You are here:   İdeal Düşünce Yazarlar Göbeğini Kaşıyan Adam Yirmi Dördüncü Yazı – Büyük Kavga Çıkacak

Yazarlarımızın Eserleri

JT Slayt Gösterisi modülü resimleri yüklüyor. Lütfen bekleyiniz...
Entegre Muhafazakar - Vedat ÖZCANDiyaloğun Acı Meyveleri - Vedat ÖZCANHikayelerle Karakter Eğitimi - Vedat ÖZCANBelediyelerde Proje Yönetimi - Akif ÇARKÇIKent Yönetimine Farklı Bakışlar - Akif ÇARKÇIYaşamak Zamanı - Hüseyin ERKANCam Kırığı Sancım - Türkan ASLANYerel Siyaset Üzerine Söyleşiler - Akif ÇARKÇIUlusal Kalkınma İçin Yerel Teklifler - Akif ÇARKÇIYeni Kamu Yönetimi Çağında... - Akif ÇARKÇIAkıl Eğitimi - 1 Teori - Haki DEMİRAkıl Eğitimi - 2 Pratik - Haki DEMİRAklı Geliştirmenin Yolları - Haki DEMİRAklı Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRBeyni Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRHayata Karşı Mukavemet Usulleri - Haki DEMİRİnsanları Keştefmenin Yolları - Haki DEMİRMukavemet Merkezleri - Haki DEMİRZekayı Kullanabilme Metodu - Haki DEMİRLatifeler&Letaif - Ebubekir AYTEKİN

Anket

Anayasa değişikliği oylamasında oyunuz ne olacak?
 
Yirmi Dördüncü Yazı – Büyük Kavga Çıkacak PDF Yazdır E-posta
Yazar Göbeğini Kaşıyan Adam   
Perşembe, 11 Eylül 2008 21:02
5.0/5 (3 oy)
Yirmi Dördüncü Yazı – Büyük Kavga Çıkacak
Kıymetli, mehabetli, şecaatli, hep aynı oyunu izleyen ve dahası hep aynı oyuna düşen okur!
Aşağıda okuyacağın satırları geçtiğimiz kış yazmıştım…
Lütfen ona göre oku ve Göbeğini Kaşıyan Adam diye küçümsediğin ben ademin öngörü kabiliyetini, ferasetini gör… Kıymetimi bil!
Yazı başlıyooooor!
 
 
Bir yazıya başlamak arzusu var. Nedenini bilmiyorum. Sadece yazmak istiyorum. İstiyorum çünkü yazdığımda rahatlıyorum. Rahatlamak için illaki yazmak mı gerekir? Gerekmez belki de ama…. Yazmak istiyorum. Ancak küçük bir sorun var! Ne yazacağıma ve neyi yazacağıma ya da ne bileyim kimi yazacağıma karar vermedim. Karar vermediğim gibi herhangi bir karar vermeyi de düşünmüyorum. Kalemime geldiği gibi yazacağım. Ey kıymetli okur! Biraz sabır. Ben de merak ediyorum yazının sonunda ortaya çıkacak olanı.
 
SADECE YAZMAYI ARZU ETTİĞİM İÇİN YAZIYORUM
 
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. Olurum da hakkını yine de ödeyemem. Öderim diyen varsa yalan söyler. Söylediği yalan kuyruklu yalan olur. Olmaz diyen varsa, o olmaz diyen kendisine bir harf öğretene kırk yıl köle olsun sonra fikir beyan etsin.
Fikir beyan etsin etmesine ama durmadan da fikrini değiştirmesin. Ben durmadan fikir değiştirenlere hayret ederim. Zira bu kadar çabuk ve bu kadar kolay değiştirilebilen bir fikre fikir demek haksızlık olur. Fikir, eni konu düşündükten sonra açıklanmaya değer olmalı. Her aklına geleni söyleyen o aklıyla itibar beklemesin. Aklını böyle kullanan ve bu yüzden muteber olmayan var ise hicret etsin ve hicret ettiği yeni beldede aklını ulu orta kullanmasın.  Hicret etmek zor gelirse bu zat-ı muhterem aklını çok fazla zorlamasın. Yazık değil mi?
Bir saatlik tefekkür bir yıllık ibadete bedeldir hadisi bana neyi hatırlattı biliyor musunuz? Elbette bilmiyorsunuz. Ben biliyorum ama burada yazamam. Çünkü bu aklıma gelen bana bir sır olarak verilmişti. Başta sır olarak verilmişti ama sır olarak kalsın diyen bunu herkese anlattı. Yani anlayacağınız sır olmaktan çıktı. Ama bana bu sırrı veren bunun sır olmaktan çıktığını bana söylemedi. Ama geçenlerde bir şeyi fark ettim. Bu zatı muhterem ortaya dökülen bu sırrın ortaya dökülmesinin sebebi olarak, beni görüyor. Al buradan yak! Ben çok kıymetli okurlarımla bile bu sırrımı paylaşmazken, o arkadaş beni o sırrın yayıcısı, o olarak görüyor. Şimdi kıymetli okur, mehabetli olur, şecaatli okur! Bu paragrafın tüm cümlelerini -ilk cümle hariç- sil ve öyle oku! Tefekkür et! Mütefekkir ol! Yazı yeni başladı çünkü…
 
BÜYÜK KAVGA ÇIKACAK!
İsim babam Bekir Coşkun da son zamanlarda ayılardan filan bahsediyor. Güzel de yazıyor. Ama benden hiç bahsetmiyor. Neden acaba? Bekir Coşkun’un yerel seçimlere doğru benden tekrar bahsetmeye başlama ihtimali hakkında okur ne düşünür acaba?  
Bir tahminim daha var kıymetli okur!
Mahallede büyük kavga çıkacak hazır ol!
Yerel seçimlere 16 ay kaldı. 16 ay içinde türban takanlar daha da artacak. İnanmazsan yapılacak araştırmalara bakarsın. Kavga çıksın ki amblemi ampul olan parti ile demokrasi sahnesinin solunda yer alan parti yine çekim merkezi olsunlar. Değil mi? Hep aynı oyun! Hep aynı oyun! Bu bizim oyunun senaristleri de hiç yaratıcı değil! Ama seyirciler çok saf. Her seferinde aynı oyunu izliyorlar ve “ne kadar harika bir oyundu” diye yorum yapıyorlar. Karizmatik başrol oyuncusu ile yine her fırsatta ona muhalefet eden karizmatik yardımcı erkek oyuncu, replikleri bile aynı olan oyunu oynamaya hazırlanıyorlar. Bekir ağabeyin arkadaşları da sahneyi hazırlamakla meşgul bu aralar... Sahnenin dekorunda bütün sahneyi kaplayacak şekilde bir “örtü” olacak. Bütün oyuncular bu “örtü” aşkına kavga edecekler. Kafalar atılacak, gözler yarılacak, kaşlar patlayacak. Yani anlayacağın kıymetli okur, kafam yine çok şişecek. Bekir ağabeyin diğer arkadaşları da televizyonlarda tartışacaklar. Tartışacaklar ve reytingler yine tavan yapacak. Benim asgari ücretime ne kadar zam gelmiş konuşulmayacak. Peynirin kilosu ne kadar olmuş, AKBİL’e ne kadar zam gelmiş kimse konuşmayacak. Birisi “Sahi enflasyon düştüyse neden ben her zaman aldığım peyniri daha pahalı alıyorum” diye söylenecek. Bu birisi “Enflasyon nereye düştü! Enflasyon nereye düşer! Enflasyon niye düşer! Düşen enflasyon mu? Yoksa biri beni aldatıyor mu? Yoksa biri beni gözetliyor mu? Yoksa biri beni kekliyor mu?” diye peşpeşe sorular soramayacak. Sorsaydı zaten bu başımıza gelenler yaşanmazdı” diyecek başka birisi… birisi sormayacak, birisi sorar gibi yapacak, birisi oyun başladı hadi izleyelim diyecek. İnteraktif oyun olacağı için seyirci katılımı serbest ve çok önemli. Bu nedenle katılımınız beklenecek. Birisi diyecek ki “Meydanlar beni bekliyor”. “Ne kadar kalabalık?” diyecek birisi. “Bak! Bak!” diyecek “örtü örtenler ne kadar da çoğaldı?” diyecek öbürüsü. Öbürüsü de diyecek ki “Güzel kardeşim! Çoğalmadı hep bu kadardılar da sen fark etmemiştin! Neden fark etmemiştin? Çünkü sen onların gittiği yerlere gitmedin. Şimdi onlar parayı buldu, senin olduğun yerlere gelmeye başladılar. Sen de zannediyorsun ki çoğaldılar! Hayır güzel kardeşim onlar zaten çoktular. Sadece sermaye el değiştiriyor ve bu durum senin gözlerinin fal taşı gibi açılmasına neden oluyor! Bana inanmıyorsan hemen bir akademisyen, eğer onu bulamazsan bir araştırma şirketi bul ve anket yaptır. Ankete yaklaşık 18 bin kişi katılsın. Ve sonuçta benim yukarıda söylediğim gibi değilse ben göbeğimi keseceğim. Öyle zayıflamak için uğraşmayacağım.
Deja vu!
Altıncı his!
“Ben bu sözleri bir yerlerden hatırlıyorum” olacak kamuoyu. Kutsal kamuoyu kutsayacak bir kez daha tartışmayı. Kamuoyu “oluşacak” bir kez daha. Olgunlaşacak tartışmalar. “Olgunlaştırıyorlar” daha doğrusu! Ve sen kamuoyu baskısı altında durmadan ezilen “kalem sahibi”… İstemesen de bu tartışmaya katılacaksın. Aksi taktirde “mahalle” sana “baskı” yapacak. Diyecek ki mahalle “Ne o kardeş! Sen bu konuda hiç fikir beyan etmiyorsun! Yoksa sen de onlardan mısın?” Söylemek zorunda kalacaksın! Tartışmanın saçma olduğunu bile bile. Büyük ihtimalle “Ne o kardeş!” ünlemini ünleyen bu kişiden bir şekilde kurtulacaksın ama bu ünlemle ben diyeyim iki, sen de de ki üç kez karşılaştığında konuşmak zorunda kalacaksın. Aynı oyun olduğunu bile bile konuşacak ve fikir beyan edeceksin. Sana boşuna mı hicret et dedim. Hicret et ki rahat edesin. En azından bir süre rahat edesin. Çünkü hicret edeceğin beldede sen yine rahat bırakılmayacak ve aklını neden kullanmıyorsun diyenlerin baskısı ile o seni her zaman yanıltan aklını kullanmak zorunda kalacaksın. Sonra ver elini yeni belde. Ve sen hayatının sonuna kadar aklınla yaşayacaksın. Ama aklın hep başına bela olacak. Aklını kullan diyenlere aklını kullanarak cevap verdiğinde sana “ne kadar saçma” diye karşılık verecekler. Sen “Ama” diyeceksin. Ama nafile senin bu “Ama”ların hiçbir işe yaramayacak. Sen çırpınacaksın. Kamuoyu “çırpmaya” devam edecek… örtün diyecek senaristler, örttük diyecek kamuoyu.  
Kavga çıkacak!
Olan yine bana olacak. Kıraathanede 50 kuruşa içtiğim çayın bardağı 75 kuruş olacak.
 
Gördün mü kıymetli okur! Kıraathanede içtiğim çayın bardağı 75 kuruş olacak dedim. Dedim ama 1 YTL oldu… Yediğim kazık tahmin ettiğimden daha büyük…
28.08.2007
Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.

Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu,
kopyalayip, sayfanize yapistirin.




Preview :


Powered by QuoteThis © 2008
 

Yorumunuzu ekleyin

İsminiz (Rumuzunuz):
YOUREMAIL:
Başlık:
Yorum:

yazarin diger yazilari icin tiklayiniz

Giriş Formu



Kimler Sitede

Şu anda 63 ziyaretçi çevrimiçi

Haber Kanalları

Anket

Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?
 

Sözün Gücü

Yeni Sayfa 1

Son Videolar

Sigaramın Dumanına Sarsam
Sigaramın Dumanına Sarsam
2010-07-26 15:16:27
Hoşçakal
Hoşçakal
2010-07-26 14:52:17
Tv Net Gazze Fragman
Tv Net Gazze Fragman
2010-07-19 01:23:24
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
2010-07-13 22:54:46
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
2010-07-13 05:27:16
Yeni Sayfa 1

ANALİZ

Google Analytics Verilerine göre

9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010

tarihleri arasında

İDEAL DÜŞÜNCE'ye

101

farklı ülkeden

112007

kullanıcı

156317

ziyaret gerçekleştirmiş

414149

sayfayı görüntülemiş

ortalama olarak sitede

4 dakika 02 saniye

geçirmişlerdir.

 

İstatistikler

Üye : 129
İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün586
mod_vvisit_counterDün732
mod_vvisit_counterBu hafta3686
mod_vvisit_counterGeçen Hafta6181
mod_vvisit_counterBu Ay26132
mod_vvisit_counterGeçen Ay27075
mod_vvisit_counterToplam267135

Online (20 dakika önce): 20
IP: 38.107.191.81
,
Bugün: Tem 30, 2010
JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval