Serbest yaşam diyalogları.. Araplaşma, Avrupalaşma!
Ekrem PEHLİVAN
“Biçim ve yolları özgün ve yaratıcı biçimde kullanabilirsin. Bu hayranlık uyandıracak derecede şaşırtıcı ve olağanüstü sonuçlanabilir. Hareket ettiğin noktadan, özden uzaklaşarak gerçekleştirmeye çalıştığın değişim ve dönüşümler sadece canını yakar, bu dönüşüm kayboluşlarla sonuçlanabilir.”
- Ne demek şimdi bu?
- Biçim ve öz sonsuz dönüşüm kaynaklarıdır. Biçim daha işlevseldir, daha hızlı değişir. Öz/töz ise değişimi neredeyse imkansızdır. Yüzyıllar bin yıllar alabilir.
- Bir şeyin özü asla değişmez mi diyorsun?
- Buna yakın. Özdeki değişimi izlemek neredeyse imkansızdır. Biçim ise heyecan verici biçimde hızla değişebilir. İnsan, toplum ve her şeyde geçerli bu.
- Ben ne kadar istersem isteyeyim özümde değişemem öyle mi?
- Aynen öyle. Bunun olabilmesi için binlerce yıl geçmişle olan bağla, binlerce yıl sonraki varsaydığın nokta arasında bir eğride hareket ediyorsun. Bu eğriyi / yayı değiştirmen neredeyse mümkün değil.
- Umudumu kırdığının farkında mısın? Bununla, bu statik durum ve kabulle nasıl yaşanır? Hiç umut vermiyorsun, senden nefret ediyorum bazen.
- Nefret? Bunun benimle ne ilgisi var? Bana özü değişen bir şey göster çevrende? İnsan, toplum, doğa? Değişen sadece biçim, görünür değerler.
- Otuz senedir nasıl değiştiğimi en iyi bilenlerdensin. Şimdi tutturmuşsun bu değişim sadece biçimseldir diyorsun, ne hayallerim vardı oysa değişimim üzerinde.
- Ömrünün özünü değiştirecek kadar uzun olduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun. Doğduğunda neysen şimdi de o’sun. Değiştiğini varsayan egon, seni kişisel tutan benliğin. Oysa sen doğduğun günden bu güne aynısın. Köklerin, bağların, beslendiğin alanların hiç değişmiyor.
- Ben değişmiyorsam toplumlarda mı değişmiyor yani?
- Güzel bir analiz. Toplumun değişmesi de çok uzun geçmişle muhtemel gelecek arasında sürdürülen bir yolculuğa benzer. Çıkışlar ve inişler o yayın izin verdiği ölçülerde yapılabilir ancak. Yaşadığın toplum, yayın modernleşme öncesi bir bölümündeyse senin merkezin orasıdır. Bu merkezden sonsuz ve kopuk biçimde uzaklaşman mümkün değildir.
- Kader yani kısacası. Yayın o noktasında serbestlik ve özgürlük olamaz mı peki?
- Sadece o bölümdeki yay kadar özgür ve serbest olabilsen bundan başın döner, için dışına çıkar. Özgürlüğü düşünmekle onu yaşamak çok farklı şeylerdir.
- Yani benim Anadolu coğrafyasında doğmuş olmam burada yaşayan insanlardan bağımsız olmadan yaşayamam anlamına geliyor öyle mi?
- Aynen. Bu merkezden sadece bedenini kaçırabilirsin. Ne kadar uzağa gidersen git. Sen doğduğun coğrafyanın kaderine ve gelişme seyrine bağlısın.
- Manyaklaştırdın beni ya. Peki bu batılılaşma, modernleşme ve Avrupa hayalleri?
- Avrupa, modernleşme, batılılaşma bir ustanın olağanüstü zekasının toplumumuzun önüne koyduğu bir biçim, yol haritası sadece. Toplumunun özünün bu biçimlerden çok daha kapsamlı olduğuna inanmalısın. Yüzyıllardır bu topraklarda yerleşene kadar yaşadığın deneyimler sadece bu toplumun toplumsal genlerinde kayıtlı. Avrupa’nın haznesi bu kayıtları derleyecek, düzenleyecek kapasitede değil ki.
- Amanın. Bu yollar, bir topluluğa ait olma çabaları boş hayaller yani.
- Kesinlikle. Bir kere Avrupa coğrafyasının toplumsal deneyiminin önemli bir bölümü senin içinde oluşmuş zaten. O topraklarda beş yüz küsür sene kalmışın, kurgunun kendisi senden doğmuş, onlara babalık, yataklık etmişsin, sorunlarının çözümünde aracı olmuşsun. Bugün aynı coğrafyaya tabi olmak için kapısında beklemenin ne kadar anlamsız olduğunu görmüyor musun?
- Araplaşma da seni ürküten bir şey, onun içinde aynı şeyleri mi düşünebiliriz?
- Avrupalaşma, batılılık, modernleşme biçim ve yol haritası olabilir. Araplaşma geçmiş, gelinen yer. Tekrar o yöne toplumsal dönüşüm imkansız. Toplumsal kırılmalara yol açar. Sonuç ta Araplaşma da Avrupalılaşma da bu coğrafya için biçim olabilir. Bu coğrafyanın toplumsal özü ikisini de kapsayacak kadar büyük ve geniş.
- Kurucu toplumlar diye kastettiğin şey bu sanırım?
- Topluluklar, geçmişleri ile gelecekleri arasında bir yay üzerinde yürüyor gibiler. Devlet kurma, kuruculuk geleneği her topluluğun özelliği değildir. Bunu elde etmenin çok uzun bir yol ve büyük bedel ödemekle mümkün olduğunu düşünüyorum.
- Avrupa’da son dönem kurulan devletler?
- Onlar fasulyeden devletler. Kıymetleri yok, yönetimleri ve etkileri üç başlı sistemin elinde.
- İngiltere, Almanya ve Fransa yani.
- Aynen, görünürde tek topluluk, tek devlet hedefi gibi görünen Avrupa Birliği ancak yönetilebilir boyutta devletleri içine almayı hedefliyor. Sistemin şu anki kurulu halini tehdit eden büyüklükte bir toplumu eşit haklarla kabul etmezler.
- Çok da gerekli değil diyorsun zaten.
- Kesinlikle. Hastalıklı bir bedene girersen hastalık sende de kalıcı etki yaratır, onlardan daha çok etkilenirsin. Avrupa, bugün hastadır, ayakta durmakta zorlanmaktadır. Görünürdeki zenginlik aldatmasın seni. Yeni teknolojiler ve toplumların geçirdiği değişim onları her gün daha çok içe dönmeye ve çürümüşlüklerini hissettirmeye zorlayacak, saldırganlaştıracak. Hastalık kapma endişesi olan bir yerde ne işimiz var. Biz onlara göre görece daha sağlıklı bir bünyeyiz.
- Hadi canım. Biz mi sağlıklıyız?
- Kesinlikle. Sağlıklı ve dinamik. Probleme inandırıldık, sorunlu olduğumuza. Son seksen yılki değişimi kaç ülke gerçekleştirebildi? Bunu küçümsetecek her tür propaganda yolunu kullanıyorlar. Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana bütün gizli servis faaliyetleri bunun üzerine, sivil toplum faaliyetleri adıyla gerçekleştirdikleri faaliyetler aslında gizli servisleri aracılığı ile işbirlikçi oluşturma hedefine dayanıyor.
- Aklım karıştı. Sende mi komplo teorileri savunuyorsun?
- Hayır, onlar gerekli gördükleri şeyleri yapıyorlar. Ayrılıkları destekliyorlar, dinamiğimizi yıpratacak düzenlemeler istiyorlar ve açıkça her tür aykırı faaliyetin kaynak noktaları.
- Kısacası yakın zamanda ayrı ve yeni bir yol ve biçim üzerinde çalışmak gerektiğini söylüyorsun.
- Aynen. Ayrı, yeni ve serbest bir yol. Birlik hikaye. Bu coğrafyanın büyüklüğü ve dinamizmi Avrupa’ya sığmaz. Bu coğrafya yeni bir dünya kurulmasının öncüsü olabilir. Toplumsal genlerinde bu özelliği ve büyüklüğü taşıyor. Amerika’nın gelecek yüz yılda en önemli alternatifi bu coğrafyadan çıkacaktır. Bu ne Çin, ne Japonya ne de Rusya’dır.
- Gururum okşandı ya sağol. Hayali bile güzel.
- Sen hele bir hayal et, özgürleş ve serbest yaşam deneyimleri geliştir. Neler olacak göreceksin.
Ekrem Pehlivan
İlginizi çekerse diğer yazılarıma aşağıdaki adreslerde ulaşabilirsiniz..











