Söz(ün) “Mana”nın Kıyafetidir
Vedat ÖZCAN
Kaç kez yutkundun!
İç dünyanda, beyninde esen fırtınalar yüzünden kaç kez yutkundun?
Ne müthiş fikirler, ne hayran olunası düşünceler geçti aklından değil mi?
Ama büyük bir kısmını ifade etmekte zorlandın! Meramını anlatamadın. Söylediğinde seni yüceltecek o manayı ifade etmekte güçlük çektin.
Dehşetengiz kıvranışlar içinde buldun kendini. Bir süre sonra, ifade edememek, anlatamamak, uygun sözcükleri bulamamak, bulsan bile onları cümle haline getirememek, kabusa dönüştü. Anlatamamak ise anlaşılmamaya… Uykudan yeni uyanmış yedi uyurun, gerçeği öğrendiği zaman şaşkınlığa düşen yedincisi gibi hissettin kendini.
Çünkü asırlar önce, o manayı yaşadığın hayata taşıyacak birikimini, o muhteşem mazini terk etmiştin.
Mutedil bir yokuşu tırmanan her beden gibi, farkına varmadan yorgun düştü düşüncelerin. Çok yavaştın ve ağır adımlarla ilerlersem yorulmam diyordun. Ama düşündüğün gibi olmadı.
Çok yorgunsun güzel ülkem!
Çünkü manayı ifade edebilecek, tüm görkemiyle gözler önüne serebilecek bir hazinen yok artık.
Ey benim yorgun ve güzel ülkem!
Mana(ya)na uygun bir kıyafet bulduğun zaman, sözlerin görkemli olacak. Sözünü işiten herkesi ve her coğrafyayı hayretten hayrete düşüreceksin. Hayran olunası bir dünyanın temsilcisi olacaksın. Ve o zaman sen de şahit olacak ve şaşıracaksın sözünün görkemine.
O kadar yorgunsun ki güzel ülkem!
O kadar yorgunsun ki!
Mutedil bir yokuşu çıkan her beden gibi, yorgunluğunu, yokuşun sonunda hissediyorsun.
Çünkü seni sen yapan “mana”yı ifade etme cesaretini gösteremedin. Ve belki de o beceriyi yitirdin.
Bu cesareti gösteremediğin, bu becerini sergileyemediğin sürece de sorunlarınla boğuşmaya devam edeceksin!
Üzgünüm güzel ülkem!
Söyleyecek sözü olmayanın, manası boşluktadır. Manasına giydirebileceği bir kıyafeti olmayan da çırılçıplak ortada kalır. Benim yorgun ve güzel ülkem! Sen de biliyorsun ki bu coğrafyada hiç kimse çıplak çıkamaz sokağa.
Üzgünüm güzel ülkem!
“Söz”ün “öz”ünden ayrı düştü.
Canımı yakan, beni yaralayan, kâbustan kâbusa sürükleyen hakikat budur!
“Söz”ün “öz”ünden ayrı düştü.
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız











