| Haberinizi Var mı, Çağın Değiştiğinden? |
|
|
|
| Yazar Hüseyin ERKAN |
| Perşembe, 04 Mart 2010 18:44 |
|
benim gibi düşünmeyenlerin bana düşündürdükleri bütün servetim Ahmet KORALTAN (Sadece Hayat) Geçen hafta, bende iz bırakan değerli konuklarımdan biri genç bir avukattı. “Dediğim dedik, çaldığım düdük” demeden, her ziyaretçimle günün konularına değiniyorum. Ben, fetva verirmişçesine konuşan değil, dinleyen rolüne soyunuyorum hep. Ara sıra sorular soruyorum yalnızca. “Öğrenmenin en sağlam yoludur soru sormak” derler. Sanırım, doğru bu söz… Zira ben çok şeyler öğreniyorum hâlâ, daha çok sorup daha çok dinledikçe. Bu gerçeği “doğa”ya, ya da Tanrı’ya bağlayarak açıklamak isteyenler: “Bir dil ve bir ağza karşılık iki kulak verilmesinin hikmeti budur.” derler. Yani: “İki dinle, bir konuş” Tanrı buyruğu imiş aslında. Tanrı buyruklarının birçoğu-nu yerine getirmesem de “İki dinle, bir konuş” emrini, “boynum kıldan ince” dercesine, “beş dinle, bir konuş” olarak fazlasıyla yerine getiriyorum ben. Böyle bir alışkanlığı ne zaman, nasıl edindim; bilemeyeceğim ama asla pişman deği-lim bu huyumdan. Neyse efendim, söz fazla uzadı, gelelim biz sadede: Evet, en başta da söylediğim gibi, geçen haftadaki konuklarımdan bende en fazla iz bırakanlardan biri genç bir avukattı. Hemşerim olur kendisi… Aksekili’dir yani. Sağ olsun, sık sık olmasa da, uğrar ara sıra. Bu gelişi, “Balyoz darbe plânı” iddiasıyla ilgili üst düzey komutanların, emekli ordu ve kuvvet komutanlarının gözaltına alınıp sorgulandığı günlere rastladı. Pek çok kişi, birçok köşe yazarı, televizyon sunucusu ve yorumcularının: “Bu kadar da olmaz! Koskoca kuvvet komutanları nasıl gözaltına alınırmış!” diye üzülüp büzülüp dururken: “-Ben hukuktan hiç anlamam. Ne diyorsun sen hemşerim bu işe?” diye sordum. “-Abiciğim, dedi; siz ne düşünüyorsunuz, bilmiyorum ama ben gerçek düşüncemi söyleyeyim size.” “-Elbette gerçek düşünceni öğrenmek isterim. Buyur hemşerim!” “-Sayın abiciğim; bir hukuk devletinde hiç kimse ve hiçbir zümre dokunulmaz değil-dir. Mademki, halkın oyu ile başa gelmiş bir iktidarı silah zoruyla devirerek yönetime el koymakla suçlanan bazı insanlar var… Ve üstelik elde bazı kanıtları, belgeleri de var…” “-Basından izlediğimiz kadarıyla öyle görünüyor.” “-Böyle bir iddia olduğuna göre, ülkenin polisi, savcısı bu iddiayı soruşturmak zo-rundadır. Yasalarımıza göre darbe yaparak hükümeti ve TBMM’yi görevini yapamaz duru-ma düşürmek suçtur.” “-Hem de ağır bir suç; değil mi?” “-Evet, gerçekten de ağır bir suç... Çünkü millet iradesiyle oluşmuş Meclis’i ve hü-kümeti feshetmek, millet iradesini tanımamak demektir. “Bundan sonra milletin dediği, halkın istediği değil; bizim dediğimiz, bizim istediğimiz olacak” demektir ki, bundan daha büyük, bundan daha ağır bir suç olabilir mi?” “-Ama bunu söyleyenler, ordu komutanlığına kadar yükselmiş paşalar ise, yine suç mudur?” “-Elbette… İster ordu komutanı olsun, ister kuvvet komutanı, ister Genelkurmay Baş-kanı… Bir hukuk devletinde yasalara göre suç oluşturan bir eylemi kim yaparsa yapsın, po-lisin ve savcının görevi onu yakalayıp mahkeme huzuruna çıkarmaktır.” “-Ancak her gözaltına alınan, her sorgusu yapılıp mahkemece tutuklanan, suçlu demek değildir; değil mi?” “-Aynen… Kim olursa olsun, neyle suçlanırsa suçlansın, yargıç kararıyla bile olsa, ne kadar tutuklu kalırsa kalsın, hakkında “suçludur” hükmü verilinceye kadar sanıktır o kişiler. O nedenle şu anda gözaltına alınan ve savcılıkça sorguları yapılan komutanlar, suçlu olduğu sanılan, suç işlediği iddia ve zannedilen sanık durumundadırlar. Suçlu mudur, değil midir; bu, yargılama sonunda anlaşılacak.” “-Pekiyi… Öyleyse neden bu çok normal ve yasalara uygun gözaltına alma ve sorgulamayı anormal görüp göstermeye çalışıyor pek çok kişi?” “-Bir- iki çok özel istisnayı saymazsak, böylesi ilk kez oluyor da onun için… Sonra, özellikle 27 Mayıs 1960’tan bu yana “askerler herkese dokunabilir ama hiç kimse askere dokunamaz” diye bir önyargı yerleştirilmiş kafalara… Ne yazık ki, benim de üyesi olduğum İstanbul Barosu’nun bugünkü yöneticileri de bu “önyargı” ile yorumluyor olayları. Dahası, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu oluşturan üyelerin çoğu da…” “-Danıştay’ın meslek okullarıyla ilgili olarak ÖSS konusunda YÖK’ün kararını iptal etmesine ne dersin?” “-Aslında Danıştay’ın YÖK kararını iptal etme yetkisi yok… Nitekim, on yıl önce a-çılan benzer bir davaya: “YÖK’ün verdiği bir kararı, bizim feshetme yetkimiz yoktur.” diye reddetmişti. On yıl önce meslek lisesi mezunları aleyhine alınan bir kararı bozma yetkisi ol-mayan Danıştay, bugün bu yetkiyi nerden bulmuş, nerden almıştır? Kaldı ki yargısal bir karar, hukuka uygun olsa bile, âdil olmayabilir. Sözgelişi Danıştay’ın YÖK kararını iptal eden hükmü, öğrenciler arasında adaletsizliğe, eşitsizliğe sebep olduğu için, pek çok insan gibi benim de vicdanımı kanatmıştır.” “-Neden böyle bir karar verdi, dersiniz, meslektaşınız yüksek hâkimler?” “-Ne yazık ki, şu anda görev yapan yüksek hâkimlerimizin büyük çoğunluğu 27 Mayıs darbecilerinin kafasıyla yetişmişlerdir. Yalnızca o pencereden bakarlar dünyaya. Doğru, yal-nızca o pencereden görünendir. Sizin başka pencerelerden gördüğünüz her şey, yanlıştır on-lara göre. Ben de o çarktan geçtim. Ben de o felsefeyle yetiştim. Ben de o kafadaki siyasilere, o görüşü savunan partilere oy verdim kaç seçimde. Ama ayağım suya erdi artık. Bir hâkimin, bir hukukçunun, bir siyasî partinin her “evet” dediğine “evet”, her “hayır” dediğine “hayır” demesi kadar mesleğimizi rencide eden başka ne olabilir?” Eski Van Savcısı Ferhat Sarıkaya’yı ve ünlü avukat Turgut Kazan’ı da sordum avukat hemşerime. Onlar için ne demiş olabileceğini de siz tahmin edin artık… Avukat hemşerimin ziyaretinden birkaç gün sonra, yazar Emre Aköz: “Çağın değiş-tiğini yüksek yargıya kim anlatacak?” diye soruyordu; Sabah gazetesindeki köşesinde. Gerçekten de hâlâ 27 Mayıs kafasıyla yaşayan bu insanlara kim anlatabilir, çağın çoktan değiştiğini?
Hüseyin ERKAN Dilem Yayınevi Genel Yönetmeni s:p} Bu makaleyi sitenize eklemek icin tiklayin.Makaleyi sitenize eklemek icin asagidaki kodu, kopyalayip, sayfanize yapistirin. Preview : Powered by QuoteThis © 2008 |
| Perşembe, 04 Mart 2010 18:50 tarihinde güncellendi |
Yorumunuzu ekleyin
Giriş Formu
Sözün Gücü
Kimler Sitede
Şu anda 60 ziyaretçi ve 1 üye çevrimiçi- türkan
Son Videolar
| Neredesin Sen - Neşet ERTAŞ 2010-03-08 20:57:30 |
| Kill The Messenger - Sibel EDMONDS 2010-03-08 19:09:11 |
| Bu Şehir Girdap Gülüm 2010-03-07 14:30:58 |
| Gokhan Kirdar - Yerine Sevemem 2010-03-07 14:15:50 |
| Zil Şal ve Gül - Nesrin SİPAHİ 2010-03-06 23:02:42 |
ANALİZ
Google Analytics Verilerine göre
9 Şubat 2006 / 8 Şubat 2010
tarihleri arasında
İDEAL DÜŞÜNCE'ye
97
farklı ülkeden
98242
kullanıcı
137782
ziyaret gerçekleştirmiş
369638
sayfayı görüntülemiş
ortalama olarak sitede
4 dakika 13 saniye
geçirmişlerdir.
İstatistikler
Üye : 119İçerik : 1871
Web Bağlantıları : 278






![]() | Bugün | 288 |
![]() | Dün | 700 |
![]() | Bu hafta | 3280 |
![]() | Geçen Hafta | 5303 |
![]() | Bu Ay | 8583 |
![]() | Geçen Ay | 4163 |
![]() | Toplam | 153087 |
IP: 38.107.191.103
,
Bugün: Mar 12, 2010




















