|
Özet
Kuşkusuz nüfus
hareketleri beraberinde sosyal değişmeyi de getirir.
Sosyal bir realite olan, sosyal değişmeyi iyi analiz
etmeden tedbir almak mümkün değildir. Sosyal değişmeyi
iyi bir şekilde analiz edebilmek için şu unsurları göz
önünde bulundurmamız gerekir. Zaman, çevre ve insan
unsuru. Bu çalışmamız nüfus hareketlerinin sebebiyet
verdiği problemleri, insanoğlunun en az hasarla
atlatması amacı güderek kaleme alınmıştır.
Anahtar Kelimeler
Sosyal değişim, din, göç,
nüfus hareketleri, sosyal çevre, coğrafi çevre,
teknolojik faktör, sanayi devrimi, çekirdek aile, kent
Abstract
Population movements are
one of the important social change factor that’s why
social change should be analyzed in this concept frame.
In that analyze, time, environment and human factors
should be taken into consideration.
Key Words
Social change, religion,
migration, population mowement, social environment,
geographical environment, technological factor,
industrial revolation, nuclear family, city.
Sosyal Değişme
Değişme “bir durumdan
başka bir durumu geçişi ifade etmektedir.” Memleket
durumunun korunması statik olmak manasına gelmektedir ki
zaman içinde böyle bir özelliğin korunması zordur.
Genellikle değişme hükmünü varlıklarla ifade etmektedir.
Bu zaviyeden değişme kişisel ve toplumsal planda
kendisini gösterir. Değişime uğrayan bir canlı değişimin
olmadığı bir topluluğu farz etmek kabil değildir (Doğan,
1995: 178). Sosyal değişme farklı zaman dilimlerinde
sosyal yapı unsurlarında ortaya çıkan nitelik ve nicelik
farklılaşmasıdır (Erkal, 2000: 219). Değişme devamlılık
gösteren bir süreçtir. Bazen yavaş bazen hızlı
değişmelerle gelecek nesillere aktarılan kültür,
kişilerde ve toplumun kendisinde farklılaşmalara
sebebiyet verir. Değişme hızı, cemiyetten cemiyete
değişiklik arz eder. Geleneksel toplumlarda değişim daha
yavaş olurken, endüstrileşme yolunda olan topluluklarda
daha süratli olmaktadır (Özkalp, 1995: 263). Sosyal
değişmede değer hükmü, müsbet veya menfi olmaya doğru
bir farklılaşma müşarünileyh değildir. Sosyal terakki ve
sosyal gerileme sadece bir değişim olarak telakki
edilebilir. Mesela orta sınıfların çöküşü, mülkiyetin
zedelenmesi veya yok olması işçi sınıfının toplumdan
ayrı olarak sınıf şuuru ve topluma düşmanlık
duygularıyla proleterleşmesi, sınıf esasına dayanan
çatışmalar, Marksist düşünce sisteminde değişme ve
ilerleme sayıldığı halde aynı olaylar demokrasi ile
yönetilen toplumlarda gerileme veya çözülme olarak da
nitelendirilebilmektedir (Dönmezer, 1994: 400).
Sosyal Değişme Uzmanları
Şu Konuları İnceler
1.
Nüfus hareketleri
2.
Gelenek ve göreneklerin
değişmesi
3.
Rol ve statülerdeki
değişmeler
4.
Yeni liderlerin ve
ideolojilerin ortaya çıkması
5.
Keşif ve icatlar
6.
Ekonomik varlıklardaki
değişimler
7.
Diplomatik ilişkiler
8.
Rejim değişikliği
9.
Eğitim kurumlarındaki
değişmeler
10.
Kitle değişim
sistemlerindeki değişimler
11.
Aile ve akrabalık
ilişkilerindeki değişimler
12.
Teknolojik değişmeler
Sosyal değişmeyi iyi bir
şekilde analiz edebilmek için bazı unsurları mütalaa
etmemiz gerekmektedir. Örneğin, zaman, çevre ve insan
unsurlar vs. (Tezcan, 1984: 4-5-6).
Bu üç unsurun bir arada
bulunuşu değişimin olabilmesini gerektiren şartlardır.
Binaenaleyh değişim her hangi bir zamanda ve her hangi
bir mekanda bazı insanlarla tezahür etmektedir.
Sosyologlar sosyal değişme kurumlarını da şöylece
sıralamaktadırlar:
a)
Çatışmacı kuram
b)
Devri dalgalı kuram
c)
Yapısal fonksiyonel
kuram
d)
Evrimci kuram
Topluluklar önceleri
kabileler şeklinde yaşamlarını sürdürürken, gelişme ve
değişimleri sayesindedir ki birer millet haline
gelebilmekte, iç yapısı değişmekte ve
karmaşıklaşmaktadır. Bilahare endüstriyel topluma
kavuşabilmektedir. İbni Haldun sosyal değişmeyi üç
kavramla ilgili determine ilişkilere bağlamıştır. Bu üç
kavram “ümran”, “asabiyet”, “tavırlar”dır. “Ümran”,
kavramı ile ilgili açıklamalarında maddi iktisadi bir
determinizm görülmüştür. Çünkü ümranla medeniyet ve
medeni yaşayışı keşfeder. Ümranı da ikiye ayırmıştır.
Birincisi “bedevi” yani ilkel, göçebe, yerleşik olarak
yaşamalarına rağmen, iş bölümü ve farklılaşmanın
görülmediği, zanaatların gelişmediği insan topluluğudur.
İkincisi ise “hazari” yani medeni, gelişmiş, yerleşik
hayata geçmiş fazla üretebilen, refah seviyesi yüksek
cemiyet tipidir (Erkal, 2000: 224).
|