You are here:   İdeal Düşünce Yazarlar Ebubekir AYTEKİN

Yazarlarımızın Eserleri

JT Slayt Gösterisi modülü resimleri yüklüyor. Lütfen bekleyiniz...
Hikayelerle Karakter Eğitimi - Vedat ÖZCANBelediyelerde Proje Yönetimi - Akif ÇARKÇIKent Yönetimine Farklı Bakışlar - Akif ÇARKÇIYaşamak Zamanı - Hüseyin ERKANCam Kırığı Sancım - Türkan ASLANYerel Siyaset Üzerine Söyleşiler - Akif ÇARKÇIUlusal Kalkınma İçin Yerel Teklifler - Akif ÇARKÇIYeni Kamu Yönetimi Çağında... - Akif ÇARKÇIAkıl Eğitimi - 1 Teori - Haki DEMİRAkıl Eğitimi - 2 Pratik - Haki DEMİRAklı Geliştirmenin Yolları - Haki DEMİRAklı Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRBeyni Güçlendirmenin Yolları - Haki DEMİRHayata Karşı Mukavemet Usulleri - Haki DEMİRİnsanları Keştefmenin Yolları - Haki DEMİRMukavemet Merkezleri - Haki DEMİRZekayı Kullanabilme Metodu - Haki DEMİRLatifeler&Letaif - Ebubekir AYTEKİNDiyaloğun Acı Meyveleri - Vedat ÖZCANEntegre Muhafazakar - Vedat ÖZCANTürk'ü Bilmek Türk'ü Sevmek - Hakan YAVUZ

Anket

Anayasa değişikliği oylamasında oyunuz ne olacak?
 
İNSAN HAKLARI KARŞISINDA BATI’NIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ PDF Yazdır E-posta
Yazar Ebubekir AYTEKİN   
Pazartesi, 14 Haziran 2010 19:17
5.0/5 (1 oy)
H
er yıl aralık ayında kutlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulü yıldönümü, Batı âleminin ikiyüzlülüğünün ve çifte standardının daha iyi anlaşılması bakımından önem arz eder.

Batı’da insan hakları sonradan kazanılmıştır. Bizde ise ”kul hakkı” sorumluluğu ile doğuştan vardır. Bizim kültürümüzde her insan hür ve günahsız olarak doğar. Hâlbuki Batı kültüründe insan anasından günahkâr olarak doğar; kilisede vaftiz edilerek günahlarından temizlenir. Bizim kültürümüz insan haklarını büyük bir sorumluluk olarak insana yüklerken, Batı bu hakları pratik vicdanlara havale etmektedir. Bugün dünya nüfusunun yarısı açlıktan kırılıyorsa, bunun sebebi adil olmayan bir sistemi ayakta tutan ve sıkışınca “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” ne sığınan ikiyüzlü, riyakâr, düzenbaz ve hilekâr Batı’dır.

Bizim geleneğimizde, halife gerekirse kılıçla düzeltilirken, Batı’da, kiliseye karşı çıkan, aforoz edilir ve diri diri yakılırdı. Kiliseye karşı insan haklarını elde etmek yüzlerce yıl almıştır ve nihayet 1789 yılında (İnsan Hakları Beyannamesi) ile özgürlük, kardeşlik ve eşitlik ilkeleri getirilmiştir. Daha önce Batı’da bulunmayan bu değerler, Batı insanına çok büyük birer nimet olarak sunulmuştur. On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Batı’nın büyüleyici etkisi alanına sarhoşça dalış yapan bazı Osmanlı aydınları, bu değerler bizde yokmuş gibi bir psikoza girerek, “hürriyet, adalet, müsavat ve uhuvvet” sloganı ile bunu ithal etmişler ve taklitçi zihniyetlerini devam ettirmişlerdi. Hâlbuki bunlar bizim bin yıllık vazgeçilmez değerlerimizdi.

1789 yılında İnsan Hakları Beyannamesi imzalandıktan sonra, beyannameyi imzalayan (Fransa ve İngiltere başta olmak üzere) birçok Batı ülkesi Afrika, Asya ve Latin Amerika’da sömürgecilik yapıyorlardı. Kendi ülkelerinde İnsan haklarını savunurken, sömürge ülkelerinde katliamlar yapmaya, kaynakları yağmalamaya ve köle ticareti yapmaya devam ediyorlardı. Ünlü Antropolog Velss’e göre, o yıllarda sadece Afrika’da yüz milyon insan öldürülmüş veya Amerika’da köle olarak satılmışlardır.

1789 yılında İnsan Hakları Beyannamesi imzalandıktan sonra, beyannameyi imzalayan (Fransa ve İngiltere başta olmak üzere) birçok Batı ülkesi Afrika, Asya ve Latin Amerika’da sömürgecilik yapıyorlardı. Kendi ülkelerinde İnsan haklarını savunurken, sömürge ülkelerinde katliamlar yapmaya, kaynakları yağmalamaya ve köle ticareti yapmaya devam ediyorlardı. Ünlü Antropolog Velss’e göre, o yıllarda sadece Afrika’da yüz milyon insan öldürülmüş veya Amerika’da köle olarak satılmışlardır.

Avrupalılar, Amerika kıtasına çıkıp işgale başladıktan itibaren, ateşli silahlarla yerli halkı katliamdan geçirmişlerdir. Böylece Amerika’nın gerçek sahipleri olan Aztek, Maya ve İnka gibi birçok kabile yok edilmiş, Kızılderililerin nesli tüketilmiştir. Milyonlarca insan vahşice katledilmiş, topraklarına zorla sahip olunmuştur.

Bugünkü İspanya ve Portekiz’in bulunduğu topraklar üzerinde, Endülüs Emevileri sekiz yüz yıl (Osmanlı İmparatorluğu’ndan iki yüzyıl daha fazla) hüküm sürmüştür. Bu süre zarfında bir tek Hıristiyan’ın burnu bile kanatılmamış, din ayırımı yapılmadan, insan haklarına riayet edilerek herkesin can, mal, namus ve inanç güvenliği sağlanmıştır. Ancak bu devlet yıkılınca vahşi Batı, burada bir tek Müslüman bile bırakmamış, hepsini katletmiş, adeta taş üstüne taş, gövde üstünde baş bırakmamıştır. Yıkamadığı birkaç tarihi kalıntı dışında yüzyıllarca süren bir medeniyetten bir iz bırakmamak için her şeyi yapmıştır. On binlerce el yazması eser yakılmış, cami ve medreseler, hanlar, hamamlar ve kervansaraylar yakılıp yıkılmıştır.

İnsan Hakları Beyannamesi’ni imzalayanlar, sadece kendilerini insan olarak kabul etmiş, tanımadığı kavimleri ve insanları vahşi birer hayvan olarak görmüş ve onları acımasızca boğazlamışlardır.

10 Aralık 1948 yılında “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” imzalanmış ancak bir şey değişmemiştir. Batı’nın ikiyüzlülüğü, çifte standardı, medeni vahşeti devam etmiştir ve hala devam etmektedir. Beyannamede bütün insanların hür ve eşit olduğu, yaşama hakkına sahip olduğu gibi otuz maddeden oluşan birtakım haklar sıralanmakla beraber, bu beyannamenin saydığı haklar sadece kendileri için geçerli sayılmıştır. Batılı zihniyet, kendi halkı için insan hakları savunucusu ve demokrasi havarisi kesilirken, “öteki” olarak gördüğü insanlara karşı katliamlarını devam ettirmiş ve savaş kışkırtıcılığı yaparak bu hakları kendilerine birer hak, ötekiler için lüks olarak kabul etmiştir.

Ne yazık ki Batı’nın bu anlayışı değişmeden devam etmektedir.

Yıllardır Filistin’de dünyanın gözü önünde yaşanan trajedi ortadadır. Kurşunlara, tanklara ve misket bombalarına karşı sapan taşı ile savunma yapılırken, insan haklarından bahsedilmemesinin sebebi nedir?

Bosna’da iki yüz elli bin masum sivil kadın, çocuk demeden katledilirken, ”İnsan hakları” nerede idi ve beyannamenin hükümleri ne işe yarıyordu? Çeçenistan’da, Keşmir’de, Moro’da, Eritre’de, Uygur’da kan akıtılırken, Irak’ta çocuklar açlıktan ve hastalıktan kırılırken, Afrika’da insanlar açlıktan birbirlerini yerken, kavimler bir lokma ekmek için yurtlarını terk edip toplu göçler yaşanırken, insanı insanlığından utandırmaktadır. Ancak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni imzalayan ve bu durumlar karşısında lâl kesilenler neden susmaktadır?

Çünkü akan kan ötekininse, açlıktan ve hastalıktan kırılanlar kendileri değilse ne önemi var!? Buzullara sıkışan bir balina için milyonlarca dolar harcayan bu sefihler, insanlara karşı neden bu kadar vurdumduymaz oluyorlar?

Sebep şudur: “İnsan” derken sadece kendilerini, “insan hakları” derken de sadece kendi haklarını kastetmektedirler.

Bu da Batı’nın İnsan hakları karşısında ikiyüzlülüğünün, çifte standardının ve samimiyetsizliğinin apaçık bir göstergesidir.

arator:+;badges:p} Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.

Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu,
kopyalayip, sayfanize yapistirin.




Preview :


Powered by QuoteThis © 2008
 
Yorumlar (2)
Yorum
2 Cuma, 02 Temmuz 2010 21:10
Ali Bozkurt
Batılıların iki yüzlülüğüne bir itirazım yok.
Ancak bence asıl sorun, bizim kendi medeniyetimizi
son beş yüz yıldır geliştirmemiş olmamızda.
Niçin onlar hakem de biz değiliz?
Selamlar...
insan hakları
1 Perşembe, 24 Haziran 2010 20:39
dr. mustafa güven
Emperyalist dünya, insanlığı köleleştirerek sömürmektedir. Bu korkunç yönlerini gizlemek için de, İnsan Hakları savunuculğu yaparak kendilerini kamufle etmektedirler. Hz.Ömer: "Annelerin hür doğurduğunu kim köleleştirebilir" diyerek aslında tarihin bu önemli yarasına parmak basmaktadır. Hocam, yazınız için çok teşekkür ederim.

Yorumunuzu ekleyin

İsminiz (Rumuzunuz):
YOUREMAIL:
Başlık:
Yorum:

Giriş Formu



Kimler Sitede

Şu anda 42 ziyaretçi çevrimiçi

Haber Kanalları

Anket

Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?
 

Sözün Gücü

Yeni Sayfa 1

Son Videolar

Kara Kız
Kara Kız
2010-09-04 23:59:58
Çıkayım Gideyim
Çıkayım Gideyim
2010-08-30 02:38:18
Yalgızam Yalgız - Reşid Behbudov
Yalgızam Yalgız - Reşid Behbudov
2010-08-30 01:53:07
Çıkayım Gideyim
Çıkayım Gideyim
2010-08-30 00:39:41
Kağıt
Kağıt
2010-08-27 22:25:13
Yeni Sayfa 1

ANALİZ

Google Analytics Verilerine göre

9 Şubat 2006 / 30 Temmuz 2010

tarihleri arasında

İDEAL DÜŞÜNCE'ye

101

farklı ülkeden

119040

kullanıcı

165094

ziyaret gerçekleştirmiş

432901

sayfayı görüntülemiş

ortalama olarak sitede

3 dakika 56 saniye

geçirmişlerdir.

İstatistikler

Üye : 135
İçerik : 2202
Web Bağlantıları : 331
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün595
mod_vvisit_counterDün703
mod_vvisit_counterBu hafta595
mod_vvisit_counterGeçen Hafta5628
mod_vvisit_counterBu Ay4357
mod_vvisit_counterGeçen Ay22887
mod_vvisit_counterToplam295280

Online (20 dakika önce): 8
IP: 38.107.191.83
,
Bugün: Eyl 06, 2010
JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval