You are here:   İdeal Düşünce Yazarlar Sabahattin TALU Hadi Gelin Çözelim. Olmaz, Önce Şartlarımız Var

Yazarlarımızın Eserleri

JT Slayt Gösterisi modülü resimleri yüklüyor. Lütfen bekleyiniz...
Entegre Muhafazakar - Vedat ÖZCANDiyaloğun Acı Meyveleri - Vedat ÖZCANHikayelerle Karakter Eğitimi - Vedat ÖZCANBelediyelerde Proje Yönetimi - Akif ÇARKÇIKent Yönetimine Farklı Bakışlar - Akif ÇARKÇIYaşamak Zamanı - Hüseyin ERKANCam Kırığı Sancım - Türkan ASLANYerel Siyaset Üzerine Söyleşiler - Akif ÇARKÇIUlusal Kalkınma İçin Yerel Teklifler - Akif ÇARKÇIYeni Kamu Yönetimi Çağında... - Akif ÇARKÇIAkıl Eğitimi - 1 Teori - Haki DEMİRAkıl Eğitimi - 2 Pratik - Haki DEMİRAklı Geliştirmenin Yolları - Haki DEMİRAklı Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRBeyni Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRHayata Karşı Mukavemet Usulleri - Haki DEMİRİnsanları Keştefmenin Yolları - Haki DEMİRMukavemet Merkezleri - Haki DEMİRZekayı Kullanabilme Metodu - Haki DEMİRLatifeler&Letaif - Ebubekir AYTEKİN

Anket

Anayasa değişikliği oylamasında oyunuz ne olacak?
 
Hadi Gelin Çözelim. Olmaz, Önce Şartlarımız Var PDF Yazdır E-posta
Yazar Sabahattin TALU   
Çarşamba, 24 Haziran 2009 11:51
0.0/5 (0 oy)

Hadi Gelin Çözelim. Olmaz, Önce Şartlarımız Var

Sabahattin TALU

Şu sıralar herkes bir “çözüm” tutturdu gidiyor. Yaklaşık 25 yıldır akan kan ve gözyaşı için çözümün çareleri aranıyor. Bu sürecin başlangıcı ve tetikleyeni ise “tarihi fırsat” ve “önümüzdeki günlerde güzel şeyler olacak” açıklamaları. Açıklamaların sonuçlarına ilişkin emareler ise, PKK ve sözcüsü DTP tarafından özellikle takip ediliyor. DTP, şu sıralar “Hani ? Ortada bir şey yok” derken, Öcalan ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne iki aylık bir süre veriyor (!) ve ekliyor; “Eğer önemli gelişmeler olmazsa, Devlet sözünde durmazsa, ben bile örgütü engelleyemem (!), onlar (PKK) da gereğini yapar” diyerek, hem Devleti tehdit ediyor ve hem de örgüte mesaj gönderiyor.

“Tarihi fırsat”tan kasıt; hükümet, muhalefet, asker ve daha önemlisi halkın, artık terörün bir şekilde bitmesinden yana olduğu ve bu işin de sadece askeri tedbirlerle ve mücadeleyle bitmeyeceğinin topyekün olarak anlaşılması olabilir.

“Güzel şeyler”den kasıt ise; TRT ŞEŞ ile başlayan, Kürtçe köy adları ve Kürtçe eğitim imkânlarının artırılması ile devam eden sürecin, bölgeye önemli ekonomik kaynakların aktarılması, yatırımlara hız verilmesi gibi daha çok ekonomik, sosyal ve kültürel uygulamalara ivme kazandırılması olabilir.

Peki, “Tarihi fırsat” ve “Güzel şeyler”den, PKK ve sözcüsü DTP ne anlıyor?

Bakın, PKK ve DTP’nin ne anladığı değil, asıl önemli olan, neyi anlamak istediği.

Tüm boş zamanlarını tarih, sosyoloji, toplum bilimi üzerine yazılan kitapları okuyarak geçiren Öcalan, okuduklarından anladığı kadarıyla bazı çıkarımlarda (Onlara göre bunlar, çözümleme) bulunuyor. Tarihteki en bilinen filozofları, sosyologları, bilim ve ideoloji adamlarını dahi eleştirme cesareti ve donanımını kendinde bulan Öcalan, İmralı’dan, avukatları vasıtasıyla bazı açıklamalarda, yönlendirmelerde bulunuyor, çakma projelerini ortaya koyuyor.

Son projenin adı; “Demokratik Özerklik”. Yani, biraz “demokrasi”, biraz “özgürlük”, işte size proje.

Apo, okuyor, okuyor, kendince anladıklarını harmanlayarak, yorumlayarak projelerini ortaya koyuyor ve avukatlarına dikte ettiriyor. Avukatlar, önce Kandil’i, bilahare DTP ile kendi basın-yayın organlarını bilgilendiriyor. Oluyor size “Kürt Anayasası”. Bu anayasaya kimse tek virgülü dahi ekleyemiyor veya tersi, çıkartamıyor. Çünkü, suç sayılıyor. Sırrı Sakık, “Biz milli maçlara gitmek istiyoruz” dedi, “O kim oluyor da öyle kendi başına konuşuyor!” diye fırça yedi. Aysel Tuğluk, “Şehit cenazelerine katılmak isteriz” dedi, “Parti (Önderlik. Yani kendisi) kararı olmadan kimse abuk sabuk açıklamalarda bulunmasın” diye azar işitti. Eee kolay değil, “önderlik” bu. Onlar da zaten bugüne kadar bir kez olsun seslerini hiç, ama hiç çıkartamadılar.

Hal böyle iken, araştırmacı-karıştırmacı yazar Has Cemal, niye Kandil’e, ikinci adam Karayılan ile görüşmeye gitti ki, boşu boşuna masraf yaparak, biraz da zaman harcayarak. Olsun, yine de bizler, günler süren yazı dizisini okuyarak, “Bak bak, ikinci ağız Karayılan neler diyor!” dedik ve “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tehdit edebiliyor” diyerek biraz da kızdık hatta, kamuoyu olarak. Oysa ne gereği vardı ki, otur masana, aç ROJ TV’yi, aç Fırat Haber Ajansı’nı, ne olup bitiyor öğren, Öcalan ne diyor öğren, ne talimatlar verdi, veriyor öğren, sonra da al kahveni eline, köşende yaz, çiz, ilk ağızdan duyduklarını. Niye böyle kendini yorup, tehlikeye atıp, üstelik bir de masraf ediyorsun ki (!). Zamanlama da ilginç(!). Belki de “tarihi fırsat” diye düşünmüş olabilir(!). Kısaca, neden gitti, bilmiyoruz, nasıl gitti, onu da bilmiyoruz.

Neyse, geçelim bildiğimiz asıl konumuza; “çözüme”.

Proje belli; “Demokratik Özerklik”. Yani, özgürce kendi kendini yönetmek, Türkiye’den ayrı olarak. Neyse ki, toprak olarak ayrılmayı artık düşünmüyorlarmış (!). O toprak parçasının adı da belli. Dediler ya, “Birgün bu coğrafyanın (Kürdistan) adını kabul edecekler” diye. Yerel idareler, hem icra anlamında, hem de maddi anlamda güçlendirilmeli, yetkilendirilmeli ve merkezi yönetimden (Ankara) ayrı olarak kendi kendini, özgürce ve istediği gibi yönetebilmeliymiş (!).

Ancak, çözümde öncelik bu çakma proje değil. Çözümün en öncelikli vazgeçilmez şartı; Öcalan’ın veya PKK’nın muhatap alınması, bunlar olmazsa DTP’nin. Oysa, üçü de aynı kapıya çıkıyor, adres tek ve net; “İmralı”. İster PKK ile görüşün, ister DTP ile, sonuçta görüştüğünüz sadece ve sadece “Öcalan” olacaktır, bu kesin ve tartışılmaz.

Peki, diyelim ki, kimi muhatap alırsanız alın, sonuçta ve kesinlikle karşınızdaki Öcalan olacağına göre, ne gibi bir talep veya şartla karşılaşacağınızı tahmin ediyorsunuz?

Siz, size dayatılan tüm istekleri harfiyen yerine getirseniz dahi, özerklik de verseniz, ucu bucağı olmayan özgürlükler de tanısanız, toprak dahi verseniz, taleplerin ardı arkası kesilmeyecek ve nihayet son dayatma, Öcalan’ın serbest bırakılması olacaktır.

DTP’li Sakık, katıldığı Mehmet Ali Brand’ın 32.GÜN programında, Birand’ın; “Süremiz bitmek üzere, çözüm için son cümlenizi söyleyin. Tek kelime. Ne yapılmalı?” diye yönelttiği soruya, Sakık’ın cevabı aynen şöyleydi, hiç düşünmeden ve heyecanla; “Genel bir af çıkarılsın, sorun hemen çözülür. Bakın göreceksiniz”.

“Genel bir af”tan kasıt, affın, kesinlikle ve kesinlikle, sadece ve sadece, özellikle ve öncelikle Öcalan adresidir, bu kesin.

Peki, sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin değil, neredeyse tüm dünya devletlerinin terör örgütü olarak gördüğü, bildiği, kabul ettiği bir örgütün liderinin serbest bırakılması mümkün mü, olabilir mi? Değil, olamaz.

Peki, bunu Öcalan, PKK veya DTP bilmiyor mu? Tabii ki biliyor.

O halde “Öcalan” dayatması, tek şartı, ön koşulu niye?

Bu durumda çözüm olabilir mi? Çözümden bahsedilebilir mi? Hayır.

Amaç? Ya “sözde” çözüm, ya çözümsüzlük.

Eğer, gerçek anlamda bir çözüm olursa ne olur?

Apo; güncelliğini, etkinliğini, gücünü yitirir, İmralı’da yavaş yavaş yaşlanır ve sonuçta çöker gider.

PKK; dağılma sürecine girer, kadrolardaki hareketsizlik örgütte yozlaşmayı beraberinde getirir, örgütten kaçışlar artar, üst düzey kadrolar sudan çıkmış balığa döner, yalnızlığa terk edilir.

DTP; bölgedeki varlığı zayıflar, faaliyetleri sekteye uğrar, meydanları dolduramaz, seçimlerde aday dahi bulamaz, yok olup gider.

Bunları, Apo, PKK üst düzey kadroları ve DTP’nin önde gelenleri tahmin etmiyorlar mı? Hem de nasıl.

Çünkü, dayatma, diretme, çözümsüzlükte ısrar, bu tür örgütlerin, yapılanmaların yaşam kaynağıdır, ayakta tutanıdır, kısaca ilacıdır da ondan.


Share/Save/Bookmark

Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.

Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu,
kopyalayip, sayfanize yapistirin.




Preview :


Powered by QuoteThis © 2008
Cuma, 10 Temmuz 2009 20:34 tarihinde güncellendi
 

Yorumunuzu ekleyin

İsminiz (Rumuzunuz):
YOUREMAIL:
Başlık:
Yorum:

yazarin diger yazilari icin tiklayiniz

Giriş Formu



Kimler Sitede

Şu anda 65 ziyaretçi çevrimiçi

Haber Kanalları

Anket

Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?
 

Sözün Gücü

Yeni Sayfa 1

Son Videolar

Sigaramın Dumanına Sarsam
Sigaramın Dumanına Sarsam
2010-07-26 15:16:27
Hoşçakal
Hoşçakal
2010-07-26 14:52:17
Tv Net Gazze Fragman
Tv Net Gazze Fragman
2010-07-19 01:23:24
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
Aytekin ATAŞ - Mecnunum Leylamı Gördüm
2010-07-13 22:54:46
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri - Mediha Emel Aksoy
2010-07-13 05:27:16
Yeni Sayfa 1

ANALİZ

Google Analytics Verilerine göre

9 Şubat 2006 / 28 Mayıs 2010

tarihleri arasında

İDEAL DÜŞÜNCE'ye

101

farklı ülkeden

112007

kullanıcı

156317

ziyaret gerçekleştirmiş

414149

sayfayı görüntülemiş

ortalama olarak sitede

4 dakika 02 saniye

geçirmişlerdir.

 

İstatistikler

Üye : 129
İçerik : 2131
Web Bağlantıları : 331
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün588
mod_vvisit_counterDün732
mod_vvisit_counterBu hafta3688
mod_vvisit_counterGeçen Hafta6181
mod_vvisit_counterBu Ay26134
mod_vvisit_counterGeçen Ay27075
mod_vvisit_counterToplam267137

Online (20 dakika önce): 21
IP: 38.107.191.84
,
Bugün: Tem 30, 2010
JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval