| Hz. Hüseyin’i An(la)mak |
|
|
|
| Yazar İhsan ÜNLÜ |
| Çarşamba, 13 Ocak 2010 20:36 |
|
Hz. Hüseyin’i anmak, belli günlerde gözyaşı döküp mersiyeler okumaktan öte bir şey olsa gerek. O’nu anlamak, klasik söylemlerden öte asr-ı saadete gidip sevgili dedesiyle münasebetinden tutun da Emevî dönemindeki siyasi gelişmeleri görebilmekle mümkündür. Hüseynî duruşu gösteremeyenlerin, dahası saltanat ve sefahat batağına düşmüş o günkü zihniyetin illetini bugün farklı şekillerde tekrar ettirenlerin bu hadiseye anlam verememeleri çok doğaldır. Devir, Muaviye b. Ebu Süfyan devridir. Kufe valisi Mugire b. Şu’be, Cuma günleri minberde Hz Ali’ye kötü sözler ve beddualar etmek gibi çirkin bir geleneği başlatır. Bu çirkin sözlere tahammül edemeyen ve protesto eden Hucr b. Adiyy ve birkaç kişiye gözdağı verilir. Ancak daha sonra valiliğe geçen sertlik yanlısı Ziyad b. Ebih bununla yetinmez, Hucr ve arkadaşlarını idam ettirir. Ehl-i Sünnet ekolünün ilklerinden sayılan Hasan-ı Basri, bu olayı da bahis konusu edinerek şöyle söyler: “Muaviye’nin yaptığı dört çeşit iş vardır ki, bunlardan her biri felakete götürücüdür: 1-Ümmet içinde ashab ve faziletli insanlar olduğu halde yönetimi kılıç zoruyla devralması. 2-Sarhoş, içkici ve (sorumluluğunun idrakinde olmayacak şekilde) sürekli eğlence peşinde koşan oğlu Yezid’i sağlığında veliaht edinmesi. 3-Allah Resulü: “çocuk doğduğu yatağa aittir” dediği halde Ziyad’ı nesebine katması. 4-Hucr ve arkadaşlarını idam ettirmesidir. (İbnü’l Esir, el-Kamil Tercümesi, III, 490) Muaviye’ nin ölümünden sonra haksız bir şekilde Emevî saltanatına geçirilen Yezid, İmam Hüseyin’in de kendisini tanımasını istiyordu. Hak ve adaletin yerini keyfiliğe bıraktığı, haramların açıkca işlenmeye başlandığı, saltanat sefasının sürüldüğü bir düzende İmam için iki seçenek vardı; Ya Yezid’e biat edip onun yaptıklarına göz yummak, yada biat etmeyerek haksızlığa meydan okumak. Zillet içinde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih eden Hz. Hüseyin, yakınlarını da yanına alarak mesajını daha iyi duyurabileceği emin bir belde olan Mekke’ ye yöneldi. Burada ibadet ve taatle günlerini geçirirken tekrar rahatsız edilmeye başlandı. Kâbe’nin hürmetine zarar gelebileceğini anlayan Hz. Hüseyin, kendisine sürekli çağrıda bulunan ve yüzlerce mektupla Kufe’ye davet edenlerin davetine icabet etmeye karar verdi. Ne var ki, daha önce yapılan hainlikleri gören ileri gelen zatlar onun hayatından endişeye kapılarak kendisini vazgeçirmeye çalıştılar. Fakat Hz. Hüseyin’e göre onlara bir fırsat daha verilmeliydi. Kendi karakterinde ahde vefasızlık yoktu, pişman olup tövbe edenlere kapısı sonuna kadar açıktı. Davet edenlerin davetine icabet etmemek, yola çıkıp kucak açanları başsız bırakmak Ehl-i Beyt ahlakına yakışmazdı. Kaldı ki gönderdiği elçilerden gelen ilk haberler olumluydu. Bunun üzerine yola çıktı, ancak yolu yarıladığında durum değişmişti. Şiddet yanlısı valinin etkisiyle Kufe halkı bir anda değişivermişti. Bu durum kendisine bildirilip acı haberler verilmeye başlandığında bir durum değerlendirmesi yaptı ve yola devam kararı aldı. Ok yaydan, söz ağızdan çıkmıştı bir kere. Şerefiyle ayağa kalkan bir peygamber torununa geriye dönmesi, sözünden vazgeçmesi yakışık almazdı. O, bu hareketini nefsi için değil, ümmetin ıslahı için yapıyordu. Amacı kesinlikle dünyevi bir makam ve mansıp değil, Hakkın ikamesiydi. Onun karakteristik yapısına bakıldığında, asla haksızlığa papuç bırakmayan cesur, metanetli bir kişilikle karşılaşılır. Böyle bir şahsiyetin Yezid gibi sefih birine biat etmesi veya kaçması söz konusu olamazdı. Eğer olsaydı, iktidarın bütün yanlışlıklarına ve haksızlıklarına meşruiyet kazandırmış olacaktı. Yezid’e biat etmiş olsaydı, tarihe mâlolmuş Hakkın temsilcisi, mazlumun hamisi yiğit Hüseyin olmaktan çıkardı. O, kolay olanı değil zor olanı tercih etti. Bu uğurda belki bedeni fena bulacaktı ama İslam’ın ve insanlığın bekası hayat bulacaktı. Aslında o, bu tavrıyla Müslümanım deyip de ne büyük yanlışlar yapan, iman noktasında dahi büyük açmazları olan, dünyalık peşine sürüklenmiş yığınların maskesini indiriyordu. İkircikli bir şahsiyete sahip bu hainlerle insanlığı yüzleştirerek çağlara uzanan bir ibret dersi veriyordu. “Hz. Hüseyin, zalim yöneticinin baskı, zulüm ve haksızlığına, uygun bir yöntemle karşı çıkılması gerektiğine inanıyordu. Aksine davranan ise, zalim idarecinin ürettiği kötülüklere seyirci kalmış olacak ve bunun vebaline ortak olacaktı. Hz. Hüseyin’e göre Ümeyyeoğulları, Allah’ın çizdiği hududu çiğnemişler, Şeytan’ın yoluna gitmişler, fitne ve fesat çıkarmışlar, helal-haram dinlemeksizin devlet hazinesini şahsi menfaatleri doğrultusunda kullanmışlardı. İslam toplumunu bu kötü durumdan ancak adalet, liyakat ve hakkaniyet üzere çalışan hayırlı bir idare kurtarabilirdi. Söz konusu bu kötü yönetime son vererek Müslümanların adalet ve liyakat prensipleri doğrultusunda desteğini sağlayacak meşru bir idareyi tesise en layık olan ise Hz. Hüseyin’in kendisi idi.”(Kerbela Mersiyeleri,s.19,H.Algül’den) Bu ulvi düşüncelerle Kufe’ye doğru yol aldı. Bu yolda başına geleceklerden habersiz aile efradını ve dostlarını da yanına aldı. İlerledikçe durumun vehametini anlamıştı ancak vakit çok geçti. Her şeye rağmen kan dökülmemesi için çırpındı; barış için çok elverişli ve alternatifli tekliflerde bulundu. Ne var ki hain eylemlerini önceden planlamış zalimler bunların hiçbirini kabul etmedi. Belli ki şehitler ve şahitlerin aynı yolda olduğu kervan için Kerbela son duraktı. “Haksızlık gördüğünde hakkını aramayan, hakkıyla birlikte şerefini de kaybeder” diyen babası Hz. Ali’nin yolundan giden Hz. Hüseyin kendisine yakışanı yapıyordu… 10.01.2010 < dges:p} Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Çarşamba, 13 Ocak 2010 20:37 tarihinde güncellendi |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 78 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Sigaramın Dumanına Sarsam 2010-07-26 15:16:27 |
| Hoşçakal 2010-07-26 14:52:17 |
| Tv Net Gazze Fragman 2010-07-19 01:23:24 |
| Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm 2010-07-13 22:54:46 |
| Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy 2010-07-13 05:27:16 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
101
farklı ülkeden
112007
kullanıcı
156317
ziyaret gerçekleştirmiş
414149
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
4 dakika 02 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 129İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 598 |
![]() | Dün | 732 |
![]() | Bu hafta | 3698 |
![]() | Geçen Hafta | 6181 |
![]() | Bu Ay | 26144 |
![]() | Geçen Ay | 27075 |
![]() | Toplam | 267147 |
IP: 38.107.191.81
,
Bugün: Tem 30, 2010









































