Yirmi Dokuzuncu Yazı
Soy Sop – Soyluluk ve Benim de Bir Soyağacım Var!
Ama Kimin Umurunda
Anlayan varsa beri gelsin.
Cumhuriyet Halk Fırkası mebuslarından bir hanımefendi, cumhur reisine öyle bir laf etti ki ortalık fena halde karışıverdi.
Meselenin geldiği noktayı hepimiz takip ettiğimiz için burada onlarca kez okuduğun, yüzlerce kez seyrettiğin, binlerce kez işittiğin bir konuyu bir daha yazarak vaktini alacak değilim ey okur! Sıkma canını!
Ancak bu soy ve sop işi o kadar önemlidir ki, bir insanın soyu ve sopu ile ilgili fikir beyan ederken hassas davranmakta fayda var. Gerçi iddiayı ortaya atan vekil, elinde belge olduğundan filan bahsediyor ve böylece bu meseleyi kapatmayacağının işaretlerini veriyor.
Bu arada Ceride-i Hürriyet’in bugünkü sayısında, aynı mebusun cumhur reisinin soyağacı açıklamasından tatmin olmadığı ve DNA testi istediği yönünde bir haber vardı ki, doğru ise iş gerçekten ilginç bir hal almaya başladı. Yine Ceride-i Hürriyet’in umumi matbuat müdürü de “işte benim de bir soyacağım var, onu da, aşağıdaki yazıyı okursan açıklıyorum” anlamına gelecek bir başlıkla kaleme aldığı yazısında aynı konuya temas etmiş. Yazının başlığına aldanıp heyecanla okuyorsunuz ve yazarın soyağacını açıklayacağını her geçen satır boşuna beklediğinizi anlıyorsunuz. Yazıyı bitirdiğinizde de “hepimiz insanız ne fark eder” mesajını alarak bir tuhaf oluyorsunuz. Bu mesajda hafif bir arabesk, biraz hümanizm, çokça da “ne olur ne olmaz orta yoldan zarar gelmez” felsefesinin etkilerini görüyor ve neşeleniyorsunuz. Ardından “ilahi, sürahi, çay bardağı... Ertuğrul hiç değişmeyeceksin değil mi?” diyerek demliğinize sarılıp çayın demini bardağa boşaltıyorsunuz!
Pek kıymetli okurlarım!
Hatırlarsanız, Hrant Dink cinayetinden sonra düzenlenen yürüyüşlerde, bir grup insan, ellerinde taşıdıkları dövizlere, “Hepimiz Ermeniyiz” diye yazmış, yazmakla kalmayıp ciddi ciddi bağırmışlardı da, dünyada işitmeyen kalmamıştı. İşte bu sloganı dillendirenler arasında bir grup aydın da vardı.
Aslında cumhur reisi ile vekil arasındaki bu tartışma, “Hepimiz Ermeniyiz” diyen bu bir grup “aydın!”ın, sanal ortamda efelenip, “madem Ermeniyiz o halde kendimizden özür dilemeliyiz” gibi tuhaf bir duruma yol açacak biçimde düzenledikleri özür kampanyasının uzantısı olarak devam ediyor. Daha da devam edeceğe benziyor.
Kıymetli okur! Bir kere bu “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağıranların her birinisin Ermeni olması matematiksel olarak mümkün değil. Ben kendimce bir olasılık hesabı yaptım ve gördüm ki bunların hepsinin birden Ermeni olması ihtimali, ihtimal dışı. Bir kere bu slogan bilime aykırı…
Kıymetli okur!
Hepimiz madem insanız ve madem ki geriye kalanların bir kısmı da “Ermeniyiz” diyor, söyleyecek çok şey olmaması gerekir. “Hayır kardeşim ben Ermeni değilim. Yedi göbekten Türk oğlu Türk’üm” diyen birine de “yok hayır inanmam, bir de DNA testi isterim” demenin espriden öte bir anlamı yok!
Efendim bu soy sop ve soyluluk işini İngilizler enteresan bir şekilde çözmüşler. Bir kere Lordlar Kamarası’nda ömür boyu oturup, memleketlerinin ve dünyanın akıbeti hakkında ahkâm kesen adamları var. Bu adamlar “ben şöyle soyluyum, ben böyle soyluyum, narin vücutlu, ince boyluyum” diyorlar ya, İngiltere’de İngiliz görmüş bir büyüğümüzün anlattığına göre, bunların çoğunun soyluluğu, kraliçenin adamlarının hinliğinden ileri geliyormuş. Büyüğümüzün anlattığına göre; kraliçe, hafif yaramazlık yapan ya da yaramazlık yapmaya meyyal, parası, pulu, geniş bir sülalesi ya da çok satan bir kitabı veya kaseti olan bir adamı yanına çağırıp, sarayda şöyle yirmi otuz dakika sürecek bir merasimle, önünde diz çöktürüp, kılıcını kınından sıyırıp, bu diz çöken adamın ya da kadının başına doğru uzatarak, “sizi sövalye ilan ediyorum, sizi lord ilan ediyorum, sizi şort ilan ediyorum” diyerek kontrol altına alıyormuş.
Aslında bizim de acilen böyle bir mekanizmaya ihtiyacımız var kıymetli okur!
Bakın bir milletin aydınları, evdeki kıza benzer. Sahip çıkmaz, iyi eğitmez, kontrol altında tutmazsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya. Ya da evin delikanlısına benzer. Kontrol altında tutmazsan ya davulcunun kızını alır ya da zurnacının.
Siz şimdi anladınız mı bir kısım aydının neden biz Ermeniyiz diye bağırdığını. Yok ki bir kraliçemiz, kılıcını başına değdirip, “hayır evladım sen bu dakikadan itibaren soylu bir Türk’sün, bu nedenle bu saatten sonra senden bütün dünya ürksün” deyiversin. Biraz arazi, bir şato, bir de göl kenarında malikane bağışlayıversin, bak ne Ermeniyim diyen aydın kalır ortada, ne de Rum’um. Hatta Ermeni ve Rum olanlar da “Hepimiz Türk’üz” deyip yollara dökülmezse ben yazar değilim.
MESEL: İtin dayısı olmaz.











