| Dağınık Mülahazalar-1 |
|
|
|
| Yazar M. Emin POYRAZ |
| Pazar, 28 Haziran 2009 11:46 |
|
Dağınık Mülahazalar-1 M. Emin POYRAZ Son dönem Türkiye AB münasebetlerinde yükselen bir ivme var ve bu husustaki reformların yürürlüğe konulması sevindirici bir gelişmedir. Yazımın başlığında ifadesine işaret edeceğim çerçeve de bu istikamette olacaktır. Ancak ben meseleyi kısa bir tahlile tabi tutarken başka zaviyeden yaklaşmayı tercih ediyorum. Bu yazımda Türkiye’nin yarının information dünyasını değiştirecek devlet olacağı hakkındaki mülahazalarımın paragraf başlarını sıraya koyarken meselenin diğer cihetlerini bundan sonra gelecek bir başka makalenin konusu yapacağız. Yukarıdaki açıklamalardan hareketle insanlık tarihini rejim mülahazaları hakkında geçirdiği devrelerine burada sosyolojik felsefi ve siyasi bir tanımlama da getirecek değilim. Burada bir mesele hakkında şahsi mülahazalarımı derpiş etmek istiyorum. Temas etmek istediğim mesele veya yeni tabiriyle esas konu, Türkiye modernleşmesinin gerek Avrupa ve gerekse dünyaya kazandıracağı yeni iklimden söz etmektir. Bunun için bazı kavramlar üzerinde fazla teferruata girmeden bir iki detayın izahını kendi dağarcığımda manalandırmak istiyorum. Bana göre, Türkiye’de, yönetici kadrolarının, sermaye sahiplerinin ve aydınların Türkiye’nin dünyada ınformation kabiliyet kazanabilmesi evvela “birey” denilen varlığın tarifinde sadeleşmesi ve yeni modern gelişmelere kendilerini tabi kılması gereği yanında yine siyasal kadroların ve siyasal kadrolar üzerinde etkin rol oynayan aydınların “devlet” kavramını da evrensel değerler istikametinde yorumlama mecburiyetine inanmalarıdır. Meselelere bu zaviyeden bakıldığı zaman, Türkiye 21. yüzyıl devriminin yegane adayıdır. Ama bugün maalesef Türkiye aydını, kendini tanımlayamamış, hem kendini hem de ferde yani topluma rağmen devleti “mutlak değer” gören bir zihniyet alışkanlının mirasçısı saymıştır. Bu zihniyet algılamasından dolayıdır ki kudsiyetine binaen devleti “esas” toplumu ise devleti yaşatan, devletin imparatorluğunu devam ettirmesine yardım eden köleler yığını olarak görüyor ve dünyanın geçirdiği hızlı değişime rağmen karanlık mahzeninde ışığa gözlerini kapamaya devam ediyor. Hala insanların kendi önünde “emriniz olur efendim” demeye adanmış bir toplum tasavvuru arzuluyor. Devlet tahsisli malikanesinin bol hizmetli sıcak odasının penceresinden ellerini kalçasının üzerinden bağlayarak aşağıya bakarken, caddede yürüyen insanların nasıl yürümesi, neyi nasıl ve ne şekil giyinmesi gerektiği, nerelere girip giremeyeceği, nasıl oturması, neleri nasıl düşünmesi gerektiğine karar veren bir geleneğin içinden gelmiştir. Çünkü dünkü saltanat sahiplerince toplum bireylerine hitap edilirken kullanılan kelime “kullarım”dır. Bugün ise, sözde demokrasinin yürürlükte olduğu sosyal siyasi hayatımızda kudret sahiplerinin nazarında dünün “kulları” sözü yumuşatılarak “vatandaşlarım”a dönüşmüştür. Dünün gürzlü, kılıçlı, atlı, kaftanlı renkleriyle şatafatlı; bugün aynen ve daha bir heybetle siyah zırhlı Amerikan mercedesi içinde etrafında dünün atlı kılıçlı kaftanlı muhafızlar yerine kıravatlı, takım lacivert elbiseli, bakışları bile insanlara korku rüzgarları estiren, ellerinde değişik çap ve marka silahlı koruma ordusuyla halkını “kul” ve “vatandaşım” gören bir zihniyet algılaması, “ilke ve inklaplar”ın arkasına sığınarak devleti kutsadığı müddetçe ve devletin sağladığı refahı sağlama almak maksadıyla “kamusal alan”larını çoğalttıkça kendi korkularını bir o kadar ziyadeleştiren bir gelenekten gelmiştir. Türkiye siyasal eliti, devletten beslenen derin sermaye ve yine devletten beslenen entelijensiya ve onun kalemleri aydınlar, böyle bir geleneğin devam ettirilmesinde yana bir hayatın tasavvurundan kurtulmak arzusunda değil. İhtimal, alevlendirilerek her gün yeni kavram buluşlarıyla siyaset-iktidar kurumlarını topluma karşı teyakkuzda bulundurma teşebbüsü, “devlet” denilen aygıtın sahiplenilmesinden kaynaklandığını söylemek mümkündür. Sanırım korkular da buradan kaynaklanmaktadır. 0nun için gerek 0rtadoğu hükmedici geleneğinde ve gerekse yine vahiyle irtibatlandırılan İslam kültür mirasında devlet kutsanmıştır. Bu itibarla, insani değerler ile siyasi-kudreti birbirinden tefrik edemeyen seçkinler, devletin bekası için kendi varlıklarının devamına hükmederek siyaseti şekillendirme gayretine girince dünün ve bugünün diktatörlük rejimlerinin ortaya çıkmasına sebep olunmuştur. Kadim 0rta Asya Türk ve İslam geleneğinde devlet semavi otoritenin yeryüzündeki gölgesidir. İslam geleneğinde ilahi tasavvurun “halife” eliyle yeryüzünde hakim yani egemen güç haline gelmesi devlet denilen mutlak otoriteyi meydana getirmiş ve otorite başının fasık, zalim olması halinde düzenin selameti açısından sabır ve itaatin mecburiyetine gösterilen sadakat, mutlak otoriteye ilahi bir sıfatın kazandırılmasına imkan hazırlamıştır. Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin. Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Pazar, 28 Haziran 2009 11:47 tarihinde güncellendi |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Sözün Gücü
Kimler Sitede
Şu anda 75 ziyaretçi çevrimiçiSon Videolar
| Neredesin Sen - Neşet ERTAŞ 2010-03-08 20:57:30 |
| Kill The Messenger - Sibel EDMONDS 2010-03-08 19:09:11 |
| Bu Şehir Girdap Gülüm 2010-03-07 14:30:58 |
| Gokhan Kirdar - Yerine Sevemem 2010-03-07 14:15:50 |
| Zil Şal ve Gül - Nesrin SİPAHİ 2010-03-06 23:02:42 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 8 Şubat 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
97
farklı ülkeden
98242
kullanıcı
137782
ziyaret gerçekleştirmiş
369638
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
4 dakika 13 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 119İçerik : 1871
Web Bağlantıları : 278






![]() | Bugün | 343 |
![]() | Dün | 700 |
![]() | Bu hafta | 3335 |
![]() | Geçen Hafta | 5303 |
![]() | Bu Ay | 8638 |
![]() | Geçen Ay | 4163 |
![]() | Toplam | 153142 |
IP: 38.107.191.103
,
Bugün: Mar 12, 2010




















