İnsanlıkla ilişkisi kesilmiş Siyonist güçler Gazze’de masum sabilerin, yaşlıların, kadınların ve savunmasız sivillerin tepesine bomba yağdırırken, İslam Dünyası korkunç bir tepkisizlik ve aymazlık içinde olup biteni izlemekten başka bir şey yapmıyor.
Gazze’de, hava saldırıları ile Müslüman halka bomba yağdıran İsrailli güçler şimdi de kara harekatına hazırlanıyor. Yazının kaleme alındığı gün itibariyle (29.12.2008) haber ajanslarının geçtiği bilgiler doğruysa 307 civarında Filistinli hunharca katledildi, 500’e yakın yaralı var Gazze’de. Hastaneler dolup taşmış, en temel sağlık malzemeleri temin edilemez durumda, cesetler hastane morgları önünde üst üste yığılmış vaziyette Gazze hastanelerinde.
Gazze’de korkunç bir dram yaşanıyor, BM ve ABD katliama meşruiyet kazandırırcasına İsrail’in meşru savunma hakkını kullandığını deklare ediyor. Dünya medyası Hamas’ı terörist bir örgüt olarak ilan ediyor, sözde, Hamas’a karşı İsrail meşru savunma hakkını! kullanıyor. ABD dışişleri bakanı, gözü dönmüş bir vaziyette İsrail zulmüne destek veriyor. Yaşananlardan Hamas’ı sorumlu tutuyor.
Meşru savunma hakkını! masum sivillerin başına bomba yağdırarak kullanan İsrail şımarık bir şekilde operasyonlara devam edeceğini utanmadan ifade edebiliyor. ABD ve BM bu korkunç zulme tepkisiz, bu insanlık suçuna karşı sessiz. Arap ve İslam dünyası da…
Bugün bu vahşete sessiz ve tepkisiz kalanlar bir gün kendi çocuklarının başına bomba yağdırıldığında ne yapacaklar acaba? Bugün Gazze’ye düşen bombaların yarın Üsküdar’a, Mekke’ye, Kahire’ye düşmeyeceğinin garantisini kim verebilir?
Gazze’ye atılan bombaları, Üsküdar’a, Fatih’e, Kadıköy’e, Eminönü’ne, Mekke’ye, Sana’ya, Kahire’ye, İsfahan’a, Kerkük’e, Dubai’ye atılmış gibi varsaymazsak yüreklerimiz hiçbir zaman toplu atmayacak, Siyonist İsrail de İslam dünyasının bu duyarsızlığı karşısında tekrar tekrar keyfe gelecek! Maalesef.
İslam alemi kış uykusuna yatmış olmanın rehaveti içerisinde “vah vah” nidaları ile yürek burkan zulmü izliyor televizyon kanallarında. Özellikle bir kısım Arap devletlerinin İsrail’in Hamas’ı ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerine destek verdiği yönündeki haberler ise mide bulandıran cinsten.
Halklar ayakta, halklar duyarlı, bir kaçı hariç her İslam ülkesinde insanlar sokaklara dökülmüş vaziyetteler. Müslümanlar, tel’in mitingleri ve yürüyüşlerle İsrail ve ABD’ye olan nefretlerini döküyorlar caddelere. Ama yetmiyor…
Namussuz, insanlıktan çıkmış, gözü dönmüş, vahşi siyonistler savunmasız bebekleri, kadınları, yaşlıları ve çocukları öldürtüyor karadan ve havadan yolladığı eli kanlı katillerine…
İsrail camileri bombalıyor, ibadet halinde olan Müslümanları havadan yolladığı füzelerle öldürüyor, İslam Dünyası yine sessiz, yine uykuda. İslam Üniversitesi bombalanıyor, ilim merkezleri, camiler, hastahaneler hava saldırılarının hedefi haline gelmiş durumda.
Gözü dönmüş İsrail ordusu kundaktaki bebeğin başına füze yolluyor, İslam Alemi yine sessiz, yine uykuda…
Gözümüzün önünde bir soykırım suçu işleniyor, dünya ve İslam alemi yine uykuda…Yine sessiz. Irak’ta da iki milyon insan vahşice katledilmedi mi yakın zamanda. Dört milyon insan göçmen durumuna sokulmadı mı? Yerlerinden yurtlarından edilmedi mi?
İslam ülkelerinin devlet başkanları ve yönetimleri sadece kınama mesajları yollayabiliyor, katil Olmert ve insanlık düşmanı Siyonistlere…Başka da bir şey yapamıyorlar. Çünkü hepsinin kuyruğu bir şekilde Washington ve Tel Aviv’e bağlı.
Müslüman kanı içmeye and içmiş, gözü dönmüş eli kanlı katiller Filistin’de kardeşlerimizi katlediyor, “vah, vah” demekten başka bir şey yapamıyoruz. Elimiz kolumuz bağlı, tel örgüler, suni sınırlar arkasından olan biteni izleyebiliyoruz sadece.
Beyazıt meydanında düzenlenen mitingde İsrail’e ve eli kanlı askerlerine lanet yağdırmaktan, İsrail’in Türkiye’deki büyükelçilik ve konsolosluğuna lanet mesajları yollamaktan başka bir şey yapamıyoruz.
Ehud Barak ve Ehud Olmert isimli iki insanlık ve Müslümanlık düşmanı gözü dönmüş vampir televizyon kanallarına çıkarak bu işin sorumlusunun Hamas olduğunu utanmadan söyleyebiliyor, İslam dünyası yine sessiz, yine uykuda.
Halkları Müslüman olan ülkelerin kendi aralarında oluşturdukları, askeri, ekonomik, kültürel ve sosyal dayanışmayı esas alan bir birliğin var olmayışı, İslam ülkelerinin kuyruklarının bir şekilde Amerikan ve İsrail eksenine bağlı oluşu İslam dünyasının tek ses tek yürek olmasının önünde büyük bir engel teşkil ediyor.
Arap dünyası petrol kuyularının başında, Türk dünyası ise su ve maden kaynaklarının başında horul horul uyuyor. İsrail’le iyi geçinmenin telaşı içinde fincancı katırlarını ürkütmemenin hesabını yapıyor.
Osmanlı’nın parçalanması dünya tarihine ve İslam dünyasına atılmış büyük bir kazıktır. Bu kazığın atılmasına ön ayak olan Batılı efendiler ve onların içerdeki yerli işbirlikçileri mezarlarında hortluyorlardır şimdi.
Ve muzdaribiz…
Eğer Osmanlı bugün var olsaydı bütün bu olan bitenlere seyirci kalmayacak bu güç tarihin akışına yön verebilirdi. Siyonist İsrail’e toprak satmayı milletine ihanet sayan padişahların yokluğu ile muzdaribiz bugün. Manevi beslenme kaynaklarından uzaklaşmış bir toplumun önüne geçip yeniden dirilişin heyecanını körükleyecek Alperenlerin yokluğundan muzdaribiz bugün.
Horul horul uyuyan bir kalabalıklar güruhunun uykusundan uyanacağı günleri beklemenin derdinden muzdaribiz bugün.
İsrail müttefiki gibi davranarak hala Hamas’ı terörist, İsrail’i masum göstermeye kalkan, şerefini ayaklar altına almış bir kısım basının ve o basının yalanlarına bilinçli ya da bilinçsiz kanan insan kalabalıklarından muzdaribiz bugün….
Yönettiği toplumla kültürel, dini ve sosyal ilişkisi kesilmiş, birer diktatör ve baron gibi davranan İslam ülkelerinin başındaki kralların varlığından muzdaribiz bugün.
Bütün bunların da ötesinde ve üstünde Müslüman, Mü’min olmanın getirdiği sorumluluğun farkında olmamaktan muzdaribiz.
Gazze’de beş aylık bebek füze saldırısında can verirken yüreklerimizin hala yerinden kopmadığına şahit olduğumuz günlere kaldığımız için muzdaribiz.
Yazıklar olsun bize, hepimize….!
Gelelim Türkiye’nin bu konuda neler yapması gerektiğine. Hükümet temsilcilerinin kınama mesajları yollaması bu davada ne tarafta olduğumuzu ortaya koymak için yeterli değil. T.C ile İsrail devleti arasında, bugüne kadar imzalanmış bütün stratejik işbirliği anlaşmaları derhal iptal edilmelidir. Askeri, ekonomik ve siyasi anlaşmalar askıya alınmalıdır.
TBMM çatısı altında oluşturulan İsrail-Türkiye dostluk grubu acilen lağvedilmeli, hangi partiye mensup olursa olsun bu gruba mensup vekiller bir an önce bu görevden istifa etmelidir.
Acilen bütün insan hakları ve yardım dernekleri bir çatı altında toplanıp, Filistin’e muhtaç olduğu bütün alanlarda yardım elini uzatmalıdır. Kızılay da bu kervana muhakkak katılmalıdır.
Artık Türkiye İsrail’i stratejik ortak olarak kabul etmekten vazgeçmelidir. ABD ile olan ilişkilerini gözden geçirmelidir. Aksi takdirde halkların biriken nefreti daha büyük infiallere sebebiyet verecektir.











