|
Ramazan ayı süresince yetersiz, bilinçsiz ve dengesiz
beslenme
başta diyabet, kalp ve hipertansiyon hastaları olmak
üzere birçok kişide bir takım sağlık sorunlarına
yol açmaktadır .
Ramazan ayında 3 öğün beslenme düzeni 2 öğün olarak
değiştiğinden iftar ve sahur arasına ara öğünler
konulmalıdır. Bu ara öğün ağır bir yemek değil, meyve ya
da süt tatlıları gibi hafif gıdalardan oluşmalıdır.
Aşırı tatlı besinlerden uzak durulmalı, kolay
hazmedilen, mide-bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen
sebze, meyve ve kepekli ekmek gibi posalı besinler
tercih edilmelidir.
Gün boyu aç kalınacağı düşüncesiyle sahurda gereğinden
fazla yemek, hazımsızlık, mide ağrısı, kabızlık, kan
şekeri ve tansiyonda ani yükselmelere neden
olabilmektedir. İftar ve sahurda yavaş yavaş ve azar
azar yemek yenilmesi, yemeklerin ağızda iyi çiğnenmesi
gerekir. Beyindeki doyma merkezi kan şekerinin belli bir
yüksekliğe ulaşmasıyla uyarılır. Ancak yenilen besinin
kan şekerini yükseltmesi biraz zaman alır. Dolayısıyla
yemekten doymadan kalkan biri belli bir süre sonra
tokluk hissedecektir.
Sahura kalkmadan oruç tutmak halsizlik, baş ağrısı,
yorgunluk, tansiyon ve kan şekerinin düşmesi,
verimsizlik, depresyon, konsantrasyon güçlüğü ve
dikkatte azalmaya neden olur. Sahur yemeğinde midenin
boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren; yumurta,
süt, yoğurt, peynir, nohut, mercimek gibi gıdalar tercih
edilmeli, aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemeklerden
kaçınılmalıdır.
İftar yemeğinde, çok sıcak ya da çok soğuk olmayan
hafif bir çorba ve ardından fazla yağlı olmayan bir
sebze yemeği ve yoğurt sağlıklı ve dengeli bir mönü
olacaktır. Tatlı olarak sütlaç, keşkül, güllaç gibi süt
tatlıları tercih edilmelidir.
Böbrek sağlığı açısından da iftarla sahur arasında bol
su içilmelidir. Bu miktar en az 10 su bardağı olmalıdır.
Özellikle böbrek taşı olan hastalar bol su içmeli ve
taşlarını düşürene kadar oruç tutmamalıdır. Bol su içmek
sadece böbrek sağlığı için değil bir çok açıdan
gereklidir. Evet, su şifadır; hele bu su Gürlevik suyu
olursa...
|