıdır. Kabrin dört tarafına itina ile yerleştirilmesini arzu ettiğimiz sensörler, bu öküzler kabre yaklaşmadan yüz metre önce, burası mühim, tam yüz metre önce, tespiti yapacaklar ve ilkinde olduğu gibi şöyle kallâvî bir “Ohaaa! Burayı ahır mı sandın!” sesi ile hoşâmedileri gerçekleştirilecektir. Şimdi bu öküzler elan ve her zaman olduğu gibi, bu sözleri katiyen üzerlerine almayacak ve kabre yaklaşmaya devam edeceklerdir. Anlama melekeleri ve kabiliyetleri olsaydı zaten kendilerine öküz denmezdi. Bu sebepten eğer bu öküzler sesten ürküp geri dönmezler ise sistem B planını devreye sokacak ve: “Ey öküz! Öküzleri bile utandıracak kadar hamakat sahibi öküz! Bu kabre yaklaşma! Yaklaşırsan ilk kurban bayramında sahibin ya da sahiplerinden biri tarafından kurban edilesin. Etinden kebap, derinden rebap, kellenden de kelle paça yapıla.” diyerek beddua edecektir. Büyük ihtimalle öküzötesi olmazlarsa, bu sözlerden anlaşılması gerekeni anlayıp, alınacaklar ve kabirden hızla uzaklaşacaklardır.

Bir detayı atlamamak lazım pek kıymetli okur…

Madem teknoloji bu kadar gelişmiş, kabre ziyarete gelenlere seslenecek sesi de tespit edelim. Türk filmlerinde genelde uhrevi mesajlar verileceği zaman, merhum Agah ÜN’ün sesi kullanılırdı. Burada da mümkünse öyle yapılmasını arzu ederim. Dedik ya teknoloji gelişti ve artık internette bile ses karıştırıcı programlar var… Yalnız merhum Agah ÜN’ün sesi daha naif mesajlar verileceği zaman kullanılsın. Yukarıda tarif ettiğimiz itler ve öküzler ile aşağıda tarif edeceğim hayvanlara hitap edileceği zaman, yine Türk sinemasından, delirmiş gibi kahkaha atan, kötülüğün sembolü olmuş karakterlerden birinin sesi kullanılabilir. Hatta bu sese görüntü de eşlik ederse memnun, mesut ve müteşekkir olurum.

Efendim!

Bu itlerden ve kopuklardan sonra mezarımızı soymaya gelecek olan nebbaşlara karşı da tedbir alınsın istiyorum. Zira dünya hayatında bu nebbaşlardan çektiğimiz kadar kimseden çekmedik. Ne malımız kaldı ne de namusumuz. Onlar mesleklerini icra içün kabrimize geldiklerinde, sensörler hiç ses çıkarmayacaklar. Onları yanımıza sokuluşlarındaki tedbirlerinden, iki de bir sağa sola bakarak kendillerini ele veren tedirgin tavırlarından, bir de bellerini kırıp boylarını yarı yarıya kısaltıp, ellerini toprağa koyup maymunlaşarak yürümelerinden, duyulmaktan korktukları için kısık sesle konuşmalarından tanıyoruz. Veritabanımıza onların bu özellikleri, tarif ettiğimiz şekilde girilecek ve mesleklerini, kabrimizi eşelemeye başlayacakları ana kadar icra etmelerine izin verilecektir. Ne zamanki, iyice kendilerinden geçip, kazmayı heyecanla vurmaya başlayacaklar, o an Türk sinemasında korku filmleri arasında, en absürd korku filmlerinden biri olan “Şeytan” filminde yatağa bağlı olan şeytanın, gülerken kayda alınmış sesi mümkün olan en korkutucu şekliyle duyulmaya başlayacaktır. Bu mezar soyucuların,  “Ne oluyoruz ulan!” diyerek bir kabalık daha yapmalarına fırsat vermeden, paslanmasın diye çelikten yapılan dört tane koldan oluşan bir sistem kabirden çıkacak ve bu arkadaşları şefkatle sarıp, kabre sırtüstü yatıracaktır. Kulakları sağır edecek şekilde duyulmaya başlayan yukarıdaki sese, mezara sırtüstü yatırılmış nebbaşın tam göz hizasına gelecek şekilde görüntüsü de eşlik edecektir. Bu arada; veritabanımız tarafından, bilumum gazete ve televizyonlara elektronik posta ile “filanca kabristanın falanca paftasında medfûn Göbeğini Kaşıyan Adam merhumun mezarını soymaya kalkan nebbaşların yakalandığı” haberi, görüntüsü ile birlikte, bir haber ajansı ciddiyeti ile geçilecektir. Böylece bu arkadaşların dünyada da rezil olmaları sağlanacaktır!

Son olarak; projenin, üzerinde ehemmiyetle durduğum tedbirine temas etmek istiyorum. Bir radyo programında, dinleyicilerinden gelen şarkı isteklerini okuyan bir radyo spikeri kıvamında ifade edecek olursam:

“Dünya hayatında vefasızlık timsali olmuş, evlat kıymeti bilmeyen babalar, kızını dövmeyip dizini döven analar, ana-babalarına vefasızlık eden, abi kardeş ayırmayıp karşısındakini ahmak, kendini akıllı zanneden evlatlar, akrabayı akrep zanneden adem oğulları, dostu yolunması gereken kaz zanneden kaz kafalılar, içten pazarlık yapanlar, yüze gülüp arkadan surat asanlar için gelsin bu tedbir efendim.”

Yukarıdaki evsafta bulunan zat ya da zevat kabre yaklaşmaya başladıklarında, tıpkı nebbaşlarda olduğu gibi sistem hiç ses çıkarmayacak. İyice yaklaşmaları beklenecek. Hatta daha da yaklaşmaları teşvik edilecek. Kabirden çiçek mi uzatılır artık şeker mi bilmiyorum. Ama nihayetinde her türlü telkin ve teşvikle kabre iyice yaklaşmaları sağlanacak. Bu temin edildikten sonra, yukarıdaki zavallıların, kulakları sağır edecek bir osuruk sesi eşliğinde, burun deliklerini sızlatacak bir osuruk kokusuna maruz kalmalarını istiyorum.

Yukarıdaki fiilleri işleyenlere başka türlü bir muamele akla gelmedi kıymetli okur.

Artık affet!

Dünyada rahat etmedik bari kabir hayatında rahat edelim.

Hakkım değil mi kıymetli okur.

Allah için söyle…

 

Not: Bu arada ana baba kıymeti bilen, insana, sadece insan olduğu için insan muamelesi yapan, makam, mevki, şan, şöhret ve dahi kudret ayırmadan insanlara yaklaşan, dostunu düşmanını bilen, vatanını milletini seven her ziyaretçiye, sistem tarafından Pelit pastanelerinde gülsuyu ve lokum karşılığı kullanılmak üzere bir bilet verilecektir. Ayrıca dualar eşliğinde kabirden uğurlanacaktır. Yazılımcı arkadaştan özel istirhamımdır. Yap bunu, helal olsun diyeyim!

 

ges:p}

Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.

Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu,
kopyalayip, sayfanize yapistirin.




Preview :

Otuz Altıncı Yazı - Sensörlü Mezar
Pazartesi, 31 Ağustos 2009

Powered by QuoteThis © 2008
Perşembe, 03 Eylül 2009 01:02 tarihinde güncellendi
 

Yorumunuzu ekleyin

İsminiz (Rumuzunuz):
YOUREMAIL:
Başlık:
Yorum:

yazarin diger yazilari icin tiklayiniz

Giriş Formu



Kimler Sitede

Şu anda 69 ziyaretçi çevrimiçi

Haber Kanalları

Anket

Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?
 

Sözün Gücü

Yeni Sayfa 1

Son Videolar

Sigaramın Dumanına Sarsam
Sigaramın Dumanına Sarsam
2010-07-26 15:16:27
Hoşçakal
Hoşçakal
2010-07-26 14:52:17
Tv Net Gazze Fragman
Tv Net Gazze Fragman
2010-07-19 01:23:24
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
2010-07-13 22:54:46
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
2010-07-13 05:27:16
Yeni Sayfa 1

ANALİZ

Google Analytics Verilerine göre

9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010

tarihleri arasında

İDEAL DÜŞÜNCE'ye

101

farklı ülkeden

112007

kullanıcı

156317

ziyaret gerçekleştirmiş

414149

sayfayı görüntülemiş

ortalama olarak sitede

4 dakika 02 saniye

geçirmişlerdir.

 

İstatistikler

Üye : 129
İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün589
mod_vvisit_counterDün732
mod_vvisit_counterBu hafta3689
mod_vvisit_counterGeçen Hafta6181
mod_vvisit_counterBu Ay26135
mod_vvisit_counterGeçen Ay27075
mod_vvisit_counterToplam267138

Online (20 dakika önce): 20
IP: 38.107.191.82
,
Bugün: Tem 30, 2010
JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval