| YAHUDİ-HIRİSTİYAN İTTİFAKINDA İSRAİL - FİLİSTİN PROBLEMİ -11 |
|
|
|
| Yazar M. Emin POYRAZ |
| Çarşamba, 04 Şubat 2009 23:42 |
|
YAHUDİ-HIRİSTİYAN İTTİFAKINDA İSRAİL – FİLİSTİN SAVAŞI 11 İSA’NIN YERYÜZÜNE DAVETİ M EMİN POYRAZ 1993 tarihinde Avrupa’nın merkezinde-kalbinde Sırplar tarafından tarihin en büyük zulmü uygulanarak yok edilmeye çalışılan Bosna-Hersek katliamı karşısında bir milletin tarihten silinmesini seyreden Avrupa2nın, BM’nin seyirci kalması; Yahudi-Hıristiyan ittifakının nasıl gerçekleştiğini resmediyor. Dün bu resmin bütün renklerine dünya kamuoyu nasıl şahit olduysa, İsrail’in Filistin Müslümanlarına karşı uygulama sahasına koyduğu katliam karşısında bir duyarlılığı beklemek de şüphesiz fayda getirici olmayacaktır. Yahudi-Hıristiyan ittifakı, gezegenimizde insan avcılığını devam ettirme gayreti ve İsa’nın yeryüzüne inmesini hazırlayan davetin ittifakıdır. Bu ittifak, dünyada tepki görmediği takdirde bu, insanlığın sonu olur. Amerika’nın siyasi ve ekonomik hayatında dün olduğu gibi bugün de Yahudi semitizminin egemen güç olduğu inkarı mümkün olmayan bir gerçektir. Buna paralel olarak Avrupa, karanlık tarihi seyri içinde sömürgeci bir mantığın varisidir ve bu mantık Avrupa’nın ruhunda vardır. Bu itibarla Amerika militarizmi ile Avrupa’nın sömürgeci mantığının birleşmesi siyaseti, gerek 1993 yılındaki Bosna-Hersek’te ve gerekse Filistin’deki katliamda kendini göstermiştir. Zira Sovyet Rusya’nın Gürcistan’a hafif silahlarla yaptığı iki günlük savaşın hemen durdurulması hususunda gösterdiği aynı hassasiyeti ne Bosna-Hersek ne de Filistin’e göstermiştir. Binaenaleyh, İslam dünyası denilen güç, bu ittifak karşısında derinliğine doğru jeokültürel, jeopolitik ve ekonomik bir savunma işbirliğinin tesisine muktedir olamadığı takdirde Amerikan militarizminin yani bundan böyle Yahudi-Hıristiyan ittifakının kölesi olmaktan kurtulamayacaktır. Arap dünyası bu köleliğini, İsrail’in Filistin halkına karşı kullandığı şiddeti ve icra ettiği savaş taktikleri karşısında içine gömüldüğü sessizliğiyle göstermiştir.
Yahudilerin tarih boyunca zulme uğradığı dolayısıyla mazlum millet haline gelmeleri mülahazasıyla korunmayı hak ettikleri hakkındaki telakki, Hıristiyanlık ruhunda kabul görmeye başladığı içindir ki, İsrail’in giriştiği her saldırı, İsrail’in kendi güvenliğini savunma hakkı olarak değerlendirilmiştir. Bu itibarla Yahudi semitizmi, başka bir deyişle Yahudi nasyonalizmi Hıristiyanlık dünyasında rağbet görmeye devam ediyor. Adolf Hitler, semitizmi Alman milleti için bir büyük tehlike gördüğünden dolayıdır ki her türlü tedbiri alıp Yahudi milletine yaptırım uygulamaktan geri kalmamıştır. Ancak İkinci Dünya savaşının getirdiği yıkımın sonunda kendini toparlayan Yahudi sermayesi ve bu sermayenin emrindeki yazılı-sözlü basın yardımıyla kendini gösteren politik manevra kabiliyeti, 21.yüzyılda semitizmin doğmasına yardımcı olmuştur. Yahudi nasyonalizmine duyulan bu sempati, yani Hıristiyan dünyasının Yahudi ittifakı, bugün 0rtadoğu coğrafyasında İsrail devletinin merkezi güç olarak varlığına en büyük yardımcı faktör olmuştur. Ortadoğu coğrafyası, Haham ve Papazların ideolojik savaş alanıdır. Bu ideolojik savaş, Türkleri Anadolu topraklarından uzaklaştırmak ve dolayısıyla Akdeniz sahası üzerinden Suriye dahil olmak üzere Filistin yani Kudüs’ün iki din tarafından paylaşılmasını sağlamaktır. Biz İsrail’in kuruluş tarihini 1099 tarihi sınırlandırmaya tabi tutarken, 1099 yılından itibaren devam eden Haçlı savaşları, alışılmamış bir iddia olarak papa, haham, senyör ve şövalyelerin ideolojik savaşlarıdır. Bu ideolojik savaş, Kudüs ve çevresini yani başta Anadolu olmak üzere 0rtadoğu’yu Müslümanlardan temizleme hareketi olarak tarihteki ifadesini bulmuştur. Hıristiyan Avrupa’nın papa ve hahamların ittifak ve iştirakleriyle x1.yüzyılın başından itibaren 0rtadoğu’dan İslam hakimiyetini ortadan kaldırmak üzere başlattıkları, ancak Büyük Anadolu Selçuklu Türkleri ve Suriye cephesinde Selahaddin-i Eyyübi’nin gayretleri neticesinde bertaraf edilen ve en son 0smanlı direnişiyle hezimete uğrayarak devam eden seferlere bilindiği gibi Haçlı seferleri denilmektedir. Batı’nın fakirliği, 9rtadoğu İslam coğrafyasının son derece zenginliği yanında Hıristiyan taassubu, haçlı seferlerinin dini, ekonomik ve siyasi sebeplerini teşkil eder. Haçlı seferlerinin baş aktörleri papazlar ve din adamlarıdır. Bugün –basından çıkan haberlere bakılırsa, askerleri savaş psikolojisine hazırlamak adına, çekinmeden ve hiçbir vicdani azabı duymaması için “öldüreceksin, öldürmezsen günahkar olursun” şeklindeki talimatlarıyla- Filistin halkına nükleer bomba yağdıran Yahudi inancının hamurunda yine hahamların dini telakkileri vardır. Yani Yahudi-Filistin savaşının ideolojik tezahürünün altında Taif ve Medine’den çıkarılmanın öcünü alma düşüncesi bir iddia olarak ileri sürdüğümüz zaman her halde bu iddia anti semitizm olarak değerlendirilmeyecektir. Papa 2.Urban ve Piyer Lermit’in, Anadolu’da ve 0rtadoğu’da Müslümanları ortadan kaldırmak maksadını ifşa eden düşüncesinden hareketle İsa’nın vekili adına dünyada iken cennetin tapularını dağıtarak Avrupa genelinde topladığı orduyla Anadolu üzerinden geçen Haçlı ordusunun istikameti Kudüs’tü. Ancak ilk seferinde Selçuklu hükümdarı Kılıçarslan tarafından yok edildiler. Bu yenilgiden sonra harekete geçen papalığın dini ve siyasi olarak yoğun çabası sonucu kontlardan düklerden ve şövalyelerden oluşan Haçlı ordusuyla Anadolu’da İznik başta olmak üzere Antakya, Urfa, Trablus, Nablus Kudüs ve yafa gibi şehirler Haçlıların elin geçiyordu. İşte dini inanç eksenli 0rtadoğu’da feodalite sistemine dayanan kontluklar kurdular. 1099 da yukarıdaki paragrafta başta Kudüs olmak üzere isimlerini saydığımız şehirlerde feodalite rejimine istinat eden dük ve kontlukların kurulmasına hizmet eden Hıristiyan Avrupa, aynı düşünceden mülhem 0rtadoğu’da İsrail dükkalığının kurulmasına ve desteklenmesinde seferber oldukları gibi İsrail’in Filistin halkına karşı tatbik ettiği terör hareketlerinin de müdafisi olmaktan çekinmemiştir. Salında İsrail terör devletine duyulan sempati, Yahudi nasyonalizminin Avrupa Hıristiyan dünyasında da egemen güç olduğunun bir başka ifadesidir. Yani Hıristiyan Avrupa, Yahudi nasyonalizmine teslim olmuştur, bir başka deyişle Yahudi nasyonalizmi, Avrupa Hıristiyanlık dünyasını kültürel, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak teslim almıştır denilebilir. DEVAM EDECEK Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin. Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview :
YAHUDİ-HIRİSTİYAN İTTİFAKINDA İSRAİL - FİLİSTİN PROBLEMİ -11 Çarşamba, 04 Şubat 2009 © 2010 - İDEAL DÜŞÜNCE Powered by QuoteThis © 2008 |
| Çarşamba, 04 Şubat 2009 23:44 tarihinde güncellendi |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 66 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Sigaramın Dumanına Sarsam 2010-07-26 15:16:27 |
| Hoşçakal 2010-07-26 14:52:17 |
| Tv Net Gazze Fragman 2010-07-19 01:23:24 |
| Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm 2010-07-13 22:54:46 |
| Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy 2010-07-13 05:27:16 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
101
farklı ülkeden
112007
kullanıcı
156317
ziyaret gerçekleştirmiş
414149
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
4 dakika 02 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 129İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 562 |
![]() | Dün | 732 |
![]() | Bu hafta | 3662 |
![]() | Geçen Hafta | 6181 |
![]() | Bu Ay | 26108 |
![]() | Geçen Ay | 27075 |
![]() | Toplam | 267111 |
IP: 38.107.191.84
,
Bugün: Tem 30, 2010









































