| Ortadoğu Türkiye ve Filistin-2 |
|
|
|
| Yazar M. Emin POYRAZ |
| Salı, 06 Ocak 2009 22:37 |
|
Ortadoğu Türkiye ve Filistin-2 M. Emin POYRAZ “Büyük 0rtadoğu”nun ifade ve ihata ettiği mana, Afro-Asya’nın esasen mihveridir. Meseleye bu açıdan bakıldığı zaman, emperyalist devletlerce bu bölge üzerinde yapılan bir takım sinsi hesapları ve oynanılan oyunları daha iyi anlamış ve müşahede etmiş oluruz. Dolaysıyla daha evvel coğrafi sınırlarını çizdiğimiz bu bölge, azami derecesi itibariyle aynı inancı yaşayan, ayni kültürel birikime sahip olan, bir başka ifade ile sosyal statüleri, siyasi yapılanmaları farklı da olsa da, aynı mukaddesleri paylaşan ve ayni tarihi kaderi yaşayan Müslümanların ağırlıkta olduğu halklardan oluşmaktadır. 0rtadoğu’yu daha bir önemli kılan, onun insanlık medeniyetinin, bereketli uygarlığın ilham kaynağı olmasıdır. Bu cümleden hareketle diyebiliriz ki 21.yüzyıl insanlık medeniyetinin yegane ilham kaynağıdır. Bu ilham kaynağı Sümer’ler Asur’lar, Babil, Mısır gibi bugün dahi ulaşılamayan, nüfuz edilemeyen bir büyük uygarlıkları içinde barındırmış, büyütmüş ve geliştirmiştir. Dünya yazılı tarihin merkezi bu kadim coğrafyadır. Bazıları aile soyağaçlarının maymundan geldiğini iddia etseler de, “insan” denilen varlığın dünya ile tanıştığı yer yine bu kadim coğrafyanın kendisidir. Semavi değerlerle muhatap olma şerefi, ilk defa bu coğrafyanın insanına nasip olmuş ve dinler buradan dünya yayılmıştır. Adem (a.s) başlayan dinler burada doğmuş, Yahudilik, Hıristiyanlık ve cihanşümul İslam, bu topraklar üzerinden dünyaya merhamet ışığını göndermiştir. Bu itibarladır ki 0rtadoğu’ya sahip olmak manevi zenginlik olduğu gibi, bu zenginliğe paralel olarak yer altı ve yerüstü rezervlerini elinde bulundurmak da ayrı bir zenginliktir. Bu jeokültürel ve jeoekonomik zenginliği sebebiyledir ki sömürgeci- kapitalist Batılı adamın, bu kadim uygarlığın getirdiği zenginliğin farkına varması ve sinsi plan ve projelerle yakınlık duyması nedeniyle bütün teşebbüslerini bu bölge üzerinde teksif etmesi dikkatlerden kaçmamış, kendi hayatını devam ettirmek maksadına matuf tarih içinde kanlı savaşlardan geri kalmamıştır. Büyük İskender ve Roma’nın kalbi hep bu bölge içinde atmak istemiştir. 0smanlının Akdeniz havzasında ve karada Anadolu’da deniz ve kara ipek yollarına egemen olması, bu yolların denetimini elinde bulundurması, Avrupa’da gelişen sanayi ve buharlı makinelerin hayata girmesi, dolayısıyla deniz ulaşımının gelişmesiyle de Batı kıtasında uyanan ideolojik yapılanma, yukarıda sınırlarını çizdiğimi coğrafyaya siyasi ve ekonomik ilgiyi devlet politikaları seviyesine çıkarmıştır. Siyasi bir kavram olarak “ 0rtadoğu” kavramını 20. yüzyılda kullanan yine Batı olmuştur. “Uzak Doğu”, “Yakın Doğu”, “0rta Doğu” kavramlarının 20. yüzyıldaki mucidi, sömürgeci İngiliz siyasetidir ve bu sömürgeci siyaset, bölgenin şekillenmesinde büyük rol oynar. 21. yüzyılda, İngiliz sömürgeci siyasetiyle dirsek temasına girerek müşterek çıkarları çerçevesinde ABD. burada yerini almakta gecikmeyecek ve bu cennetin nimetlerinden faydalanmak için siyasi ve askeri güç kullanmaktan çekinmeyecektir. “Kara altın” olarak tanımlanan petrolün karşı konulmaz bir güç olarak ele alınması nedeniyle 0rtadoğu’nun dolayısıyla buradan geçen kara ve deniz yollarının stratejik önemini dünyanın hiçbir yeriyle kıyaslanamayacak derecede artırıyor”. Ayrıca üç semavi dinin merkezi olması hasebiyle mistik yapısının yanında bölgenin ehemmiyetini, stratejik kıymetini daha bir artırdığı gibi sofraya üşüşmeye başlayan aç kurtlar sürüsünün de birleşmesini sağlamış; bir an evvel hazır bekleyen vücudun taze etinden faydalanmak için heyecanlarını ağızlarına getirmeye devam ediyor. Birinci ve İkinci dünya savaşlarının da Batılı kurtların, 0smanlı’dan hile ile kopardıkları, elinden aldıkları, başka bir ifade ile 0smanlının buradan uzaklaştırıldıktan sonra bu gül bahçesine bir an evvel girip ona sahip olmak istemenin sebeplerinden biri olarak değerlendirmek iktiza ediyor denilse sanırım yanılmış veya yanıltmış olmayacağız. 0rman talan edilecektir. 0nun için bir takım hadiselerin meydana getirilmesi kaçınılmazdır. Binaenaleyh 2 dünya savaşının temel sebeplerinden biri sömürgeci rekabettir ve bu rekabetin kaynağı da şüphesiz “0rtadoğu”dur.
Tarihin bu kesiti bizi şimdilik ilgilendirmiyor. Biz bu giriş bölümünde meseleyi tahlil ederken genel bir değerlendirmeye gitmeyi tercih edeceğiz. “0rtadoğu”da ABD öncülüğünde kurulmaya çalışılan ve bu çalışmamızın ikini bölümünü teşkil eden “Yeni Dünya Düzeni”nde, meseleyi ayrı bir gözlemle ele alacak, bu gözlemlerimizde ABD, İsrail ve Türkiye denklemi üzerinde mesaimizi teksif edeceğiz. Yukarıdaki paragraflarda sınırlarını çizdiğimiz ve Türkiye’nin zaten miras bağı bulunan bu kadim coğrafyanın halklarıyla tarihteki misyonunu da dikkate alarak siyasi, ticari, kültürel ve savunma sistemini hayata geçirmesi, doğu Avrupa’yı içine alarak Ural’lara dayanan bir işbirliği, Türkiye’nin dünya gündemindeki yerini daha bir sağlamlaştıracak ve saygınlığı yanında dünya siyasetine istikamet verme noktasında tarihi misyonu, yeniden dünya gündemine oturacaktır. ABD. ve diğer birçok Batılı ülke / devletlerin 0rta Doğu’dan doğrudan sorumlu Devlet Bakanlığı seviyesinde kuruluşları olmasına rağmen din, kültür ve tarihi müştereklerde bir bütün olan, 0smanlının bakiyesi ve müşterek medeniyetin banisi olmak hasebiyle 0rta Doğu’ya gerekli ihtimamın verilememesi, bu ülkelerle Türkiye’nin her sebeple olursa olsun, Türkiye’nin hem İslam dünyasından tecridini beraber getiriyor hem bu ayrılığın Batılı sömürgeci devletlerin bu topraklara kolayca müdahale imkanlarını artırıyor. Türkiye, kendi icat ettiği veya bir takım zaruretlerden doğan sebepler nedeniyle kendince yorumlar getirdiği bir takım yapay kavramların içinde barındırdığı siyasi mülahazalarla, tarihi miras bağıyla bağlı olduğu coğrafyaya tarihine paralel siyasi çıkışlar yapmasını engellemiştir. Türkiye’nin bu zayıf tavrından istifade ile bölgeyi yakın takibe alan sömürge devletleri, ulus devlet fikrinin ortaya çıkışından öncesi ve sonrasında da bölgenin aşiret temeline dayanan uluslarıyla ilişkilerine büyük önem vermiş; bu bölgeyi tasarrufları altında bulundurma siyasetine özen göstermişlerdir. Hassaten Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte ortaya çıkan süreç içerisinde ABD’nin ve diğer Batılı sanayileşmiş devletlerin ikinci derecede İngiltere olmak üzere kontrolü elinde bulundurması, bölgenin sosyal, siyasi, kültürel ve ekonomik çıkmazlarını sekteye uğratırken, bölge insanının psikolojisinde tahribatın yer edinmesini ve onun mücadele azmindeki ruhun kendine güvenini zayıflatmıştır. Bu cümleden hareketle de diyebiliriz ki Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte ayni dili ve ayni tarihi değerlerle kopmaz bir bütün olan Türki Cumhuriyetlerin istiklallerini kazanmasını takip eden süreç içinde Türkiye, bu cumhuriyetler üzerindeki müşterek kültürel müktesebatını tarihi misyonuna uygun şekilde kafi derecede tayın edememiş, yine bir takım rejim mülahazalarıyla yakınlaşma becerisini istikrara kavuşturamamıştır. Eğer Türkiye, tarihi mirasına uygun ve rejim mülahazalarından uzak bir siyasi, kültürel, ekonomik, savunma işbirliğini kaim esaslar çerçevesinde kaim kılsa idi, ne Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarına müdahale cesareti olabilirdi ne de Afganistan’da Taliban gibi marjinal grupların hareket planları hazır ortamı bulurdu. Dolayısıyla ABD ve onun emrindeki ülke birlikleri bu bölgeyi cehenneme çeviremeyeceklerdi. İsrail devletinin kuruluşu, 0smanlının bu bölgeden tecridi, körfez kriziyle birlikte dünya gündemine girmiş değildir. Dünün sömürgeci mücadelesi devam ediyor. Aslında İsrail’in dünyanın sessizliğinden ve umursamaz tavrıyla Filistin Müslümanlarına soykırım uygulayan savaşı, bugünün problemi değildir; tarihte günümüze yansıyan mücadelenin tezahürüdür. Bu konudaki düşüncelerimizi, incelememizin ikinci bölümünde teati edeceğiz. GENEL BİR TAHLİL MERKEZİ ORTADOĞU Tanımlamamızın yukarıdaki paragrafında 0rtadoğu’nun körfez kriziyle dünya gündemini işgal etmediğini, sömürgeciliğin yayılma istidadı göstermesiyle birlikte bölge kıymet kazanmış; bütün siyasi ve stratejik oyun denemeleri bu maksatla faaliyete geçirilmiştir dedik. Yani, Merkezi 0rtadoğu, uzun bir tarihi geçmişe sahiptir. Büyük İskender ile başlayan mücadele, Roma-Bizans dinler savaşına sahne olmuştur. Ancak 0smanlı imparatorluğunun hassas stratejik dehasıyla sosyal, siyasi, kültürel bir bütünlük ve refah yaşamış ise de onun bu bölgeden uzaklaştırılmasıyla yalnızlık ve ıstırap günleri yeniden filiz vermeye başlamıştır. 1941 tarih öncesi ve sonrasıyla petrol dünya gündeminde nasıl stratejik mana kazanıyor ve nasıl bir stratejinin uygulamasını ifade ediyorsa, bugün de aynı mücadele devam ediyor. Binaenaleyh, 2008 i 2009 yılına bağlayan son demlerinde İsrail’in ABD’nin, İngiltere ve Avrupa Birliğinin destekleriyle kadın, çocuk, yaşlı ve ihtiyar demeden Filistin’e ağır silahlarla savaş ilan edip saldırması aynı stratejinin devamından ibarettir. Burada bir hususu da belirtelim ki bugün cereyan eden hadise ve hadiseler tahlil edildiği zaman görülen en önemli ve belki birinci derecede siyasi, ekonomik strateji ile özgün hale gelen hedef, sadece petrol ve petrole bağlı rezervlerin sömürgeci devletlerce murakabe altında bulundurulması değildir. Mesele, sömürgeci devletlerce de sırtı sıvazlanan İsrail’in, Filistin toprakları tarihindeki mizacına uygun olarak terör devletine dönüşmesi, terörün her çeşidine sahiplenmesi, “arz-ı mev’ud” imparatorluğunun kurulmasını hızlandırma keyfiyetidir. Bu keyfiyet anlaşılmadıkça ve bu keyfiyetin ilzam ettirdiği şartlar istikametinde İsrail terbiye edilmedikçe, kan ve gözyaşı akmaya devam edecektir. DEVAM EDECEK Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Salı, 06 Ocak 2009 22:38 tarihinde güncellendi |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Kimler Sitede
Şu anda 69 ziyaretçi çevrimiçiAnket
Sözün Gücü
Son Videolar
| Sigaramın Dumanına Sarsam 2010-07-26 15:16:27 |
| Hoşçakal 2010-07-26 14:52:17 |
| Tv Net Gazze Fragman 2010-07-19 01:23:24 |
| Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm 2010-07-13 22:54:46 |
| Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy 2010-07-13 05:27:16 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
101
farklı ülkeden
112007
kullanıcı
156317
ziyaret gerçekleştirmiş
414149
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
4 dakika 02 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 129İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331






![]() | Bugün | 581 |
![]() | Dün | 732 |
![]() | Bu hafta | 3681 |
![]() | Geçen Hafta | 6181 |
![]() | Bu Ay | 26127 |
![]() | Geçen Ay | 27075 |
![]() | Toplam | 267130 |
IP: 38.107.191.81
,
Bugün: Tem 30, 2010









































