| Ortadoğu Türkiye-Filistin-7 |
|
|
|
| Yazar M. Emin POYRAZ |
| Çarşamba, 21 Ocak 2009 15:03 |
|
0RTADOĞU TÜRKİYE-FİLİSTİN - 7 M. Emin POYRAZ “Dinler Arası Diyalog” çağrısının birinci derecede olmasa da ikinci derecede müesses kılınmasında katkısı olduğu görülen Papalık müessesesinin tarihi kalesi gibi görülen Roma’dan, İstanbul Patriğinden ve dünya Ortodoks kiliselerinden İsrail’in mazlum Filistin halkını soykırıma tabi tutan terörünü görmemezlikten gelmeleri, sessizlik uykusuna girmeleri, dünya siyasetini bu vahşetin durdurulması hususunda harekete geçirmemeleri ve bu itibarla da başlarını kuma gömmeleri, bize bir gerçeği tekrar hatırlatmaktadır ki o da, İslam’ın 0rtadoğu’dan dünyaya yayılma istidadını gösteren izzetini kırmak için Hıristiyan Yahudi ittifak taassubunun devam ettiğini göstermesi bakımından dikkate değer bir olaydır. Zira tarihte Yahudilik ve Hıristiyanlığın kendi dini emirlerine aykırı olmasına rağmen düzenlenen Haçlı seferleriyle yine bu bölgede şiddet tecavüz hareketleri sergilenmiş, bugün olduğu gibi yine ilahi hitabın haricine çıkmışlardı. Hadiseye bu cihetle bakıldığı zaman aslında Arap-İsrail veya İsrail-Filistin çatışması, bu taassubun devam ettirildiğinin müdellel ifadesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı münekkitler, yukarıdaki paragrafta ifade ettiğim düşüncelerimi ihtimal “militanca” sarf edilmiş düşünceler olarak değerlendirmeye tabi tutarlarsa da bu benim tarih içinde süre gelen hadiselerden çıkarmaya gayret ettiğim şahsi tespitlerimden biridir. Dolayısıyla bu tespitlerimi müdellel kılacak tarih içinde sayısız hadise mevcuttu.
Bugün 0rtadoğu’da cereyan eden hadise Arap-İsrail anlaşmazlığı değildir, Yahudi-Hıristiyan ittifakında yer alan büyük devletlerin dış politikalarını biçimlendiren görünürde Filistinlilerce organize edilen terör ise de aslında Arap-İsrail anlaşmazlığını şiddetlendiren çatışma alanı, İslam’ı 0rtadoğu’dan, bir başka ifade ile 0rtadoğu’yu İslam’dan tecrit etmeye istinat eden siyasi yarıştır. Bu siyasi yarış İsrail’in eliyle kazanıldığı takdirde tıpkı 0smanlının 0rtadğu’dan tecridi gibi İslam’ın cihat ruhu kendi kaderciliğine teslim edildiği zaman 0rtadoğu’da petrolün istikrarlı bir şekilde Batı’ya aktarılması sağlanacaktır. Dolayısıyla bu bölgede İsrail’in güçlü olması demek, hem İslam cihat ruhunun bir daha dirilmemesini sağlayacak hem de petrolün daha kolay ve külfetsiz bir şekilde petrolün Batı’ya akışını engelleyecek unsurların bertaraf edilmesi demektir.
İşte Arap-İsrail veya Filistin-İsrail çatışmasının temelinde yatan gerçek siyasi mücadele de budur.
Burada bir hususun ifade edilmesinde fayda mülahaza ediyorum. 11. Dünya savaşı, Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya, Japonya gibi teknolojik üstünlüklerini ispatlama gayreti içerisine giren ve sanayide büyük devrim yapan devletlerin, dünyanın zengin kaynaklarını paylaşma noktasında düştükleri ihtilafların derinleşmesi ve binaenaleyh aşlaşamamaları, yeni sömürge sahaları bulma yarışından çıktığı tarihin tevsik ettiği bir hadisedir. Ancak bugün milletler arası siyasetin olgunlaştırdığı hadiselere bakıldığı zaman yeni karabulutların insanlık ufkunda görünmediğini iddia etmek de gerçekçi bir yaklaşım olmayacağı gibi sanırım haddinden fazla iyimser olmanın getirdiği teslimiyettir. Dünyayı büyük bir tehlike bekliyor. Bu tehlike, teknolojide kalkınmış veya kalkınmaya çaba gösteren devletlerin maddi gücü dinin emrinde kullanma tehlikesidir. Yani bir 111. Dünya savaşının barut kokuları gelmektedir. Bu savaş, yeni sömürge alanlarını kontrolleri altında bulundurmak veya yeni petrol kaynaklarına sahip olma mücadelesinden doğmayacak; teknolojik gücün dinin emrine verilerek kullanılması savaşı olacaktır. Binaenaleyh bu savaşın atış alanı her halde Merkezi 0rtadoğu olacaktır.
Merkezi 0rtadoğu’nun gururu, insanlık haysiyeti, topyekun bir ifade ile maddi ve manevi ruhu, onu hayata bağlayan değerler manzumesi büyük derecede yaralanmıştır. Daha evvel ifade ettiğimi gibi 0smanlının çekilmeye mecbur bırakılarak Batılı büyük devletlerin katkılarıyla İsrail devletinin bir ur gibi bölgede egemen güç olması, vücuda saplanan kılıcın çekildikten sonra tedavisiz bırakılan yaranın kangrene çevrilmesidir. Bir ikinci nokta, çeşitli diplomatik oyunlar sahneye konularak Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak’ın önce Kuveyt’i işgalinin temin edilmesi, akabinde kimyasal silahların mevcudiyeti bahane edilerek Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesi, Arap toplumuna, aşiret temeline dayanan iktidarların ABD’ye olan bağlılığını artırmış olmakla sivil bir intikam hırsının gelişmesine de gelişmesine olmuştur. C. W. Bouch’un son Irak ziyaretinde dünyaya reklam olan ve bir Arap gazeteci tarafından ayakkabı fırlatılma sahnesi, ABD ve İsrail karşıtı bir uyanışın renklerini belirlemeye çalışan bir tablo gibi göze çarpıyor. Bu tablo, son zamanlarda kısmen İslam kimliği ve İslam cihadı etrafında bir organizasyon seyrine doğru gidiyor olsa da yeterli olmadığını düşünmek bizi hataya götürür. Açıkça ifade etmek gerekirse gerek 1967 yılındaki Arap-İsrail savaşında ve gerekse sonraki dönemlerle içinde bulunduğumuz zaman içinde İsrail’in uluslar arası hiçbir insani ve ahlaki değeler manzumesine riayet etmeksizin acımasızca uygulamaya koyduğu terör hareketi, Filistin halkı üzerinde uyguladığı soykırım, bu coğrafya insanında köklü bir beraberliğinin genel cihat ideolojisine dönüşmeyeceği ihtimalini haklı göstermeye kafi gelmeyecektir. Kısaca Yahudi-Hıristiyan ittifakı bugün için mevcut iktidarların gücünü ABD ve Batılı devletler lehine güçlendirmiş olsa da 0rtadoğu zaman içinde militan bir kimliğin yenden doğuşuna şahit olacaktır.
Kim hangi sosyolojik veya siyasi paradigma ileri sürerse sürsün, gerek dün ve gerekse bugün için Filistin-İsrail veya Arap-İsrail çatışması, belli siyasal kuruluşların karşılıklı bir-iki füze fırlatma çatışması değil; ABD ve Batılı devletlerce yürürlüğe konulan Yahudi-Hıristiyan ittifakının 0rtadoğu’da İslam’a karşı başlattığı savaşın kendisidir. İşte bu ittifakın devamı sonrasında topyekun İslam ümmetinde yeniden bir cihat ruhunu doğuracak dolayısıyla teknolojinin verdiği güvenle her türlü imkanın yeni cihat stratejisinde yerini bulacaktır. Bu yeni bir dünya veya yeni bir yıkımı dünyaya kazandıracaktı.
İsrail’in Filistin halkına, daha doğrusu Arap toplumuna karşı insani ve ahlaki değerler manzumesinden yoksun tavrı, Hıristiyanlı dünyasının İsrail’in bu zulmüne karşı tebessümü, siyasi İslam kimliğinin ideolojik hüviyet kazanmasını zaruri kılacağa benziyor.
Denilebilir ki burada Türkiye’nin yeri ve ağırlığı nedir? sualine verilecek cevap ise Türkiye’nin lider kadrosunda olmamakla birlikte 0smanlıdan gelen tarihi bir misyonu üzerine alacak kadar bir kavrayıştan yoksun olduğu cevabıdır. Zira İslami düşüncenin kendisiyle pratik hayatın uygulamaları arasında sıkışan, tarihi kültürel değerlerinden hatta tarihinden kopmaya çalışılan, dolayısıyla İslami düşünceyi pratik hayattan tecridini temin etmek maksadına matuf laik sistemin mevcut baskı usulleriyle şekillendirdiği bir insan tipinin bu mücadele içinde liderliğe soyunması muhal olmakla birlikte dışında da kalmayacağı da açıktır. İsrail-Filistin savaşında Türkiye genelinde ayni ve nakdi yardım teşebbüsleri, dünyaya bir numune teşkil edecek ehemmiyet kazanmıştır. Türk toplumunun kahir ekseriyeti, meydan mitingleriyle Filistin’in yanında olduğunu göstermiştir. Bu, Yahudi-Hıristiyan ittifakında zuhur edecek çatışmada Türkiye’nin 0smanlıdan gelen bir liyakatle birinci derecede mesuliyet yükleneceği anlamına gelmiyor.
Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin. Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Çarşamba, 21 Ocak 2009 15:05 tarihinde güncellendi |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 86 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Sigaramın Dumanına Sarsam 2010-07-26 15:16:27 |
| Hoşçakal 2010-07-26 14:52:17 |
| Tv Net Gazze Fragman 2010-07-19 01:23:24 |
| Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm 2010-07-13 22:54:46 |
| Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy 2010-07-13 05:27:16 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
101
farklı ülkeden
112007
kullanıcı
156317
ziyaret gerçekleştirmiş
414149
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
4 dakika 02 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 129İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 602 |
![]() | Dün | 732 |
![]() | Bu hafta | 3702 |
![]() | Geçen Hafta | 6181 |
![]() | Bu Ay | 26148 |
![]() | Geçen Ay | 27075 |
![]() | Toplam | 267151 |
IP: 38.107.191.82
,
Bugün: Tem 30, 2010









































